Aramak

TümMedyaİnsanlarTopluluklarGönderilerListeler
Arcane posteri

Arcane

2021

Bilim Kurgu & FantaziAksiyon & MaceraAnimasyon

Piltover ve Zaun kentleri arasındaki sert çatışmanın ortasında iki kız kardeş, büyülü teknolojiler ve birbirine zıt inanışlar arasındaki savaşın karşı cephelerindedir.

Hailee Steinfeld fotoğrafı

Hailee Steinfeld

Oyuncu kadrosu · Arcane, Hexe: Sihir Krallığı, Günahkârlar olarak bilinir

Hailee Steinfeld, 11 Aralık 1996 tarihinde Los Angeles, Kaliforniya, ABD'de dünyaya gelmiştir. Farklı kültürel kökenlere (Aşkenaz Yahudisi, Filipinli, Afrika kökenli Amerikalı ve Avrupalı) sahip bir aileden gelen Steinfeld, oyunculuğa 10 yaşında ilgi duymaya başlamış ve kısa filmler ile reklamlarda rol almıştır. Oyunculuk kariyerine odaklanabilmek için ortaokuldan itibaren evde eğitim görmüştür. Steinfeld'in kariyerindeki dönüm noktası, henüz 13-14 yaşlarındayken Coen Kardeşler'in yönettiği Western filmi "İz Peşinde" (True Grit) (2010) ile geldi. Bu filmde canlandırdığı Mattie Ross karakteriyle eleştirmenlerden büyük övgü alan Steinfeld, performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü (Oscar) başta olmak üzere birçok prestijli ödüle aday gösterildi. Bu erken başarı, onu Hollywood'un en umut vadeden genç yeteneklerinden biri haline getirdi. Bu çıkışın ardından Steinfeld, kariyerini farklı türlerdeki filmlerle çeşitlendirdi. "Uzay Oyunları" (Ender's Game) (2013), "Aşk Şarkısı" (Begin Again) (2013), "Romeo ve Juliet" (2013), "Öldürmek İçin 3 Gün" (3 Days to Kill) (2014) gibi filmlerde rol aldı. "Mükemmel Uyum 2" (Pitch Perfect 2) (2015) ve devam filmi "Mükemmel Uyum 3"te (Pitch Perfect 3) (2017) canlandırdığı Emily Junk karakteriyle daha geniş kitlelere ulaştı. Başrolünü üstlendiği gençlik filmi "The Edge of Seventeen"deki (2016) Nadine Franklin rolüyle bir kez daha eleştirmenlerin beğenisini kazandı ve Müzikal veya Komedi dalında En İyi Kadın Oyuncu Altın Küre Ödülü'ne aday gösterildi. "Transformers" serisinin spin-off filmi "Bumblebee"de (2018) de başrol oynadı. Oyunculuk kariyerine paralel olarak müzik dünyasına da adım atan Steinfeld, 2015 yılında Republic Records ile anlaşma imzaladı. Aynı yıl çıkardığı ilk single'ı "Love Myself" ve ardından gelen "Haiz" adlı EP'si ile müzik listelerinde başarı yakaladı. "Starving" (Grey ve Zedd ile), "Let Me Go" (Alesso, Florida Georgia Line ve Watt ile) gibi hit şarkılara imza attı ve çeşitli film müzikleri için de şarkılar seslendirdi. Steinfeld, seslendirme alanında da önemli başarılara imza attı. Büyük beğeni toplayan animasyon filmleri "Örümcek-Adam: Örümcek Evrenine Geçiş" (Spider-Man: Into the Spider-Verse) (2018) ve devam filmi "Örümcek-Adam: Örümcek Evreninin Ötesinde" (Spider-Man: Across the Spider-Verse) (2023) filmlerinde Gwen Stacy / Spider-Woman karakterini seslendirdi. Ayrıca, Netflix'in popüler animasyon dizisi "Arcane"de (2021-günümüz) ana karakterlerden Vi'ye sesiyle hayat vermektedir; dizinin ikinci sezonu 2024 sonunda yayınlandı. 2021 yılında Marvel Sinematik Evreni'ne (MCU) katılan Steinfeld, Disney+ dizisi "Hawkeye"da Jeremy Renner ile birlikte başrolü paylaşarak Kate Bishop karakterini canlandırdı. Bu rolle büyük beğeni topladı ve 2023 yapımı "The Marvels" filminde kısa bir rolle yeniden göründü. Hailee Steinfeld, genç yaşta elde ettiği Oscar adaylığından bugüne, sinema, televizyon, seslendirme ve müzik alanlarında gösterdiği başarılarla kendini kanıtlamış çok yönlü bir sanatçıdır.

Ariane Labed fotoğrafı

Ariane Labed

Oyuncu kadrosu · Brütalist olarak bilinir

Ariane Labed, 8 Mayıs 1984 tarihinde Atina, Yunanistan'da dünyaya gelmiştir. Fransız bir ailenin kızı olarak doğan Labed, çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Yunanistan, Almanya ve Fransa arasında geçirerek çok dilli ve çok kültürlü bir altyapıya sahip oldu. Sanata olan ilgisi onu tiyatroya yöneltti ve Fransa'daki Provence Üniversitesi'nde tiyatro eğitimi aldı. Kariyerinin ilk adımlarını sahnede atan başarılı isim, Yunanistan'da "Vasistas" adlı deneysel tiyatro kumpanyasının kurucu ortaklarından biri olarak avangard oyunlarda sahne aldı ve sanatsal vizyonunu şekillendirdi. Sinemaya geçişi ise olağanüstü bir başarıyla gerçekleşti. Athina Rachel Tsangari'nin yönettiği "Attenberg" (2010) filmindeki başrolüyle ilk beyaz perde deneyimini yaşayan Labed, canlandırdığı sosyal açıdan izole ve dünyayı anlamlandırmaya çalışan Marina karakteriyle 67. Venedik Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü (Volpi Cup) kazanarak uluslararası sinema arenasına olağanüstü bir giriş yaptı. Bu büyük çıkışın ardından Avrupa bağımsız sinemasının en karakteristik ve aranan yüzlerinden biri haline geldi. Özellikle Yunan Tuhaf Dalgası (Greek Weird Wave) akımının öncülerinden olan yönetmen Yorgos Lanthimos ile yaptığı işbirlikleriyle dikkat çekti. Lanthimos'un "Alpler" (Alps) (2011) ve uluslararası çapta ses getiren distopik kara komedisi "The Lobster" (2015) filmlerindeki unutulmaz performanslarıyla eleştirmenlerin büyük takdirini topladı. Aynı dönemde Richard Linklater'ın ikonik serisinin sevilen romantik draması "Geceyarısından Önce" (Before Midnight) (2013) filminde rol alarak izleyici kitlesini genişletti. Tamamı erkeklerden oluşan bir mürettebatın arasında çalışan bir kadını canlandırdığı "Fidelio: Alice'in Yolculuğu" (Fidelio, l'odyssée d'Alice) (2014) filmindeki performansıyla Locarno Film Festivali'nde bir kez daha En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. Bağımsız sinemadaki saygın kariyerinin yanı sıra büyük bütçeli ana akım yapımlara da adım atan Labed, ünlü video oyunu serisinden uyarlanan "Assassin's Creed" (2016) filminde yetenekli suikastçı Maria karakterine hayat vererek fiziksel aksiyon türündeki becerisini sergiledi. İlerleyen yıllarda "Mary Magdalene" (2018), "The Souvenir" (2019) ve Peter Strickland imzalı "Flux Gourmet" (2022) gibi bağımsız filmlerde derinlikli karakterleri canlandırmaya devam etti. Oyunculuk yeteneğiyle yetinmeyen çok yönlü sanatçı, aynı zamanda başarılı bir yönetmendir. Senaryosunu da kendi yazdığı "Olla" (2019) adlı kısa filmiyle Cannes Film Festivali Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde prömiyer yapmış ve uluslararası festivallerden ödüllerle dönmüştür. Bu başarısını, ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan ve prömiyerini yine Cannes'da yapan "September Says" (2024) ile taçlandırmış ve modern sinemadaki çok yönlü sanatçı kimliğini daha da sağlamlaştırmıştır.