Aramak

TümMedyaİnsanlarTopluluklarGönderilerListeler
Kapan posteri

Kapan

2017

GizemGerilimKorku

Chris Washington, kız arkadaşı Rose Armitage ile uzak mesafe ilişkisi yaşayan bir gençtir. Bir gün Rose, Chris’i hafta sonu kaçamağı için ailesinin evine çağırır. Rose’un annesi Missy ve babası Dean de onlara katılır. Başta Chris, Rose’un ailesinden güzel tepki almasına şaşırır, bir yandan da kıllanır. Çünkü dönem gereği bir beyaz ve siyahinin ilişkisine sıcak bakılmamaktadır. Bu durum kafasını karıştırırken bir yandan da evde siyahi kişilerin bir bir kaybolduğunu öğrenmesi onu bir bilinmezliğe doğru itecek ve gerçeklerle yüzleştirecektir.

Menajerimi Arayın! (Film) posteri

Menajerimi Arayın! (Film)

2026

KomediDram

ASK ajansının kapanmasından beş yıl sonra, ilk filminin çekimlerine günler kala başrol oyuncusunu kaybeden Andréa, her şeyi göze alarak eski ekibini tekrar bir araya getirir.

Carrie: Günah Tohumu posteri

Carrie: Günah Tohumu

1976

GerilimKorku

Sınıf arkadaşlarının acımasız zorbalığı ile aşırı dindar annesinin psikolojik şiddeti arasında sıkışıp kalan içine kapanık Carrie, doğaüstü güçlerini keşfettikçe olaylar kontrolden çıkar ve çevresindekiler için karanlık, kanlı bir kabusa dönüşür.

Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu posteri

Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu

2007

FantastikMaceraAksiyon

Önceki filmde Kaptan Jack Sparrow, Davy Jones'un sandığında kapana kısılmıştır. Will Turner ve Elizabeth Swann, efsanevi Kaptan Barbossa'nın yardımıyla Jack'i kurtarmak ve Davy Jones'un hayalet gemisi Uçan Hollandalı'nın lanetinden kurtulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar. Bu kez, korsanlar Doğu Hindistan Ticaret Şirketi'nin acımasız lideri Lord Cutler Beckett'a karşı savaşıyor. Beckett, Davy Jones'u kontrol ederek denizlere hükmetmeyi amaçlar. Will, Elizabeth ve Barbossa, Jack'i kurtarmak ve korsanlar arasındaki birliği sağlamak için egzotik ve tehlikeli yerlerde dolaşırlar. Yolculukları sırasında, korsan lordları toplamak ve bir araya getirerek korsanların geleceğini belirlemek zorunda kalırlar.

Amatör posteri

Amatör

2025

AksiyonGerilim

Filmde Rami Melik, Charlie Heller adında zeki ancak içine kapanık bir deşifre uzmanını canlandırıyor. Langley'deki CIA merkezi binasında bodrum katındaki ofisinde çalışan Heller'ın hayatı, Londra'daki bir terörist saldırısında karısının öldürülmesinin ardından altüst olur. Yetkililerin harekete geçmeyi reddetmesi üzerine Charlie, işleri kendi eline alır ve sorumluları bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Zekası, peşinden koşanlardan kaçmak ve intikamını almak için en güçlü silahı olacaktır.

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi posteri

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi

2026

Korku

Kocasını kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadın, eşinin ailesiyle birlikte onların şehirden izole, ıssız evine sığınır. Ancak bu sığınak, karanlık güçlerin devreye girmesiyle kısa sürede kanlı bir kapana dönüşür. Aile üyeleri birer birer dehşet verici Deadite'lara dönüşüp bu buluşmayı bir cehennem toplantısına çevirirken; genç kadın, yaşarken edilen yeminlerin ölümden sonra bile nefes almaya devam ettiğini en kanlı şekilde öğrenecektir.

Daryl Hannah fotoğrafı

Daryl Hannah

Oyuncu kadrosu · Kill Bill: Vol. 2, Kill Bill: Vol. 1, Bıçak Sırtı olarak bilinir

Daryl Christine Hannah, 3 Aralık 1960 tarihinde Chicago, Illinois, ABD'de dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarında uykusuzluk çeken ve otizm spektrumunda (Asperger sendromu) olduğu teşhis edilen Hannah, içine kapanık doğasını aşmak için sinemaya ve oyunculuğa yöneldi. Chicago'daki prestijli Goodman Tiyatrosu'nda ve daha sonra Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde (USC) tiyatro ve sinema eğitimi aldı. Sinema dünyasına ilk adımını, usta yönetmen Brian De Palma'nın doğaüstü gerilim filmi "The Fury" (1978) ile figüran olarak attı. Kısa bir süre sonra, Kim Basinger ile birlikte rol aldığı "Hard Country" (1981) filminde dikkat çekmeye başladı. Kariyerindeki ilk büyük kırılma noktası ve onu bir bilimkurgu ikonuna dönüştüren rol, Ridley Scott'ın yönettiği efsanevi başyapıt "Bıçak Sırtı" (Blade Runner) (1982) filminde canlandırdığı akrobatik ve tehlikeli replicant Pris karakteri oldu. Bu kült filmin ardından, Tom Hanks ile başrolü paylaştığı ve Ron Howard'ın yönettiği hit romantik komedi "Deniz Kızı" (Splash) (1984) filmindeki Madison rolüyle uluslararası bir yıldıza dönüştü. 1980'lerin sonlarına doğru Hollywood'un en parlak kadın başrol oyuncularından biri olarak; Steve Martin ile sevilen komedi "Roxanne" (1987), Oliver Stone imzalı finansal drama "Borsa" (Wall Street) (1987) ve yıldızlarla dolu bir kadroya sahip dokunaklı drama "Çelik Manolyalar" (Steel Magnolias) (1989) filmindeki çekingen Annelle rolüyle geniş bir yelpazede yeteneğini sergiledi. 1990'lı yıllarda, Jack Lemmon ve Walter Matthau'nun efsanevi ikilisini bir araya getiren komedi klasiği "İki İnatçı İhtiyar" (Grumpy Old Men) (1993) ve "Daha İnatçı İhtiyarlar" (Grumpier Old Men) (1995) filmlerinde Melanie Gustafson karakteriyle beğeni topladı. 2000'li yıllara gelindiğinde kariyerine yepyeni ve sert bir ivme kazandıran proje, Quentin Tarantino'nun unutulmaz intikam destanı "Kill Bill: Vol. 1" (2003) ve "Kill Bill: Vol. 2" (2004) oldu. Göz bandı ve acımasız tavırlarıyla hafızalara kazınan ölümcül suikastçı Elle Driver (California Mountain Snake) rolü, ona modern aksiyon sinemasında kült bir statü daha kazandırdı. Son yıllarda Lana ve Lilly Wachowski'nin yaratıcısı olduğu, küresel çapta büyük bir hayran kitlesi edinen Netflix bilimkurgu dizisi "Sense8" (2015-2018) projesinde "sensate" kümesinin annesi konumundaki Angelica Turing karakterine hayat vererek ekranda güçlü bir varlık gösterdi. Oyunculuk kariyerinin yanı sıra, hayatını iklim krizine dikkat çekmeye ve sürdürülebilir yaşama adamış tutkulu bir çevre aktivistidir ve bu uğurda katıldığı sivil itaatsizlik eylemleriyle sık sık gündeme gelmektedir. Ayrıca yönetmenlik alanında da denemeler yapan ve 2018 yılında efsanevi müzisyen Neil Young ile evlenen Daryl Hannah, bağımsız yapımlarda ve çevre temalı belgesel projelerinde aktif olarak yer almaya devam etmektedir.

Meg: Derinlerdeki Dehşet posteri

Meg: Derinlerdeki Dehşet

2018

Bilim-KurguAksiyonKorku

Uluslararası bir deniz altı gözlem programının parçası olan derin deniz sualtısı, soyunun çoktan tükenmiş olduğu düşünülen büyük bir yaratık tarafından saldırıya uğrar. Hasar gören denizaltı, mürettebatı içeride kapana kısılmış bir halde, Pasifik Okyanusu'nun en derin yerinde durmaktadır. Vizyoner Çin okyanus bilimcisi, kızı Suyin'in gönülsüzlüğüne rağmen, mürettebatı kurtarması için uzman derin deniz kurtarma dalgıcı Jonas Taylor'ı tutar. Taylor sualtının çevresinde süzülen bu canavarla daha önce de karşılaşmıştır; tarih öncesinden kalan ve iki buçuk milyar yıl önce soyunun tükendiği zannedilen, 23 metrelik bir Megalodon.

Laurence Olivier fotoğrafı

Laurence Olivier

Laurence Kerr Olivier, 22 Mayıs 1907 tarihinde Dorking, Surrey, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Bir Anglikan rahibinin oğlu olan Olivier, babasının teşvikiyle çocuk yaşta sahne sanatlarına yöneldi. Annesini erken yaşta kaybetmenin getirdiği derin etkiyle içine kapanık bir çocukluk geçirse de, oyunculuk yeteneği okul yıllarında parlamaya başladı. Londra'daki Central School of Speech Training and Dramatic Art'ta eğitim aldıktan sonra, 1920'lerin sonunda Birmingham Repertory Theatre'a katılarak profesyonel kariyerine adım attı. 1930'larda Noel Coward'ın "Private Lives" oyunundaki başarısı ve Old Vic Tiyatrosu'ndaki döneminde sergilediği Shakespeare performansları, onu İngiliz tiyatrosunun en parlak yıldızı haline getirdi. Sahnedeki fiziksel enerjisi, sesini kullanmadaki ustalığı ve klasik metinlere getirdiği modern yorumlarla "20. yüzyılın en büyük tiyatro oyuncusu" olarak anılmaya başlandı. Sinemadaki ilk deneyimlerinde tiyatro tekniğini perdeye aktarmakta zorlansa da, 1939 yapımı "Uğultulu Tepeler" (Wuthering Heights) filmindeki Heathcliff rolüyle bu engeli aştı ve Hollywood'da büyük bir yıldıza dönüştü. Bunu Alfred Hitchcock'un "Rebecca" (1940) ve "Gurur ve Önyargı" (1940) filmleri izledi. Olivier'nin sinema tarihindeki en büyük devrimi ise Shakespeare uyarlamalarıyla gerçekleşti. Yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği "V. Henry" (1944) ile özel bir Akademi Ödülü kazandı. Ancak asıl büyük zaferi, hem yönetip hem oynadığı 1948 yapımı "Hamlet" oldu. Bu filmle "En İyi Film" ve "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar'larını aynı anda kazanan ilk kişi olarak tarihe geçti. 1955 yapımı "III. Richard" ise birçok eleştirmen tarafından onun en iyi Shakespeare yorumu olarak kabul edildi. 1963 yılında İngiltere'nin en prestijli sanat kurumu olan National Theatre'ın (Ulusal Tiyatro) kurucu sanat yönetmeni oldu. Burada on yıl boyunca görev yaparak Maggie Smith, Robert Stephens ve Anthony Hopkins gibi geleceğin efsanelerini bünyesine kattı ve modern İngiliz tiyatrosunun şekillenmesinde kilit rol oynadı. Kariyerinin sonraki dönemlerinde, John Osborne'un "The Entertainer" (1960) filmindeki Archie Rice rolüyle "öfkeli genç adam" akımına ayak uydurarak yeteneğinin çok yönlülüğünü kanıtladı. 1970'lerde ise "Marathon Man" (1976) filmindeki korkutucu Nazi diş doktoru Dr. Christian Szell rolüyle hafızalara kazındı ve bir Oscar adaylığı daha elde etti. Kariyeri boyunca dört Oscar (biri onur ödülü), beş Emmy ve üç Altın Küre kazanan Olivier, 1947'de "Sir" unvanıyla şövalye ilan edildi ve 1970'te baro unvanı alarak Lordlar Kamarası'na giren ilk aktör oldu. Sinema ve tiyatro tarihinin bu anıtsal ismi, 11 Temmuz 1989 tarihinde Steyning, Batı Sussex'teki evinde böbrek yetmezliği ve dermatomiyozit hastalığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle uykusunda hayatını kaybetmiştir.

Cuba Gooding Jr. fotoğrafı

Cuba Gooding Jr.

Oyuncu kadrosu · Amerikan Gangsteri, Kahraman İnekler, MacGyver olarak bilinir

Cuba Gooding Jr., 2 Ocak 1968 tarihinde The Bronx, New York, ABD'de dünyaya gelmiştir. Ünlü R&B grubu The Main Ingredient'in solisti Cuba Gooding Sr. ve şarkıcı Shirley Sullivan'ın oğlu olan Gooding, sanatın ve müziğin içinde doğdu. Ailesi, babasının müzik kariyerindeki başarısı nedeniyle 1972'de Los Angeles'a taşındı, ancak kısa süre sonra babasının aileyi terk etmesiyle annesi tarafından büyütüldü. Gençlik yıllarında breakdans ile ilgilenen ve 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nın kapanış töreninde Lionel Richie'nin arkasında sahne alan Gooding, çeşitli liselerde eğitim gördükten sonra Japon dövüş sanatlarına yöneldi. Oyunculuk kariyerine 1980'lerin sonlarında reklam filmlerinde ve "Hill Street Blues", "MacGyver" gibi popüler dizilerde küçük konuk roller alarak başladı. Sinemadaki ilk deneyimi, Eddie Murphy'nin başrolde olduğu komedi klasiği "Amerika Rüyası" (Coming to America) (1988) filminde berber koltuğunda oturan bir genci canlandırdığı çok kısa bir roldü. Onu Hollywood'un radarına sokan ve kariyerindeki ilk büyük kırılmayı yaşatan proje ise John Singleton'ın yazıp yönettiği, sinema tarihine geçen başyapıt "Boyz n the Hood" (1991) oldu. Tre Styles karakterini canlandırdığı bu filmdeki etkileyici ve dramatik performansı, onu umut vadeden genç yetenekler arasına taşıdı. Bu başarının ardından "Birkaç İyi Adam" (A Few Good Men) (1992) ve "Salgın" (Outbreak) (1995) gibi gişe rekortmeni prestijli yapımlarda yardımcı rollerde yer alarak sektördeki yerini sağlamlaştırdı. Cuba Gooding Jr.'ı küresel bir yıldıza dönüştüren ve sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran yapım, Tom Cruise ile başrolü paylaştığı 1996 yapımı "Yeni Bir Başlangıç" (Jerry Maguire) oldu. Kendine aşırı güvenen, kibirli ama bir o kadar da karizmatik Amerikan futbolu oyuncusu Rod Tidwell karakterine hayat verdiği bu film, ona En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü (Oscar) kazandırdı. Filmdeki ikonik "Bana parayı göster!" (Show me the money!) repliği ve enerjik performansı, popüler kültürün unutulmaz anları arasına girdi. Oscar zaferinin ardından kariyeri ivme kazanan aktör; "Benden Bu Kadar" (As Good as It Gets) (1997), Robert De Niro ile başrolü paylaştığı "Onurlu Bir Adam" (Men of Honor) (2000), "Pearl Harbor" (2001) ve zihinsel engelli bir genci canlandırdığı "Radyo" (Radio) (2003) gibi çok konuşulan filmlerde rol aldı. 2000'lerin sonlarına doğru kariyeri daha çok bağımsız ve doğrudan videoya çıkan aksiyon filmlerine kaysa da, ilerleyen yıllarda "Başkanların Hizmetkarı" (The Butler) (2013) ve "Özgürlük Yürüyüşü" (Selma) (2014) gibi önemli tarihi dramalarla ana akım sinemaya güçlü ve saygın bir dönüş yaptı. Televizyon dünyasındaki en büyük başarısını, eleştirmenlerce ayakta alkışlanan "The People v. O. J. Simpson: American Crime Story" (2016) dizisinde O.J. Simpson'ı canlandırarak yakaladı ve bu zorlu rolle Emmy Ödülü'ne aday gösterildi. Aynı yıl popüler korku antolojisi "American Horror Story: Roanoke" sezonunda da ana kadroda yer aldı. Oyunculuğun yanı sıra 2018 yılında "Bayou Caviar" adlı suç dramasıyla ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesini gerçekleştiren Gooding, aynı zamanda Broadway ve Londra'nın ünlü West End sahnelerinde tiyatro oyunlarında rol alarak çok yönlü sanatçı kimliğini kanıtlamış tecrübeli bir Hollywood ismidir.

Desmond Harrington fotoğrafı

Desmond Harrington

Oyuncu kadrosu · Dexter, Elementary olarak bilinir

Desmond Harrington, 19 Ekim 1976'da Savannah, Georgia'da dünyaya gelmiş, ancak çocukluğu ve gençliği New York'un Bronx bölgesinde geçmiş Amerikalı bir aktördür. Liseden sonra oyunculuk kariyerine yönelmeden önce barmenlik ve inşaat işçiliği gibi çeşitli işlerde çalıştı. Bir iş arkadaşının tavsiyesiyle oyunculuk dersleri almaya karar verdi ve New York'taki HB Studio'da eğitim gördü. Profesyonel kariyerindeki ilk önemli adımını, ünlü yönetmen Luc Besson'un yönettiği tarihi epik film "The Messenger: The Story of Joan of Arc" (1999) ile attı. Bu filmdeki rolü, ona uluslararası bir yapımda yer alma fırsatı sundu. 2000'lerin başında ise özellikle gerilim ve korku türündeki filmlerle adını duyurdu. "The Hole" (2001) adlı psikolojik gerilim filmi, "Hayalet Gemi" (Ghost Ship) (2002) adlı doğaüstü korku filmi ve "Korku Kapanı" (Wrong Turn) (2003) adlı slasher filmindeki başrolleriyle, dönemin korku sinemasının tanınan yüzlerinden biri haline geldi. Ancak Desmond Harrington'a kariyerindeki en büyük ve en yaygın tanınırlığı getiren rol, Showtime kanalının dünya çapında fenomen olan dizisi "Dexter"daki Dedektif Joseph "Joey" Quinn karakteri oldu. Diziye üçüncü sezonda (2008) katılan ve dördüncü sezondan itibaren ana kadroya dahil olan Harrington, ahlaki olarak gri bir alanda duran, zaman zaman Dexter Morgan'dan şüphelenen ve Debra Morgan ile çalkantılı bir ilişki yaşayan Quinn karakterini, dizinin 2013'teki orijinal finaline kadar başarıyla canlandırdı. Bu rol, onu milyonlarca izleyicinin tanıdığı bir isim yaptı. "Dexter"daki başarısının yanı sıra, sevilen gençlik dizisi "Gossip Girl"de Chuck Bass'in manipülatif amcası Jack Bass karakteriyle de akıllarda kalıcı bir performans sergiledi. Ayrıca, Christopher Nolan'ın gişe rekortmeni filmi "The Dark Knight Rises" (2012) filminde küçük ama dikkat çeken bir rolde yer aldı ve "Elementary" dizisinde de tekrar eden bir rolle izleyici karşısına çıktı. Kariyeri boyunca sergilediği yoğun ve karizmatik performanslarla tanınan Desmond Harrington, özellikle korku türündeki ilk çıkışları ve "Dexter" dizisindeki ikonik rolüyle televizyon ve sinema dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiştir.

Once Upon a Time posteri

Once Upon a Time

2011

DramBilim Kurgu & Fantazi

Hepsi sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar… Ya da herkesin bu cümleye inanması sağlandı. Şimdi 28 yaşında olan Emma Swan kendisine nasıl bakacağını biliyor çünkü bebekken terk edildiğinden beri o bunu zaten yapıyor ama onunda yıllar önce terk ettiği oğlu onu tekrar buluyor ve işte her şey burada değişmeye başlıyor. Henry şimdi 10 yaşında ve Emma’nın yardımına muhtaç. Çünkü Henry aslında Emma’nın alternatif bir dünyadan geldiğine ve Pamuk Prenses ve yakışıklı Prens’in kızı olduğunu inanıyor. Sahip olduğu masallar kitabına göre, onu Korkunç Cadı’nın lanetinden korumak için başka bir diyara göndermeleri gerekiyordu bu sayede cadı masallar ülkesinde kapana kısılmış, zamanda donmuş olacaktı ama tabi ki Emma bu hikâyenin bir kelimesine bile inanmamaktadır. Emma bu küçük çocuğu alıp yaşadığı yer olan Storybrooke’a götürür fakat Henry’nin durumuna endişelendiğini için bir süre orda kalmaya karar verir. Orda geçirdiği zamanda Storybrooke’ta çok daha değişik şeyler döndüğünden şüphelenecektir. Orası sihrin unutulduğu ama gücünün de çok yakında hissedildiği, tüm masal karakterlerinin yaşadığı ama bir zamanlar kim olduklarını hatırlamadıkları bir yerdir. Tüm dünyaların geleceğe dair verecekleri bu epik savaşta Emma’nın kaderini kabullenmesi ve çalgınlar gibi savaşması gerekmektedir.

Lou Ferrigno fotoğrafı

Lou Ferrigno

Oyuncu kadrosu · The Incredible Hulk, The King of Queens olarak bilinir

Louis Jude "Lou" Ferrigno, 9 Kasım 1951 tarihinde Brooklyn, New York, ABD'de dünyaya gelmiştir. İtalyan-Amerikan bir ailenin çocuğu olan Ferrigno, henüz bebekken geçirdiği bir kulak enfeksiyonu nedeniyle işitme duyusunu büyük ölçüde kaybetmiştir. Bu durum, çocukluk yıllarında utangaç ve içine kapanık bir yapıya sahip olmasına neden oldu. Kendini savunmak ve daha güçlü olmak amacıyla 13 yaşında vücut geliştirme sporuna başladı. Steve Reeves gibi vücut geliştirme ikonlarından ilham alan Ferrigno, bu sporu bir tutku haline getirdi. Disiplinli ve yoğun çalışmaları sonucunda 1970'lerin başında vücut geliştirme dünyasının en tanınan isimlerinden biri haline geldi. 1973'te IFBB Mr. America ve ardından IFBB Mr. Universe unvanlarını kazandı. 1974'te Mr. Universe unvanını koruyarak bu başarıyı üst üste iki kez elde eden tek kişi oldu. 1975 yılında, Arnold Schwarzenegger ile olan rekabetini konu alan ve vücut geliştirme sporunu geniş kitlelere tanıtan efsanevi belgesel "Pumping Iron"da yer aldı. Bu belgesel, onun hem sporcu kimliğini hem de kişiliğini gözler önüne sererek popülaritesini artırdı. Vücut geliştirme kariyerindeki başarısı ve etkileyici fiziği, ona Hollywood'un kapılarını açtı. 1977 yılında, kariyerini ve hayatını tamamen değiştirecek olan bir rol için seçildi. CBS kanalında yayınlanan "The Incredible Hulk" (1977-1982) adlı televizyon dizisinde, Dr. David Banner'ın (Bill Bixby) öfkelendiğinde dönüştüğü yeşil dev Hulk karakterini canlandırdı. Neredeyse hiç diyalogu olmamasına rağmen, Ferrigno'nun canavar makyajı altındaki fiziksel performansı, karakterin hem korkutucu hem de trajik doğasını mükemmel bir şekilde yansıtmasını sağladı. Dizi dünya çapında büyük bir fenomen haline geldi ve Lou Ferrigno'nun adı, Hulk karakteriyle kalıcı olarak özdeşleşti. Dizi sona erdikten sonra da "The Incredible Hulk Returns" (1988), "The Trial of the Incredible Hulk" (1989) ve "The Death of the Incredible Hulk" (1990) gibi televizyon filmlerinde rolü tekrarladı. "The Incredible Hulk" sonrası dönemde de oyunculuk kariyerine devam eden Ferrigno, 1983 yapımı "Herkül" (Hercules) ve devam filminde başrol oynadı. 2000'li yıllarda popüler komedi dizisi "The King of Queens"te kendisinin kurgusal bir versiyonunu canlandırarak komediye olan yatkınlığını da gösterdi. Hulk karakteriyle olan bağı hiçbir zaman kopmadı. Marvel Sinema Evreni'ndeki "The Incredible Hulk" (2008), "The Avengers" (2012) ve "Avengers: Age of Ultron" (2015) gibi filmlerde Hulk karakterinin kükremeleri ve hırıltıları için seslendirme yaparak karaktere olan bağlılığını sürdürdü. Aynı zamanda kişisel antrenörlük ve motivasyon konuşmacılığı da yapan Ferrigno, fitness ve sağlık konularında ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Texas Battle fotoğrafı

Texas Battle

Texas Quency Battle, 9 Ağustos 1980 tarihinde Houston, Teksas, ABD'de dünyaya gelmiştir. Adını doğduğu eyaletten alan Battle, başlangıçta farklı bir kariyer yolu çizmişti. Houston Üniversitesi'nde kinesiyoloji (hareket bilimi) üzerine eğitim aldıktan sonra Los Angeles'a taşınarak oyunculuk hayalinin peşinden gitmeye karar verdi. Kariyerine 2000'lerin ortalarında başlayan Battle, ilk dikkat çeken rollerinden birini 2005 yapımı, Samuel L. Jackson'ın başrolünde olduğu beğenilen spor draması "Koç Carter" (Coach Carter) filminde oynadı. Bu film, ona Hollywood'da kapıları araladı. Ancak onu korku sineması hayranları arasında tanınır kılan yapım, 2006 tarihli "Son Durak 3" (Final Destination 3) oldu. Korku türündeki başarısını, başrolünü üstlendiği "Korku Kapanı 2: Ölüm Çıkmazı" (Wrong Turn 2: Dead End) (2007) filmiyle pekiştirdi. Bu filmde canlandırdığı Jake Washington karakteriyle hayatta kalma mücadelesi vererek türün hayranları tarafından takdir topladı. Ayrıca "Dragonball Evolution" (2009) gibi aksiyon filmlerinde de yer aldı. Sinema filmlerinin yanı sıra Texas Battle, kariyerindeki en büyük ve uzun soluklu başarısını televizyonda yakaladı. 2008 yılında, dünya çapında milyonlarca izleyiciye ulaşan popüler dizi "Cesur ve Güzel" (The Bold and the Beautiful) kadrosuna katıldı. Dizide canlandırdığı Marcus Forrester karakteriyle beş yıl boyunca (2008-2013) ana karakterlerden biri oldu. Bu rol, ona büyük bir uluslararası tanınırlık getirdi ve performansıyla üç kez NAACP Image Ödülü'ne "Gündüz Kuşağı Drama Dizilerinde En İyi Erkek Oyuncu" dalında aday gösterildi. Oyunculuk kariyerinin yanı sıra hayırsever kimliğiyle de tanınan Battle, Güney Afrika'daki imkanları kısıtlı çocuklara yardım etmeyi amaçlayan The Texas Battle Foundation adlı kendi vakfını kurmuştur. Hem korku filmlerindeki akılda kalıcı rolleri hem de dünya çapında bir televizyon fenomenindeki başarılı performansıyla tanınan Texas Battle, çok yönlü bir sanatçı olarak kariyerini sürdürmektedir.

Emma Bell fotoğrafı

Emma Bell

Emma Jean Bell, 17 Aralık 1986 tarihinde Woodstown, New Jersey, ABD'de dünyaya gelmiştir. New Jersey'nin Flemington bölgesinde büyüyen Bell, oyunculuğa olan tutkusunu erken yaşlarda keşfetti ve lise eğitimini, sahne sanatları alanında uzmanlaşmış bir okul olan New York'taki Professional Performing Arts School'da aldı. Profesyonel kariyerine, televizyonda "Third Watch" gibi dizilerde küçük rollerle ve New York'ta Off-Broadway tiyatro sahnelerinde yer alarak başladı. Sinema dünyasında dikkatleri üzerine çektiği ilk önemli rolü, 2007 yapımı "Gracie" filmiyle oldu. Ancak kariyerindeki asıl çıkışı 2010 yılında iki büyük projeyle yaşadı. Eleştirmenlerden olumlu yorumlar alan ve bir telesiyejde mahsur kalan üç genci konu alan gerilim filmi "Frozen"daki (Türkiye'de "Korku Kapanı" adıyla da bilinir) Parker O'Neil rolüyle başroldeki yeteneğini kanıtladı. Aynı yıl, dünya çapında bir fenomene dönüşen AMC dizisi "The Walking Dead"in ilk sezonunda, Amy Harrison karakterine hayat vererek uluslararası alanda tanınırlık kazandı. Bu başarının ardından, popüler korku serisinin bir halkası olan "Son Durak 5" (Final Destination 5) (2011) filminde Nicholas D'Agosto ile birlikte başrollerden birini paylaştı. Televizyondaki en uzun soluklu rollerinden birini ise ikonik dizi "Dallas"ın (2013-2014) modern devam serisinde canlandırdığı Emma Judith Ryland Brown karakteriyle elde etti ve iki sezon boyunca ana kadroda yer aldı. Kariyeri boyunca çeşitli bağımsız filmlerde ve "Supernatural," "Law & Order: SVU" gibi dizilerde konuk oyuncu olarak yer almıştır. Oyunculuğun yanı sıra yönetmenliğe de adım atan Bell, senaryosunu yazdığı ve yönettiği kısa filmler de çekmiştir.

Mürşit Ağa Bağ fotoğrafı

Mürşit Ağa Bağ

Mürşit Ağa Bağ (d. 30 Ekim 1968), Türk dizi ve sinema oyuncusudur. Devlet Konservatuarı'ndan 1993 yılında mezun olmuştur. 2 yıl çalıştığı Şehir Tiyatroları'ndan kadro alamadığı için ayrılmak zorunda kalmıştır. Kısa bir süre Devlet okullarında Tiyatro Öğretmenliği yapmıştır. Televizyon ekranına ise Alıştık Artık adlı programla başlamış ve ardından Affet Bizi Hocam, Üvey Baba ve Kurt Kapanı adlı dizilerde rol almıştır. Daha sonra Kınalı Kar ve Mihrali dizisinde görev yapmıştır.2008 yılında ise Samanyolu TV'de yayınlanan Hakkını Helal Et dizisinde başrol oyuncusu olarak Murat karakterini canlandırmıştır. Mürşit Ağa Bağ; oynadığı Yeşeren Düşler, Şeytan, Kurt Kapanı, Üvey Baba, Alıştık Artık, Mihrali gibi dizi ve sinema filmleri sayesinde tanınmıştır. Mihrali karakteri ile ilk olarak adını duyurmuştur. Ayrıca 7 Ocak 2011'de Türkiye'de vizyona giren Said Nursî'nin hayatının anlatıldığı Hür Adam filminde Said Nursî'yi canlandırmıştır.

Josh O'Connor fotoğrafı

Josh O'Connor

Oyuncu kadrosu · Bıçaklar Çekildi: Ölü Adamın Uyanışı, İfşa Günü, Rekabet olarak bilinir

Josh O'Connor, 20 Mayıs 1990 tarihinde Southampton, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Sanatla iç içe bir ailede, heykeltıraş bir dedenin torunu olarak Cheltenham'da büyüyen O'Connor, oyunculuk eğitimini prestijli Bristol Old Vic Tiyatro Okulu'nda tamamladı ve 2011 yılında mezun oldu. Profesyonel kariyerine televizyonda "Lewis", "Doctor Who" ve "Peaky Blinders" gibi popüler yapımlarda aldığı konuk oyuncu rolleriyle adım attı. Sinemadaki ilk kayda değer deneyimlerinden birini ise "The Riot Club" (2014) filmiyle yaşadı. Onu ilk kez geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturan ve yeteneğini kanıtlamasını sağlayan proje, ünlü yazar Gerald Durrell'ın otobiyografik eserlerinden uyarlanan "The Durrells" (2016-2019) dizisindeki yazar Lawrence Durrell rolü oldu. Ancak O'Connor'ın kariyerindeki asıl büyük kırılma noktası ve onu bağımsız sinemanın aranan yüzlerinden biri yapan yapım, Francis Lee'nin yönettiği "God's Own Country" (2017) filmiydi. Bu filmde canlandırdığı, duygusal olarak içine kapanık ve zorlu bir hayat süren çiftçi Johnny Saxby karakteri, eleştirmenlerden tam not aldı ve ona En İyi Erkek Oyuncu dalında İngiliz Bağımsız Film Ödülü'nü (BIFA) kazandırdı. Bu başarı, onun derinlikli ve karmaşık karakterleri canlandırma konusundaki ustalığını gözler önüne serdi. Josh O'Connor'ı küresel bir yıldız statüsüne taşıyan ve ana akım medyada büyük yankı uyandıran rolü ise Netflix'in fenomen dizisi "The Crown" oldu. Dizinin 3. ve 4. sezonlarında (2019-2020) Galler Prensi Charles karakterine hayat veren aktör, karakterin yalnızlığını, kraliyet baskısı altındaki sıkışmışlığını ve Diana ile olan çalkantılı ilişkisini büyük bir hassasiyetle yansıttı. Bu unutulmaz performansı, kendisine Drama Dizisinde En İyi Erkek Oyuncu dalında Primetime Emmy Ödülü ve Altın Küre Ödülü kazandırdı. "The Crown" sonrası dönemde kariyerini uluslararası projelerle zenginleştiren O'Connor, "Emma." (2020) filminde Mr. Elton ve "Mothering Sunday" (2021) filminde Paul Sheringham gibi karakterlerle dönem filmlerindeki başarısını sürdürdü. İtalyan yönetmen Alice Rohrwacher'in "La Chimera" (2023) filminde, kayıp aşkını arayan arkeolog Arthur karakteriyle başrolde yer alarak Cannes Film Festivali'nde övgü topladı. 2024 yılında ise Luca Guadagnino'nun yönettiği, tenis dünyasında geçen rekabet dolu romantik drama "Challengers" filminde Zendaya ve Mike Faist ile başrolü paylaşarak Patrick Zweig karakterini canlandırdı ve çok yönlü oyunculuğunu bir kez daha kanıtladı. Oyunculuğun yanı sıra sanatın diğer dallarıyla da yakından ilgilenen O'Connor, tutkulu bir seramik sanatçısı ve fotoğrafçıdır.

Laia Costa fotoğrafı

Laia Costa

Oyuncu kadrosu · Lee Cronin'den Mumya olarak bilinir

Laia Costa, 18 Şubat 1985 tarihinde Barselona, Katalonya, İspanya'da dünyaya gelmiştir. Eğitim hayatına Barselona'daki Blanquerna Üniversitesi'nde başlayan Costa, öncelikle Reklamcılık ve Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu ve bir süre pazarlama sektöründe çalıştı. Ancak sanata olan içsel eğilimi onu oyunculuğa yöneltti ve ünlü Nancy Tuñón tiyatro okulunda eğitim almaya başladı. Kamera karşısındaki ilk deneyimlerini "Polseres vermelles" ve "Bandolera" gibi İspanyol televizyon dizilerindeki rolleriyle kazandı ve kendi ülkesinde giderek tanınan bir yüz haline geldi. Onu küresel sinema sahnesine taşıyan ve kariyerinde gerçek bir dönüm noktası yaratan proje, 2015 yapımı Alman gerilim filmi "Victoria" oldu. Sebastian Schipper'ın yönettiği ve kameranın hiç kapanmadan kesintisiz tek bir plan (single-take) olarak çektiği bu nefes kesici filmde canlandırdığı başrol karakteriyle izleyicileri ve eleştirmenleri büyüledi. Üstlendiği bu zorlu ve yoğun performans, ona Alman Film Ödülleri'nde (Lola Ödülleri) En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı. Bu başarıyla söz konusu prestijli ödülü kazanan ilk yabancı aktör olarak tarihe geçti ve aynı zamanda BAFTA Yükselen Yıldız Ödülü'ne aday gösterildi. "Victoria"nın getirdiği uluslararası şöhretin ardından Costa, özellikle bağımsız sinemanın aranan ve saygı duyulan isimlerinden biri haline geldi. Nicholas Hoult ile başrolü paylaştığı modern çağ romantik draması "Newness" (2017), Alia Shawkat ile rol aldığı bağımsız yapım "Duck Butter" (2018) ve Dan Fogelman imzalı yıldızlarla dolu "Life Itself" (2018) gibi dikkat çeken yapımlarda yer alarak İngilizce dilindeki projelerde de başarısını kanıtladı. 2018 yapımı bağımsız İngiliz filmi "Only You"da Josh O'Connor ile yakaladığı olağanüstü uyum ve sergilediği dokunaklı performans, kariyerinin en çok övülen işlerinden biri oldu. Sinema kariyerinin yanı sıra uluslararası televizyon projelerinde de boy gösteren yetenekli aktris, Patrick Dempsey ile birlikte finansal gerilim dizisi "Devils" (2020) ve İngiliz politik draması "The Diplomat" (2023) gibi prestijli dizilerde önemli roller üstlendi. 2022 yılında vizyona giren ve annelik kavramını gerçekçi bir dille ele alan İspanyol draması "Lullaby" (Cinco lobitos) filmindeki performansıyla kendi ülkesinde de kariyerinin zirvesine ulaştı. Bu filmdeki derinlikli ve içten oyunculuğu, ona İspanya'nın en büyük sinema ödülü olan Goya Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı. Laia Costa; akıcı bir şekilde konuştuğu çok sayıda dil, doğal oyunculuk stili ve cesur proje seçimleriyle günümüz Avrupa ve bağımsız sinemasının en parlak yıldızlarından biri olarak üretmeye devam etmektedir.

Miguel Gómez fotoğrafı

Miguel Gómez

Oyuncu kadrosu · The Strain, FBI: Most Wanted olarak bilinir

Miguel Gómez, 20 Ağustos 1985 tarihinde Cali, Kolombiya'da dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne göç eden ve Houston, Teksas'ta büyüyen Gómez, sanat dünyasına ilk adımını oyunculukla değil, müzikle attı. "Aztek Escobar" sahne adıyla hip-hop dünyasında tanınan bir isim haline gelen Gómez, Jay-Z'nin Roc-La-Familia plak şirketiyle anlaşma imzalayan ilk sanatçı olma başarısını gösterdi. Ancak plak şirketinin kapanmasının ardından müzik kariyerine ara vererek yeteneklerini oyunculuğa yönlendirmeye karar verdi. Oyunculuk kariyerine "Louie" ve "The Glades" gibi dizilerdeki konuk rollerle başlayan Gómez, asıl büyük çıkışını Guillermo del Toro ve Chuck Hogan'ın aynı adlı roman serisinden uyarlanan FX yapımı korku-drama dizisi "The Strain" (2014-2017) ile gerçekleştirdi. Dizide canlandırdığı Augustin "Gus" Elizalde karakteri, yasa dışı işlere bulaşmış sert bir sokak adamıyken, şehri ele geçiren vampir istilasına karşı insanlığın en önemli savunucularından birine dönüşen bir anti-kahramandı. Gómez, dört sezon boyunca sürdürdüğü bu rolle hem fiziksel aksiyon sahnelerindeki başarısını hem de karakterin duygusal dönüşümünü yansıtmadaki yeteneğini kanıtlayarak geniş bir hayran kitlesi edindi. Sinema dünyasında ise en dikkat çekici performansını, Antoine Fuqua'nın yönettiği boks draması "Son Şans" (Southpaw) (2015) filminde sergiledi. Jake Gyllenhaal ile başrolü paylaştığı bu filmde, ana karakterin rakibi olan "Magic" lakaplı Miguel Escobar'ı canlandırdı. Bu rol için geçirdiği yoğun fiziksel değişim ve aldığı profesyonel boks eğitimi, onun disiplinli çalışma ahlakını gözler önüne serdi. Aynı dönemde "Megan Leavey" (2017) gibi askeri dramalarda da rol aldı. Kariyerini çeşitlendirmeye devam eden oyuncu, Frankie Shaw'ın yaratıcısı olduğu ve eleştirmenlerce beğenilen komedi-drama dizisi "SMILF"te (2017-2019) Rafi karakterine hayat vererek komedi zamanlamasındaki başarısını da gösterdi. Son yıllarda ise CBS'in popüler suç draması "FBI: Most Wanted" kadrosuna dahil olarak Özel Ajan Ivan Ortiz karakteriyle (2021-2022) ekranlara geldi. Müzik geçmişinden gelen karizmasını ve sokak kültürüne olan hakimiyetini rollerine başarıyla entegre eden Miguel Gómez, Hollywood'da yükselen Latin kökenli aktörler arasında yer almaktadır.

R.H. Thomson fotoğrafı

R.H. Thomson

Robert Holmes "R.H." Thomson, 24 Eylül 1947 tarihinde Richmond Hill, Ontario, Kanada'da dünyaya gelmiştir. Kanada'nın en saygın ve üretken sahne, televizyon ve sinema oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir. Toronto Üniversitesi'nde eğitim gördükten sonra, ülkenin en prestijli okullarından biri olan Kanada Ulusal Tiyatro Okulu'nda (National Theatre School of Canada) oyunculuk eğitimi alarak 1971 yılında mezun oldu. Kariyerine tiyatro sahnelerinde başlayan Thomson, kısa sürede Kanada'nın önde gelen tiyatrolarında sahne alarak hem klasik hem de modern oyunlardaki rolleriyle büyük beğeni topladı. Yeteneği ve disiplini, onu televizyon ve sinema dünyasına taşıdı. Kariyeri boyunca sayısız televizyon dizisi ve filminde rol alarak Kanada televizyonunun en tanınan yüzlerinden biri haline geldi. Özellikle tarihi karakterleri ve karmaşık kişilikleri canlandırmadaki başarısıyla tanındı. Thomson'ın uluslararası alanda en çok tanındığı ve belki de en ikonik rolü, 1990-1996 yılları arasında yayınlanan ve Türkiye'de de "Yolun Sonu Avonlea" (Road to Avonlea) adıyla bilinen dizide canlandırdığı nazik, zeki ve içine kapanık mucit Jasper Dale karakteridir. Bu rol, onu dünya çapında milyonlarca izleyicinin kalbinde özel bir yere koydu. Dizideki performansı, onun sıcak ve duyarlı oyunculuk tarzını mükemmel bir şekilde yansıtıyordu. Televizyon kariyeri boyunca "Charlie Grant's War" gibi yapımlardaki rolleriyle Gemini Ödülü (Kanada'nın Emmy eşdeğeri) de dahil olmak üzere birçok ödül kazandı. Sinemada da aktif olan Thomson, "The Diviners" ve "Ticket to Heaven" gibi eleştirmenlerce beğenilen Kanada filmlerinde önemli roller üstlendi. Yakın dönemde, Netflix'in dünya çapında büyük popülerlik kazanan "Anne" (Anne with an E) (2017-2019) dizisindeki Matthew Cuthbert rolüyle yeniden uluslararası bir izleyici kitlesinin karşısına çıktı. L.M. Montgomery'nin klasik romanından uyarlanan bu dizide, Anne'i evlat edinen utangaç ve sevgi dolu Matthew'u canlandırması, eleştirmenlerden ve izleyicilerden tam not aldı ve onu yeni bir nesle tanıttı. Oyunculuğun ötesinde, R.H. Thomson aynı zamanda önemli bir kültürel projeye de imza atmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden her bir askerin isminin, savaşın yüzüncü yılında anıldığı "The World Remembers" (Dünya Hatırlıyor) adlı uluslararası anma projesinin kurucusu ve sanat yönetmenidir. Bu proje, onun sanatı ve tarihi bir araya getirme tutkusunun bir göstergesidir. Sanata ve kültüre yaptığı katkılar nedeniyle Kanada Nişanı (Member of the Order of Canada) ile onurlandırılmıştır.

Buğra Gülsoy fotoğrafı

Buğra Gülsoy

Oyuncu kadrosu · 8. Gün olarak bilinir

13 yaşında ilk sahne deneyimini yaşayan oyuncu, ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun olmuştur. Kıbrıs'ta bulunduğu süre içerisinde Kıbrıs Devlet Tiyatrosu'nda çeşitli oyunlarda rol almış, aynı zamanda kısa film yönetmenliği ve oyunculuk da yapmıştır. İlk kez 2008 yılında Kanal D ekranlarında yayınlanan Hepimiz Birimiz İçin adlı dizi filmin başrol oyuncusu olarak Nazım karakteri ile Türk izleyicilerinin karşısına çıkan oyuncu, dizinin ardından yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül'ün yaptığı Güneşi Gördüm filminde Berat karakteriyle beyazperdeye adım atmıştır. Tiyatro hayatına arkadaşları Serhat Teoman, Fatih Sönmez ve Emre Erkan'la birlikte kurduğu Tiyatro Kutu ile devam etmiştir. Tiyatro Kutu'nun kapanmasının ardından Serhat Teoman ve Emre Erkan'la birlikte kurdukları GET Yapım ile sinema ve tiyatro çalışmalarına devam etmektedir. Kendisi gibi dizi ve film oyuncusu olan Burcu Kara ile 2011 yazında evlenmiş; 2 Ağustos 2012 tarihinde boşanmıştır.

Numb3rs posteri

Numb3rs

2005

DramGizemSuç

Bir FBI ajanı, çok sayıda suçu aydınlatma konusunda yardımcı olması amacıyla, bir matematik dehası olan kardeşini büroya işe alır. Şaşkınlık yaratan suç dosyalarını kendi yöntemlerince çözmeye başlayan iki kardeşin maceraları, gerçek hayattan da izler taşıyor. Bir dahi ve bir ajan güçlerini birleştirirse neler olur? sorusunun cevabını veren dizi, kapanmayan dosya bırakmamanın peşinde.

Damian Lewis fotoğrafı

Damian Lewis

Oyuncu kadrosu · Koşucu, Fırtınadan Önce, Billions olarak bilinir

Damian Watcyn Lewis, 11 Şubat 1971 tarihinde St John's Wood, Londra'da dünyaya gelmiştir. Galler kökenli üst sınıf bir aileye mensup olan Lewis, eğitimini İngiltere'nin en prestijli okullarından Eton College'da tamamladıktan sonra, oyunculuk tutkusunun peşinden giderek Guildhall Müzik ve Drama Okulu'ndan mezun oldu. Kariyerine tiyatro sahnelerinde, özellikle Royal Shakespeare Company (RSC) bünyesinde başladı. Ralph Fiennes'ın başrol oynadığı "Hamlet" prodüksiyonunda Laertes'i canlandırdığı sırada efsanevi yönetmen Steven Spielberg tarafından fark edilmesi, hayatının ve kariyerinin dönüm noktası oldu. Spielberg, bu performansından etkilenerek ona HBO'nun II. Dünya Savaşı destanı "Kardeşler Takımı"nda (Band of Brothers) (2001) başrolü verdi. Dizide canlandırdığı Binbaşı Richard Winters karakteri, liderlik vasıflarını ve insani derinliği mükemmel bir şekilde yansıtmasıyla ona uluslararası şöhret ve Altın Küre adaylığı getirdi. Kusursuz Amerikan aksanı, izleyicilerin ve eleştirmenlerin uzun süre onun aslında İngiliz olduğunu fark etmemesine neden oldu. "Kardeşler Takımı"nın ardından "The Forsyte Saga" (2002-2003) dizisinde Soames Forsyte rolüyle klasik İngiliz dramalarındaki yeteneğini sergiledi. Ancak onu televizyon dünyasının zirvesine taşıyan ikinci büyük dalga, Showtime'ın psikolojik gerilim dizisi "Homeland" (2011-2014) ile geldi. El-Kaide tarafından esir alınan ve ülkesine döndüğünde bir kahraman mı yoksa hain mi olduğu sorgulanan Deniz Çavuşu Nicholas Brody performansı, ona hem Emmy hem de Altın Küre ödüllerini kazandırdı. Tarihi dramalardaki başarısını "Wolf Hall" (2015) dizisindeki VIII. Henry rolüyle sürdüren Lewis, bir kez daha Emmy ve Altın Küre'ye aday gösterildi. 2016 yılında ise modern televizyonun en ikonik karakterlerinden biri olan Bobby "Axe" Axelrod olarak "Billions" (2016-2023) dizisinde başrolü üstlendi. Zeki, hırslı ve acımasız bir hedge fonu yöneticisini canlandırdığı bu rol, onun karizmatik anti-kahramanları canlandırmadaki ustalığını perçinledi. Sinemada da "Düş Kapanı" (Dreamcatcher) (2003), "Romeo ve Juliet" (2013) ve Quentin Tarantino'nun "Bir Zamanlar... Hollywood'da" (Once Upon a Time in Hollywood) (2019) filmindeki Steve McQueen performansı gibi dikkat çekici işlere imza attı. Damian Lewis, oyunculuğunun yanı sıra müziğe olan ilgisiyle de tanınmaktadır; 2023 yılında "Mission Creep" adlı ilk stüdyo albümünü çıkararak müzik kariyerine profesyonel bir adım atmış ve turnelere çıkmıştır. Hem Amerikan hem de İngiliz karakterleri aynı inandırıcılıkla canlandırabilen "bukalemun" yeteneğiyle, jenerasyonunun en saygı duyulan aktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Scott Glenn fotoğrafı

Scott Glenn

Oyuncu kadrosu · İlk Gün, Son Ültimatom, Greenland: Son Sığınak olarak bilinir

Theodore Scott Glenn, 26 Ocak 1941 tarihinde Pittsburgh, Pennsylvania, ABD'de dünyaya gelmiştir. İrlanda ve Amerikan Yerlisi kökenli bir ailenin çocuğu olan Glenn, çocukluğunda geçirdiği kızıl hastalığı nedeniyle bir yıl yatalak kalmış ve doktorların ömür boyu topallayacağı tahminine rağmen, yoğun egzersizlerle sağlığına tamamen kavuşmuştur. William & Mary Koleji'nden mezun olduktan sonra Amerika Birleşik Devletleri Deniz Piyadeleri'ne (Marines) katılarak üç yıl görev yaptı. Kısa bir süre suç muhabirliği yaptıktan sonra oyunculuk tutkusuyla New York'a taşındı ve ünlü The Actors Studio'ya katılarak metod oyunculuğu eğitimi aldı. Kariyerinin başlarında tiyatro ve televizyonda küçük roller alsa da, 1970'lerin sonuna kadar büyük bir çıkış yakalayamadı ve bir dönem ailesini geçindirmek için barmenlik ve koruculuk yaptı. Francis Ford Coppola'nın "Kıyamet" (Apocalypse Now) (1979) filmindeki küçük rolü dikkat çekti, ancak asıl dönüm noktası 1980 yapımı "Şehir Kovboyu" (Urban Cowboy) filmi oldu. John Travolta'nın karşısındaki eski mahkum Wes Hightower rolüyle sergilediği tehditkâr ve karizmatik performans, ona Hollywood kapılarını sonuna kadar açtı. Bu başarının ardından 1980'ler boyunca aranan bir karakter oyuncusu haline geldi. Philip Kaufman'ın "Boşluktaki Kahramanlar" (The Right Stuff) (1983) filminde astronot Alan Shepard'ı canlandırarak kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiledi ve Lawrence Kasdan'ın popüler western filmi "Silverado"da (1985) başrol oynadı. 1990'lar, Glenn'in otoriter ve sert mizaçlı karakterlerle özdeşleştiği bir dönem oldu. Sean Connery ve Alec Baldwin ile birlikte rol aldığı "Kızıl Ekim" (The Hunt for Red October) (1990) filminde Yüzbaşı Bart Mancuso karakteriyle hafızalara kazındı. Ancak belki de en ikonik rolü, Jonathan Demme'in 5 Oscar kazanan başyapıtı "Kuzuların Sessizliği"nde (The Silence of the Lambs) (1991) canlandırdığı FBI Davranış Bilimleri Birimi şefi Jack Crawford oldu. Bu dönemde ayrıca "Alev Kapanı" (Backdraft) (1991) gibi gişe filmlerinde de yer aldı. 2000'li yıllarda da hız kesmeyen aktör, "İlk Gün" (Training Day) (2001) filminde Denzel Washington ile karşılıklı oynadı ve Matt Damon'lı "Son Ültimatom" (The Bourne Ultimatum) (2007) filminde CIA Direktörü Ezra Kramer rolünü üstlendi. İlerleyen yaşına rağmen fiziksel formunu koruyan Glenn, kariyerinin son döneminde televizyon dünyasında da büyük ses getiren işlere imza attı. HBO'nun eleştirmenlerce övülen dizisi "The Leftovers"ta (2014-2017) Kevin Garvey Sr. karakteriyle derinlikli bir performans sergiledi. Ayrıca Marvel'in Netflix dizileri "Daredevil" (2015-2018) ve "The Defenders"ta (2017) kör dövüş ustası Stick karakterini canlandırarak yeni nesil izleyicilerin de beğenisini kazandı. Stephen King evreninde geçen "Castle Rock" dizisinde de yer alan usta oyuncu, 1968 yılından beri Carol Schwartz ile evlidir ve iki çocuk babasıdır.