Aramak

TümMedyaİnsanlarTopluluklarGönderilerListeler
Kirsten Dunst fotoğrafı

Kirsten Dunst

Oyuncu kadrosu · İç Savaş, Çatıda Biri Var, Örümcek Adam 3 olarak bilinir

30 Nisan 1982 tarihinde New Jersey-ABD'de dünyaya geldi. Henüz üç yaşındayken bir Ford reklamı sayesinde kamerayla tanışan Dunst, 1989 yılına kadar modellik yapmayı ve reklam filmlerinde rol almaya devam etti. 1989'da ise Woody Allen'ın “ New York Stories ” filminde aldığı ufak rol sayesinde sinema kariyerine başladı. 11 yaşında iken “ Vampirle Görüşme ” filminde Claudia’yı canlandırdı. Bu dönemde "Little Women", "Jumanji" gibi filmlerde yer almayı da başararak tanınan ve beğenilen genç oyuncu haline geldi. 2002 yılında "Örümcek Adam"in sinema uyarlamasında Peter Parker'ın aşık olduğu Mary Jane Watson rolüyle kamera karşısına geçince tüm dünyada tanınan bir aktris olmayı başardı. Daha sonra Melankoli, Fargo (TV Dizisi) gibi yapımlarda yer almaya devam etti.

Christian Bale fotoğrafı

Christian Bale

Oyuncu kadrosu · Batman Başlıyor, Kara Şövalye Yükseliyor, Büyük Açık olarak bilinir

Christian Charles Philip Bale, 30 Ocak 1974 tarihinde Haverfordwest, Galler'de dünyaya gelmiştir. İngiliz bir ailenin çocuğu olan Bale, çocukluk yıllarını İngiltere, Portekiz ve Amerika Birleşik Devletleri gibi farklı ülkelerde geçirmiştir. Annesinin sirk performansçısı olması, onun sanat dünyasına erken yaşta ilgi duymasını sağladı. İlk oyunculuk deneyimini reklam filmlerinde ve Londra'daki tiyatro sahnelerinde, Rowan Atkinson ile birlikte "The Nerd" oyununda rol alarak edindi. Bale'in sinema dünyasındaki ilk büyük çıkışı ve onu uluslararası alanda tanıtan yapım, henüz 13 yaşındayken Steven Spielberg'in yönettiği II. Dünya Savaşı draması "Güneş İmparatorluğu" (Empire of the Sun) (1987) oldu. Bu filmde canlandırdığı Jim Graham karakteriyle eleştirmenlerden büyük övgü topladı. 1990'larda "Newsies" (1992), "Swing Kids" (1993) ve "Küçük Kadınlar" (Little Women) (1994) gibi yapımlarda yer alarak gençlik rollerinden yetişkin rollerine başarılı bir geçiş yaptı. "Velvet Goldmine" (1998) gibi bağımsız filmlerdeki cüretkar rolleriyle dikkat çekti. Kariyerindeki en belirgin dönüm noktalarından ve kültleşen performanslarından biri, Bret Easton Ellis'in romanından uyarlanan "Amerikan Sapığı" (American Psycho) (2000) filmindeki Patrick Bateman rolü oldu. Bu performansıyla hem karanlık mizahı hem de fiziksel disiplini başarıyla harmanlayarak yeteneğini kanıtladı. Metot oyunculuğuna olan aşırı bağlılığı ve rolleri için geçirdiği radikal fiziksel değişimlerle tanınan Bale, özellikle Trevor Reznik karakteri için hayati tehlike oluşturacak kadar kilo verdiği "Makinist" (The Machinist) (2004) filmi ile hafızalara kazındı. Hemen ardından Christopher Nolan'ın "Batman Başlıyor" (Batman Begins) (2005) filmi için kısa sürede kas kütlesini artırarak Bruce Wayne/Batman karakterine hayat verdi. Nolan'ın yönettiği "Kara Şövalye" (The Dark Knight) (2008) ve "Kara Şövalye Yükseliyor" (The Dark Knight Rises) (2012) filmleriyle devam eden bu üçleme, hem eleştirel hem de ticari açıdan büyük başarı elde etti ve Bale'i küresel bir süperstar haline getirdi. Bu süreçte Hugh Jackman ile başrolü paylaştığı "Prestij" (The Prestige) (2006) ve western türündeki "3:10 Yuma Treni" (3:10 to Yuma) (2007) gibi önemli yapımlarda da yer aldı. Dicky Eklund'u canlandırdığı biyografik drama "Dövüşçü" (The Fighter) (2010) filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü (Oscar) ve Altın Küre kazandı. David O. Russell ile işbirliğini sürdürerek "Düzenbaz" (American Hustle) (2013) filminde rol aldı ve bu rol için yine büyük bir fiziksel değişim geçirdi. Finansal krizi konu alan "Büyük Açık" (The Big Short) (2015) ve Dick Cheney'yi canlandırdığı "Vice" (2018) filmleriyle de Oscar adaylıkları elde etti. Ayrıca "Asfaltın Kralları" (Ford v Ferrari) (2019) filmindeki Ken Miles performansı ile büyük beğeni topladı. Son dönemde Marvel Sinematik Evreni'ne katılarak "Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü" (Thor: Love and Thunder) (2022) filminde Gorr karakterini canlandıran Christian Bale, jenerasyonunun en yetenekli ve bukalemun gibi şekil değiştirebilen oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

Jean Smart fotoğrafı

Jean Smart

Oyuncu kadrosu · Hacks, Babil, Kim Possible olarak bilinir

Jean Elizabeth Smart, 13 Eylül 1951 tarihinde Seattle, Washington'da dünyaya gelmiştir. Washington Üniversitesi'nin Profesyonel Aktörler Eğitim Programı'ndan mezun olduktan sonra kariyerine tiyatro sahnesinde başladı. Pasifik Kuzeybatı'daki bölgesel tiyatrolarda deneyim kazandıktan sonra New York'a taşındı ve Off-Broadway ile Broadway'de sahneye çıkarak bir tiyatro oyuncusu olarak kendini kanıtladı. Smart'ın ulusal çapta tanınırlık kazanması, 1986-1991 yılları arasında yayınlanan ve bir kült klasiği haline gelen sitcom "Designing Women" sayesinde oldu. Bu dizide canlandırdığı iyi kalpli ve saf ofis yöneticisi Charlene Frazier Stillfield karakteriyle milyonların sevgisini kazandı ve bir televizyon yıldızı haline geldi. Bu rolün ardından bilinçli olarak farklı karakterler canlandırmaya yönelen Smart, komedi türündeki başarısını, "Frasier" dizisindeki konuk oyuncu rolüyle 2000 ve 2001 yıllarında art arda kazandığı iki Emmy Ödülü ile taçlandırdı. Kariyeri boyunca hem komedi hem de dramada ne kadar yetenekli olduğunu kanıtlayan Smart, 2006-2007 yıllarında rol aldığı politik gerilim dizisi "24"te canlandırdığı dengesiz First Lady Martha Logan karakteriyle dramatik yönünün ne kadar güçlü olduğunu gösterdi ve bu performansıyla büyük beğeni toplayarak bir Emmy adaylığı daha kazandı. 2008'de ise "Samantha Who?" dizisindeki rolüyle üçüncü Emmy ödülünü kucakladı. İlerleyen yıllarda "Fargo" (2015) ve "Watchmen" (2019) gibi prestijli mini dizilerdeki rolleriyle de eleştirmenlerden tam not aldı. Ancak Smart, 2020'lerin başında kariyerinde "Jeanaissance" olarak adlandırılan olağanüstü bir zirveye ulaştı. HBO Max dizisi "Hacks"te (2021-günümüz) canlandırdığı efsanevi stand-up komedyeni Deborah Vance karakteri, ona kariyerinin en büyük başarısını getirdi. Bu rolüyle 2021 ve 2022'de art arda iki kez Komedi Dizilerinde En İyi Kadın Oyuncu Emmy Ödülü'nü, bir Altın Küre ve bir Ekran Oyuncuları Derneği (SAG) ödülünü kazandı. İnanılmaz bir şekilde, 2021'de aynı zamanda "Mare of Easttown" dizisindeki yardımcı rolüyle de bir Emmy daha kazanarak aynı geceden iki ödülle ayrıldı. Jean Smart, bir sitcom yıldızlığından neslinin en çok ödül kazanan ve en saygın aktörlerinden birine dönüşen, olağanüstü yeteneği ve kariyerindeki uzun ömürlülüğü ile tanınan yaşayan bir efsanedir.

Timothee Chalamet fotoğrafı

Timothee Chalamet

Oyuncu kadrosu · Beni Adınla Çağır, Muhteşem Marty, Fransız Postası olarak bilinir

Timothée Hal Chalamet, 27 Aralık 1995 tarihinde New York City'de, sanatla yakından ilişkili bir ailede dünyaya gözlerini açtı. Babası Fransız kökenli bir UNICEF editörü olan Marc Chalamet, annesi ise eski bir Broadway dansçısı ve şimdilerde emlakçılık yapan Nicole Flender'dır. Sanatçı bir aileden gelmesi (kız kardeşi Pauline de bir aktristir) ve New York'un ünlü sanat okulu Fiorello H. LaGuardia Müzik & Sanat ve Sahne Sanatları Lisesi'nde eğitim görmesi, onun oyunculuk yeteneğini erken yaşlarda beslemesine yardımcı oldu. Profesyonel oyunculuk kariyerine çocuk yaşta reklam filmleri ve kısa filmlerle adım atan Chalamet, televizyon dünyasındaki ilk dikkat çekici rolünü 2012 yılında Showtime dizisi Homeland'de canlandırdığı, Başkan Yardımcısı'nın oğlu Finn Walden karakteriyle elde etti. Sinemaya geçişi ise Jason Reitman'ın Men, Women & Children (2014) filmindeki küçük bir rolle ve ardından Christopher Nolan'ın büyük bütçeli bilim kurgusu Interstellar (Yıldızlararası, 2014)'da Matthew McConaughey'nin karakterinin genç oğlunu oynamasıyla gerçekleşti. Chalamet için uluslararası şöhretin kapılarını ardına kadar açan ve onu bir anda Hollywood'un en parlak genç yıldızlarından biri haline getiren yapım, 2017 tarihli Luca Guadagnino filmi Call Me by Your Name (Beni Adınla Çağır) oldu. İtalya'da geçen bu dokunaklı büyüme hikayesinde canlandırdığı 17 yaşındaki Elio Perlman karakteriyle sergilediği olağanüstü performans, ona dünya çapında övgü kazandırdı ve En İyi Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü adaylığı getirdi. Bu adaylık, onu Oscar tarihinde bu kategoride aday gösterilen en genç üçüncü isim yaptı. Aynı yıl, eleştirmenlerce beğenilen Greta Gerwig imzalı Lady Bird (Uğur Böceği) filmindeki Kyle rolüyle de başarısını pekiştirdi. Bu hızlı yükselişin ardından Chalamet, kuşağının en yetenekli ve aranan aktörlerinden biri olarak konumunu sağlamlaştırdı. Uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden bir genci canlandırdığı Beautiful Boy (2018) filmindeki performansıyla Altın Küre'ye aday gösterildi. Greta Gerwig ile Little Women (Küçük Kadınlar, 2019)'da yeniden bir araya gelerek Laurie Laurence karakterine hayat verdi. Netflix için çekilen tarihi drama The King (2019)'da İngiltere Kralı V. Henry'yi canlandırdı. Ancak onu küresel bir gişe yıldızı statüsüne taşıyan en önemli adımlardan biri, Denis Villeneuve'ün yönettiği epik bilim kurgu uyarlaması Dune oldu. Serinin ilk filmi (2021) ve devam filmi Dune: Part Two (2024)'da canlandırdığı Paul Atreides karakteriyle büyük beğeni topladı. Ayrıca, Roald Dahl'ın klasik karakterine yeni bir yorum getiren Wonka (2023) müzikalinde başrolü üstlenerek şarkı söyleme ve dans etme yeteneklerini de ortaya koydu. Timothée Chalamet, genellikle hassas, duygusal derinliği olan ve karmaşık iç dünyalara sahip karakterleri canlandırmadaki ustalığıyla öne çıkar. Genç yaşına rağmen sergilediği olgun oyunculuk, farklı türler arasında rahatlıkla geçiş yapabilmesi ve kendine has karizmasıyla hem eleştirmenlerin hem de geniş izleyici kitlelerinin takdirini kazanmıştır. Aynı zamanda bir stil ikonu olarak da kabul edilen Chalamet, modern sinemanın en heyecan verici ve etkili genç yeteneklerinden biri olarak görülmekte ve kariyerine iddialı projelerle devam etmektedir.

Marisa Tomei fotoğrafı

Marisa Tomei

Oyuncu kadrosu · The Mongoose, Örümcek-Adam: Evden Uzakta, Büyük Açık olarak bilinir

Marisa Tomei (d. 4 Aralık 1964) Oskar Ödüllü, Altın Küre Ödülü adaylığı bulunan Amerikalı sinema ve tiyatro oyuncusudur. Brooklyn, New York doğumlu İtalyan asıllı oyuncu, İngilizce öğretmeni Patricia "Addie" ve avukat Gary A. Tomei'nin kızıdır. Edward R. Murrow Lisesi'ni bitirdikten sonra Boston Üniversitesi'nde bir yıl okuyup, New York Üniversitesi'ne transfer oldu. 1983-1985 yılları arasında As The World Turns adlı pembe dizide rol aldı ve dizide beğenilmesi 1987-1988 yılları arasında A Different World adlı sitkomda da rol bulmasını sağladı. Bu dizideki başarısının ardından değişik sinema filmlerinde de oynayan Tomei, 1992 yılında My Cousin Vinny adlı filmde Mona Lisa Vito rolünü oynadı ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oskarını kazandı.Sanatçının Oskara ikinci kez 2001 yılında In the Bedroom filmiyle aday oldu.2008 yapımı 'Şampiyon' filmindeki performansıyla kariyerinin üçüncü Oskar adaylığını elde etti. Yine Şampiyon filmiyle sanatçı 2009 yılı BAFTA ve Altın Küre'ye aday oldu. Oyuncunun diğer Altın Küre adaylığı 2002 yılında 'In The Bedroom (2001)' filmi ile geldi. Şampiyon filmiyle kazandığı diğer ödüller; Las Vegas Film Eleştirmenleri Derneği Ödülleri, San Diego Film Eleştirmenleri Derneği Ödülleri, San Francisco Eleştirmenleri Birliği Ödülü, Merkez Ohio Film Eleştirmenleri Birliği, Florida Film Eleştirmenleri Birliği Ödülü'dür. 2000 yılında What Women Want filmindeki rolüyle Satellite Ödüllerinde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi. Bu arada Broadway'de Wait Until Dark (1998) ve Salomé (2003) adlı oyunlarda oynadı. 2007 yılı yapımı Wild Hogs filminde başarılı bir performans sergiledi. Tomei, Seinfeld ve Rescue Me dizilerinde de rol aldı. Oyuncuyu yeni Marvel Sinematik Evren' nin de Örümcek Adam' ın yengesi May Parker rolünde göreceğiz

Laurie Metcalf fotoğrafı

Laurie Metcalf

Oyuncu kadrosu · Define Gezegeni, Oyuncak Hikayesi, Oyuncak Hikayesi 2 olarak bilinir

Lauren "Laurie" Elizabeth Metcalf, 16 Haziran 1955 tarihinde Carbondale, Illinois, ABD'de dünyaya gelmiştir. Illinois Eyalet Üniversitesi'nde tiyatro eğitimi alırken John Malkovich, Glenne Headly ve Gary Sinise gibi geleceğin yıldızlarıyla tanıştı. Mezuniyetinin ardından bu grup, Chicago'da efsanevi Steppenwolf Tiyatro Topluluğu'nu kurdu. Metcalf, topluluğun kurucu üyelerinden biri olarak sahne kariyerine sağlam bir başlangıç yaptı ve "Balm in Gilead" oyunundaki performansıyla 1984 yılında bir Obie Ödülü kazandı. Metcalf'i uluslararası şöhrete taşıyan rol, 1988'den 1997'ye kadar süren ve büyük beğeni toplayan sitcom "Roseanne"deki nevrotik ama sevgi dolu kız kardeş Jackie Harris karakteri oldu. Bu ikonik rolüyle eleştirmenlerden tam not alan Metcalf, art arda üç Primetime Emmy Ödülü kazandı ve bir Altın Küre adaylığı elde etti. Yıllar sonra, karakterine "The Conners" (2018) adlı devam dizisinde yeniden hayat vererek performansıyla beğeni toplamaya devam etti. Sinema kariyerinde de çok yönlü bir oyuncu olduğunu kanıtlayan Metcalf, "Umutsuz Aranıyor" (Desperately Seeking Susan) (1985), "JFK" (1991) ve "Çığlık 2" (Scream 2) (1997) gibi farklı türlerdeki filmlerde yardımcı roller üstlendi. Animasyon dünyasında ise Pixar'ın sevilen serisi "Oyuncak Hikayesi"nde (Toy Story) Andy'nin annesi Mrs. Davis karakterini seslendirerek milyonların hafızasında yer etti. Ancak sinemadaki en büyük kritik başarısını, Greta Gerwig'in yönettiği "Uğur Böceği" (Lady Bird) (2017) filmiyle yakaladı. Filmdeki fedakâr ve karmaşık anne portresiyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü (Oscar), Altın Küre, SAG ve BAFTA ödüllerine aday gösterildi. Televizyondaki başarılı kariyerini "The Big Bang Theory" dizisindeki Sheldon Cooper'ın annesi Mary Cooper rolüyle ve eleştirmenlerce beğenilen "Getting On" ve "Hacks" gibi yapımlarla sürdürdü; "Hacks" ile bir Emmy daha kazandı. Sahneden hiç kopmayan Metcalf, Broadway'deki çalışmalarıyla da büyük takdir topladı ve "A Doll's House, Part 2" (2017) ile "Three Tall Women" (2018) oyunlarındaki performanslarıyla iki yıl üst üste Tony Ödülü kazandı. Komedi ve dram arasında zahmetsizce geçiş yapabilen, neslinin en yetenekli ve saygın karakter oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

Winona Ryder fotoğrafı

Winona Ryder

Oyuncu kadrosu · Stranger Things, Beterböcek Beterböcek, Makas Eller olarak bilinir

Winona Laura Horowitz, 29 Ekim 1971 tarihinde Winona, Minnesota, ABD'de dünyaya gelmiştir. Sanat ve edebiyatla iç içe olan bir ailede, hippi kültürünün ve entelektüel bir çevrenin içinde büyüdü. Ailesi, o yedi yaşındayken Kuzey Kaliforniya'da elektrik ve televizyonun olmadığı bir komüne taşındı. On yaşında ailesiyle birlikte Petaluma, Kaliforniya'ya yerleştiğinde, Amerikan Sinema Konservatuarı'nda (American Conservatory Theater) oyunculuk dersleri almaya başladı. Sinema dünyasına 1986 yapımı "Lucas" filmiyle adım attı. Ancak ona asıl şöhretin kapısını açan rol, 1988 yılında Tim Burton'ın fantastik komedisi "Beetlejuice" (Beterböcek) filminde canlandırdığı gotik genç Lydia Deetz karakteri oldu. Bu rol, onun karanlık ve ilginç karakterleri canlandırma konusundaki yeteneğini ortaya koydu. Hemen ardından 1989'da kült bir klasik haline gelen "Heathers" (Ölümcül Oyun) filmindeki Veronica Sawyer rolüyle kuşağının en önemli genç ikonlarından biri haline geldi. 1990'lar, Ryder'ın kariyerinin zirve dönemi oldu. 1990'da yine Tim Burton ile çalıştığı "Edward Scissorhands" (Makas Eller) filminde Johnny Depp ile başrolü paylaştı. Bu on yılda, "Bram Stoker's Dracula" (1992), "The Age of Innocence" (Masumiyet Çağı) (1993) ve "Little Women" (Küçük Kadınlar) (1994) gibi eleştirel beğeni toplayan prestijli filmlerde rol aldı. "Masumiyet Çağı"ndaki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre kazandı ve Oscar'a aday gösterildi. "Küçük Kadınlar"daki Jo March performansıyla ise En İyi Kadın Oyuncu dalında bir Oscar adaylığı daha elde etti. Bu dönemde ayrıca "Reality Bites" (1994) ve "Girl, Interrupted" (Aklım Karıştı) (1999) – aynı zamanda yapımcılığını da üstlendiği – filmleriyle X Kuşağı'nın sembol oyuncularından biri olarak anıldı. 2000'lerin başında yaşadığı kişisel sorunlar ve bir hırsızlık olayı nedeniyle medyanın yoğun ilgisine maruz kalan Ryder, kariyerine bir süre ara verdi. Bu dönemin ardından sinemaya daha çok bağımsız filmler ve yardımcı rollerle döndü ("A Scanner Darkly" 2006, "Star Trek" 2009, "Black Swan" 2010). Kariyerinde görkemli bir geri dönüş yaşamasına sağlayan rol ise 2016 yılında başlayan Netflix'in fenomen dizisi "Stranger Things" oldu. Dizide canlandırdığı, kayıp oğlunu bulmak için doğaüstü güçlere karşı savaşan tutkulu ve endişeli anne Joyce Byers karakteri, ona yeni nesil izleyicileri tanıştırdı ve Altın Küre ile SAG Ödülleri'ne aday gösterilerek oyunculuk yeteneğini bir kez daha kanıtlamasını sağladı.

Emma Watson fotoğrafı

Emma Watson

Oyuncu kadrosu · Harry Potter ve Ölüm Yadigârları: Bölüm 1, Harry Potter ve Ölüm Yadigârları: Bölüm 2, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı olarak bilinir

Emma Charlotte Duerre Watson, 15 Nisan 1990 tarihinde Paris, Fransa'da İngiliz bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Beş yaşına kadar Paris'te yaşadıktan sonra ailesiyle birlikte İngiltere'ye, Oxfordshire'a taşındı. Küçük yaşlardan itibaren oyuncu olma hayali kuran Watson, Oxford'daki Stagecoach Tiyatro Sanatları okulunda şan, dans ve oyunculuk dersleri aldı. Profesyonel oyunculuk deneyimi olmamasına rağmen, okul oyunlarındaki performansları ve doğal yeteneği dikkat çekti. Watson'ın hayatındaki dönüm noktası, dokuz yaşındayken dünya çapında milyonlarca okura ulaşan J.K. Rowling'in fantastik serisi "Harry Potter"ın film uyarlamaları için yapılan seçmeler oldu. Binlerce aday arasından sıyrılarak, serinin zeki ve çalışkan ana kadın karakteri Hermione Granger rolünü kazandı. 2001'de gösterime giren "Harry Potter ve Felsefe Taşı" ile başlayan ve on yıl süren sekiz filmlik bu macera, Watson'ı küresel bir yıldıza dönüştürdü. Seri boyunca Hermione karakteriyle birlikte büyüyen Watson, performansıyla eleştirmenlerden övgüler aldı ve dünya çapında milyonların sevgisini kazandı. "Harry Potter" serisi 2011'de sona erdiğinde, Watson kariyerinde yeni bir sayfa açmaya kararlıydı. Hermione karakterinin gölgesinden çıkarak farklı rollerde kendini kanıtlama hedefiyle "Marilyn ile Bir Hafta" (2011), "Saksı Olmanın Faydaları" (2012), "Pırıltılı Hayatlar" (2013) ve "Nuh: Büyük Tufan" (2014) gibi bağımsız yapımlarda ve büyük bütçeli filmlerde rol aldı. Bu süreçte oyunculuk yeteneğini farklı türlerde sergileme fırsatı buldu. 2017 yılında Disney'in canlı çekim uyarlaması "Güzel ve Çirkin"de Belle karakterini canlandırarak büyük bir gişe başarısına imza attı ve yeniden geniş kitlelere ulaştı. Greta Gerwig'in yönettiği ve büyük beğeni toplayan "Küçük Kadınlar" (2019) filmindeki Meg March rolüyle de başarısını sürdürdü. Oyunculuk kariyerinin yanı sıra eğitimine de büyük önem veren Watson, çekimler devam ederken dahi derslerini aksatmadı ve 2014 yılında prestijli Brown Üniversitesi'nden İngiliz Edebiyatı diplomasıyla mezun oldu. Watson, sadece başarılı bir oyuncu değil, aynı zamanda tutkulu bir aktivist olarak da tanınmaktadır. 2014 yılında Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) İyi Niyet Elçisi olarak atandı ve cinsiyet eşitliğini teşvik etmek amacıyla küresel "HeForShe" kampanyasının başlatılmasında önemli bir rol oynadı. Kadın hakları, eğitim ve sürdürülebilir moda konularında aktif olarak çalışmalar yürüten Watson, bu alanlardaki duruşuyla genç nesillere ilham vermektedir. Son yıllarda oyunculuğa biraz ara vererek aktivizm çalışmalarına, sürdürülebilirlik projelerine ve yönetmenlik gibi yeni alanlara yönelen Emma Watson, günümüzde sadece bir film yıldızı değil, aynı zamanda küresel bir ikon ve önemli bir düşünce lideri olarak kabul edilmektedir.

Elle Fanning fotoğrafı

Elle Fanning

Oyuncu kadrosu · Margo's Got Money Troubles, Predator: Vahşi Topraklar, Manevi Değer olarak bilinir

Mary Elle Fanning, 9 Nisan 1998 tarihinde Conyers, Georgia, ABD'de dünyaya gelmiştir. Tenisçi bir anne ve beyzbolcu bir babanın kızı, aynı zamanda ünlü aktris Dakota Fanning'in kız kardeşi olan Elle, oyunculuk kariyerine çok erken yaşta adım attı. Henüz üç yaşındayken, ablasının canlandırdığı karakterlerin daha genç versiyonlarını oynayarak setlerle tanıştı; bunların ilki "I Am Sam" (2001) filmiydi. Kendi başına dikkat çektiği ilk önemli rolü ise, Eddie Murphy ile birlikte yer aldığı komedi filmi "Daddy Day Care" (2003) oldu. Çocuk oyuncu olarak başladığı kariyerinde hızla yükselen Fanning, "Babel" (2006) ve "The Curious Case of Benjamin Button" (2008) gibi prestijli yapımlarda rol alarak yeteneğini kanıtladı. Ancak onu eleştirmenlerin ve sinema dünyasının odak noktası haline getiren asıl dönüm noktası, Sofia Coppola'nın yönettiği ve Altın Aslan ödüllü "Somewhere" (2010) filmi ile J.J. Abrams'ın bilimkurgu gerilimi "Super 8" (2011) oldu. Bu performanslarıyla, çocuk yıldız imajından sıyrılarak kendi jenerasyonunun en yetenekli genç oyuncularından biri olarak kabul edilmeye başlandı. 2010'lu yıllar boyunca hem bağımsız sinemada hem de büyük bütçeli stüdyo filmlerinde boy göstererek çok yönlülüğünü sergiledi. Disney'in gişe rekortmeni "Maleficent" (2014) ve devam filmi "Maleficent: Mistress of Evil" (2019) yapımlarında canlandırdığı Prenses Aurora karakteriyle küresel çapta tanınırlığını artırdı. Aynı dönemde Nicolas Winding Refn'in psikolojik korku filmi "The Neon Demon" (2016), Mike Mills'in "20th Century Women" (2016) ve Sofia Coppola ile yeniden bir araya geldiği "The Beguiled" (2017) gibi yapımlarda daha olgun ve karmaşık karakterlere hayat verdi. Elle Fanning'in kariyerindeki en parlak dönemlerden biri, Hulu yapımı hicivli komedi-drama dizisi "The Great" (2020-2023) ile geldi. Rus İmparatoriçesi Büyük Katerina'yı canlandırdığı bu dizi, hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden tam not aldı. Fanning, bu rolüyle Altın Küre ve Emmy ödüllerine aday gösterilerek komedi türündeki başarısını da tescilledi. Sinema ve televizyon kariyerinin yanı sıra moda dünyasında da etkili bir figür olan Fanning, 2019 yılında henüz 21 yaşındayken Cannes Film Festivali jürisine seçilen en genç kişi olarak tarihe geçti. Son yıllarda Broadway sahnesine de adım atan oyuncu, "Appropriate" (2023) oyunuyla tiyatro eleştirmenlerinden övgü topladı. Son olarak, Timothée Chalamet ile başrolü paylaştığı biyografik film "A Complete Unknown" (2024) gibi iddialı projelerle kariyerine hız kesmeden devam etmektedir.

Debra Messing fotoğrafı

Debra Messing

Oyuncu kadrosu · Will & Grace olarak bilinir

Debra Lynn Messing, 15 Ağustos 1968 tarihinde Brooklyn, New York'ta dünyaya gelmiştir. Rus, Polonya ve Yahudi kökenli bir ailenin kızı olan Messing, çocukluğunu East Greenwich, Rhode Island'da geçirdi. Lise yıllarında okul müzikallerinde sahne alarak oyunculuğa adım atan Messing, Brandeis Üniversitesi'nde tiyatro eğitimi aldı ve ardından prestijli New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu'nun "Graduate Acting Program" bölümünden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Kariyerinin başlarında tiyatro sahnelerinde ve "NYPD Blue", "Seinfeld" gibi dizilerde konuk oyuncu olarak yer alan Messing, sinemadaki ilk çıkışını "A Walk in the Clouds" (1995) filmindeki küçük bir rolle yaptı. Televizyondaki ilk düzenli başrolünü ise sitcom "Ned and Stacey" (1995-1997) ile elde etti. Ancak onu dünya çapında bir şöhrete kavuşturan ve kariyerini tanımlayan rol, 1998 yılında başlayan efsanevi sitcom "Will & Grace"teki Grace Adler karakteri oldu. Eric McCormack ile başrolü paylaştığı bu dizide canlandırdığı nevrotik ama sevilen iç mimar karakteri, ona 2003 yılında "Komedi Dizilerinde En İyi Kadın Oyuncu" dalında Primetime Emmy Ödülü kazandırdı. Dizi, 1998-2006 yılları arasındaki orijinal yayınından sonra, 2017-2020 yılları arasında başarılı bir geri dönüş sezonuyla (revival) tekrar ekranlara geldi. Televizyon başarısının yanı sıra Debra Messing, sinema kariyerinde de özellikle romantik komedi türünde önemli işlere imza attı. Woody Allen'ın "Hollywood Ending" (2002) filminde ve Richard Gere ile gerilim filmi "Gecenin Nefesi"nde (The Mothman Prophecies) (2002) rol aldı. Geniş kitlelerce tanınan sinema filmleri arasında Jennifer Aniston ve Ben Stiller ile birlikte oynadığı "Along Came Polly" (2004) ve başrolünü Dermot Mulroney ile paylaştığı, gişede büyük başarı yakalayan "Kiralık Sevgili" (The Wedding Date) (2005) yer alır. Ayrıca 2008 yapımı "The Women" filminin kadrosunda da bulundu. Messing, komedi dışındaki yeteneklerini de sergilemekten çekinmedi. 2007 yapımı mini dizi "The Starter Wife"taki performansıyla Altın Küre ve Emmy ödüllerine aday gösterildi. Müzikal drama türündeki NBC dizisi "Smash"te (2012-2013) canlandırdığı Julia Houston karakteriyle beğeni toplarken, polisiye komedi-drama "The Mysteries of Laura" (2014-2016) dizisinde hem dedektif hem de anne olan Laura Diamond karakterine hayat verdi. 2014 yılında "Outside Mullingar" oyunuyla Broadway'deki ilk çıkışını yapan oyuncu, son dönemde gerilim filmi "Searching" (2018) ve Netflix yapımı "13: The Musical" (2022) gibi projelerde yer almıştır. Aktif bir sosyal sorumluluk bilincine sahip olan Messing, özellikle HIV/AIDS önleme ve farkındalık çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Bob Odenkirk fotoğrafı

Bob Odenkirk

Oyuncu kadrosu · Better Call Saul, Önemsiz Biri, Breaking Bad olarak bilinir

Robert John "Bob" Odenkirk, 22 Ekim 1962 tarihinde Berwyn, Illinois, ABD'de dünyaya gelmiştir. Naperville, Illinois'de büyüyen Odenkirk, gençlik yıllarında Chicago'nun efsanevi komedi dünyasına adım atmıştır. The Second City gibi prestijli sahnelerde doğaçlama tiyatro yaparak ve komedi metinleri yazarak yeteneğini geliştirmiş, bu dönemde kariyerinin temellerini atmıştır. Kariyerine öncelikle bir yazar olarak başlayan Odenkirk, 1987-1991 yılları arasında "Saturday Night Live" (SNL) ekibine katılarak büyük bir çıkış yakaladı. Burada, Chris Farley'nin canlandırdığı ikonik "Matt Foley: Motivasyon Konuşmacısı" gibi unutulmaz karakterlerin yaratılmasına katkıda bulundu. Ardından "The Ben Stiller Show"daki yazarlığıyla bir Emmy Ödülü kazandı ve komedi dünyasındaki yerini sağlamlaştırdı. Odenkirk, 1990'ların ortasında David Cross ile birlikte yarattığı ve başrolünü üstlendiği kült skeç komedi dizisi "Mr. Show with Bob and David" (1995-1998) ile ekran önünde de tanınmaya başladı. Alternatif komedinin en önemli yapımlarından biri olarak kabul edilen bu dizi, onun absürt ve zeki mizah anlayışını geniş kitlelere tanıttı. Bu dönemde çeşitli film ve dizilerde yardımcı rollerde yer alsa da, kariyerini tamamen değiştirecek ve ona uluslararası bir şöhret kazandıracak rol henüz gelmemişti. Bu büyük dönüm noktası, 2009 yılında Vince Gilligan'ın çığır açan dizisi "Breaking Bad"de canlandırdığı ahlaki açıdan esnek, becerikli ve laf cambazı avukat Saul Goodman karakteriyle yaşandı. Başlangıçta yardımcı bir karakter olan Saul, Odenkirk'ün karizmatik performansıyla dizinin en sevilen figürlerinden birine dönüştü. Bu başarı, karakterin kendi dizisine sahip olmasının yolunu açtı. 2015-2022 yılları arasında yayınlanan "Better Call Saul", Odenkirk'ü başrole taşıdı ve onun sadece bir komedyen değil, aynı zamanda usta bir drama oyuncusu olduğunu kanıtladı. Jimmy McGill'in trajik bir şekilde Saul Goodman'a dönüşümünü canlandırdığı bu rol, ona çok sayıda Emmy ve Altın Küre adaylığı getirdi ve eleştirmenlerden tam not aldı. "Breaking Bad" evreninin ötesinde Odenkirk, sinemadaki çok yönlülüğünü de sergilemiştir. Steven Spielberg'in yönettiği "The Post" (2017) ve Greta Gerwig'in "Küçük Kadınlar" (Little Women) (2019) gibi prestijli filmlerde rol aldı. Ancak kariyerindeki bir diğer şaşırtıcı ve başarılı adım, 2021 yapımı aksiyon filmi "Kimse" (Nobody) ile geldi. Bu filmde beklenmedik bir aksiyon kahramanına dönüşerek izleyicileri şaşırttı ve fiziksel performansıyla büyük beğeni topladı. Oyunculuğun yanı sıra yazarlık ve yönetmenlik de yapan Odenkirk, 2022'de yayımladığı "Comedy Comedy Comedy Drama" adlı anı kitabıyla kariyer yolculuğunu okurlarla paylaştı.

Kerry O'Malley fotoğrafı

Kerry O'Malley

Kerry O'Malley, 18 Ağustos 1969 tarihinde Nashua, New Hampshire'da dünyaya gelmiştir. Duke Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra eğitimine Harvard Üniversitesi bünyesindeki American Repertory Theater Institute'da devam eden O'Malley, burada oyunculuk üzerine yüksek lisans (MFA) yaparak sahne sanatları eğitimini en üst seviyede tamamlamıştır. Kendisi gibi sektörde tanınan oyuncu ve yazar Mike O'Malley'nin kız kardeşi olan Kerry, kariyerine tiyatro sahnelerinde, özellikle de Broadway'de sağlam bir giriş yaparak başladı. Stephen Sondheim'ın "Into the Woods" (Baker's Wife rolüyle), "Billy Elliot" ve "Annie Get Your Gun" gibi prestijli müzikallerdeki performanslarıyla tiyatro dünyasında saygın bir yer edindi. Televizyon kariyerindeki ilk önemli uzun soluklu işlerinden biri, Showtime'ın eleştirmenlerce beğenilen suç draması "Brotherhood" (2006-2008) oldu. Bu dizide Mary Kate Marks karakterini canlandırdı. Ancak geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan performansları, popüler dizilerdeki kilit yan rolleriyle geldi. "Shameless" dizisinin ikinci sezonunda Kate karakteriyle ve "Boardwalk Empire"daki rolleriyle dikkat çekti. Kariyerindeki en belirgin ve popüler rollerden biri ise, TNT ve Netflix'te yayınlanan distopik bilimkurgu dizisi "Snowpiercer"da (2020-2022) canlandırdığı Lilah Folger karakteri oldu. Dizinin ilk iki sezonunda, trendeki Birinci Sınıf yolcularından biri olan zengin, korumacı ve entrikacı bir anneyi canlandırarak dizinin ana kötü karakterlerinden biri haline geldi ve performansıyla büyük övgü topladı. Ayrıca Marc Cherry'nin "Why Women Kill" dizisinde de Mavis karakteriyle yer aldı. Sinema dünyasında ise çeşitli türlerde boy gösteren O'Malley, 2014 yapımı gişe rekortmeni korku filmi "Annabelle"de Sharon Higgins karakterine hayat vererek "The Conjuring" evreninde yer aldı. Bilimkurgu aksiyon filmi "Terminator Genisys"te (2015) Kyle Reese'in annesini canlandırdı. Son dönemde ise usta yönetmen David Fincher'ın "The Killer" (2023) filminde Dolores rolüyle izleyici karşısına çıktı. "Grey's Anatomy", "Modern Family", "Chicago Med" ve "Goliath" gibi sayısız dizide konuk oyuncu olarak yer alan O'Malley, hem Broadway'deki müzikal yeteneği hem de ekrandaki dramatik derinliğiyle çok yönlü bir karakter oyuncusu olarak kariyerini sürdürmektedir.

Rooney Mara fotoğrafı

Rooney Mara

Oyuncu kadrosu · Sosyal Ağ, Aşk olarak bilinir

Patricia Rooney Mara, 17 Nisan 1985 tarihinde Bedford, New York'ta dünyaya gelmiştir. Amerikan futbolu tarihine damga vurmuş iki köklü ailenin, New York Giants'ın kurucusu Mara ailesi ile Pittsburgh Steelers'ın kurucusu Rooney ailesinin bir üyesidir. George Washington Üniversitesi'nde bir yıl okuduktan sonra New York Üniversitesi Gallatin Bireyselleştirilmiş Çalışmalar Okulu'na geçti ve buradan 2010 yılında psikoloji ve uluslararası sosyal politika alanlarında eğitim alarak mezun oldu. Oyunculuğa olan ilgisi, ablası Kate Mara'yı sahnede izlemesiyle ve klasik filmleri keşfetmesiyle başladı, ancak profesyonel kariyerine üniversite yıllarında adım attı. Kariyerinin başlarında "Urban Legends: Bloody Mary" (2005) gibi korku filmlerinde küçük roller aldı ve "Law & Order: Special Victims Unit" dizisinin bir bölümünde göründü. İlk kayda değer başrol deneyimini bağımsız film "Tanner Hall" (2009) ile yaşadı. Ancak Mara'nın kariyerindeki ilk büyük dönüm noktası, David Fincher'ın yönettiği biyografik drama "Sosyal Ağ" (The Social Network) (2010) filmindeki Erica Albright rolüyle gerçekleşti. Filmin açılış sahnesindeki kısa ama etkileyici performansı, sektörde dikkatleri üzerine çekmesini sağladı. Aynı yıl "Elm Sokağı Kabusu" (A Nightmare on Elm Street) yeniden çevriminde Nancy Holbrook karakterini canlandırdı. Rooney Mara'yı dünya çapında bir yıldıza dönüştüren ve oyunculuk yeteneğini kanıtlayan proje, Stieg Larsson'ın milenyum üçlemesinden uyarlanan "Ejderha Dövmeli Kız" (The Girl with the Dragon Tattoo) (2011) filmi oldu. David Fincher ile yeniden bir araya geldiği bu filmde, asosyal bilgisayar korsanı Lisbeth Salander karakterini canlandırmak için saçlarını kazıtıp piercing yaptırarak radikal bir fiziksel değişim geçirdi. Bu rol, ona En İyi Kadın Oyuncu dalında ilk Akademi Ödülü (Oscar) adaylığını ve Altın Küre adaylığını getirdi. Bu başarının ardından Steven Soderbergh'in "Acı Reçete" (Side Effects) (2013) ve Spike Jonze'un Oscar ödüllü "Aşk" (Her) (2013) filmlerinde yer alarak kariyerini sağlamlaştırdı. 2015 yılında Todd Haynes'in yönettiği dönem draması "Carol" filminde Cate Blanchett ile başrolü paylaştı. Therese Belivet rolündeki incelikli ve derinlikli performansı, ona Cannes Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ikinci kez Oscar'a aday gösterilmesini sağladı. Bağımsız sinemada ve sanatsal projelerde yer almayı sürdüren Mara, "Lion" (2016), Casey Affleck ile başrolü paylaştığı "A Ghost Story" (2017) ve "Mary Magdalene" (2018) gibi yapımlarda rol aldı. Yakın dönemde Guillermo del Toro'nun "Kabus Sokağı" (Nightmare Alley) (2021) filminde Molly Cahill karakterine hayat verdi ve Sarah Polley'nin "Konuşan Kadınlar" (Women Talking) (2022) filmindeki performansıyla beğeni topladı. Sinema kariyerinin yanı sıra, Kenya'daki yoksul ailelere ve çocuklara destek sağlayan Uweza Vakfı'nın kurucusudur ve aktif bir hayvan hakları savunucusudur.

Leslie Silva fotoğrafı

Leslie Silva

Oyuncu kadrosu · Numb3rs olarak bilinir

Leslie Silva, 21 Nisan 1968 tarihinde Schenectady, New York, Amerika Birleşik Devletleri'nde dünyaya gelmiştir. Sanat eğitimine büyük önem veren Silva, Connecticut Üniversitesi'nden Güzel Sanatlar lisans derecesini aldıktan sonra, dünyanın en prestijli konservatuvarlarından biri olan Juilliard Okulu'nun drama bölümüne (Grup 24) kabul edildi ve buradan Güzel Sanatlar Yüksek Lisans derecesiyle mezun oldu. Profesyonel oyunculuk kariyerine 1995 yılında New York'ta Off-Broadway tiyatro oyunlarında sahne alarak başladı ve özellikle klasik tiyatro eserlerindeki performanslarıyla sahne deneyimi kazandı. Televizyon dünyasındaki ilk büyük ve kalıcı rolünü, 1999 yılında NBC'nin popüler tıp ve aile draması "Providence" dizisinde canlandırdığı Dr. Helen Reynolds karakteriyle elde etti. Bu rol, onun kariyerinde sağlam bir temel oluşturdu. Ardından 2002 yılında, bilimkurgu türünün kült yapımlarından biri kabul edilen "Odyssey 5" dizisinde Peter Weller ile birlikte başrolü paylaşarak televizyon muhabiri Sarah Glaser karakterine hayat verdi. Dizi kısa sürmesine rağmen, Silva'nın bu performansı bilimkurgu hayranları tarafından beğeniyle karşılandı. Genellikle otoriter, zeki, soğukkanlı ve profesyonel karakterleri (doktorlar, yargıçlar, adli tabipler) canlandırmasıyla tanınan Silva, Amerikan televizyonunun en uzun soluklu dizilerinde güvenilir bir karakter oyuncusu olarak yer edindi. "CSI: Crime Scene Investigation", "Law & Order", "Cold Case", "ER" ve "The Good Wife" gibi sayısız yapımda konuk oyuncu olarak yer aldı. CBS'in suç draması "Numb3rs" dizisinde M.E. Ridenhour karakteriyle ve Jennifer Lopez'in başrolünde olduğu "Shades of Blue" dizisinde Gail Baker rolüyle uzun süreli ve tekrar eden performanslar sergiledi. Sinemada ise Hilary Swank ile birlikte rol aldığı doğaüstü korku filmi "Hasat Zamanı" (The Reaping) (2007) filmindeki rolüyle bilinmektedir. Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde The CW kanalının "In the Dark" (2019-2022) dizisinde Rhonda karakteriyle izleyici karşısına çıkan deneyimli oyuncu, son yıllarda ABC'nin tarihi mini dizisi "Women of the Movement" (2022), Rian Johnson'ın eleştirmenlerce övülen gizem dizisi "Poker Face" (2023) ve "So Help Me Todd" gibi projelerde yer aldı. Leslie Silva, son olarak 2024 yapımı A24 filmi "Babygirl"ün kadrosunda Hazel karakteriyle yer alarak sinema ve televizyon kariyerini aktif bir şekilde sürdürmektedir.

Veronica Falcón fotoğrafı

Veronica Falcón

Oyuncu kadrosu · Lee Cronin'den Mumya olarak bilinir

Veronica Falcón, 8 Ağustos 1966 tarihinde Meksiko, Meksika'da dünyaya gelmiştir. Sanata ve sahneye olan tutkusu genç yaşlarda başlayan Falcón, kariyerinin ilk on yıllarını ağırlıklı olarak ülkesi Meksika'da geçirdi. Uzun yıllar boyunca hem saygın bir oyuncu hem de yetenekli bir koreograf olarak çalışan sanatçı; İspanyolca dilindeki birçok televizyon dizisinde, tiyatro oyununda ve sinema filminde görev alarak kendi ülkesinde oldukça başarılı ve istikrarlı bir kariyer inşa etti. Kariyerindeki en büyük, en cesur dönüm noktası ve küresel çapta tanınmasını sağlayan süreç, 50 yaşına geldiğinde Hollywood'da şansını denemek üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınma kararı almasıyla başladı. Bu cesur adımın ardından kısa sürede farklı aurası ve yeteneğiyle Amerikan sinema ve televizyon sektörünün dikkatini çekti. Onu uluslararası bir yıldıza dönüştüren ve kariyerinde gerçek bir patlama yaratan rol, USA Network'ün popüler suç draması dizisi "Queen of the South"ta (2016-2021) canlandırdığı acımasız, zeki ve otoriter kartel lideri Camila Vargas karakteri oldu. Bu roldeki karizmatik ve güçlü performansı, eleştirmenlerden büyük övgü topladı ve ona dünya çapında devasa bir hayran kitlesi kazandırdı. "Queen of the South" dizisinin getirdiği büyük başarının ardından Falcón, İngilizce dilindeki prestijli yapımların en çok aranan ve saygı duyulan karakter oyuncularından biri haline geldi. HBO'nun çok beğenilen dönem draması "Perry Mason"da (2020) başarılı iş kadını Lupe Gibbs karakterine hayat verdi ve popüler antoloji dizisi "Why Women Kill"in (2021) ikinci sezon kadrosunda başrollerden birini üstlendi. Televizyondaki hakimiyetini, Netflix'in bol ödüllü fenomen dizisi "Ozark"ın dördüncü sezonunda (2022) canlandırdığı korkutucu kartel lideri Camila Elizondro rolüyle perçinledi ve gerilim türündeki ustalığını bir kez daha kanıtladı. Televizyon projelerinin yanı sıra büyük bütçeli ana akım sinema filmlerinde de boy gösteren usta aktris, Disney yapımı fantastik macera filmi "Jungle Cruise" (2021) ve Amazon Prime draması "A Million Miles Away" (2023) gibi yapımlarla beyaz perdede seyirci karşısına çıktı. 50 yaşından sonra tamamen yeni bir ülkede ve sektörde uluslararası bir kariyer inşa ederek ilham verici bir başarı hikayesine imza atan Veronica Falcón; güçlü duruşu, derinlikli oyunculuğu ve ekrandaki karizmatik varlığıyla günümüz Hollywood'unun en saygın isimlerinden biri olarak üretmeye devam etmektedir.

Saraya Bevis fotoğrafı

Saraya Bevis

Saraya Jade Bevis, profesyonel güreş dünyasında bilinen adlarıyla Paige ve Saraya, 17 Ağustos 1992 tarihinde Norwich, Norfolk, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. İngiliz güreşinin ünlü "Knight" hanedanının bir üyesi olan Saraya, güreşçi bir anne ve babanın kızı olarak ringlerin içinde büyüdü. Henüz 13 yaşındayken, babasının organize ettiği bir şovda eksik bir güreşçinin yerine geçerek "Britani Knight" adıyla profesyonel kariyerine başladı. Ailesiyle birlikte yer aldığı "The Wrestlers: Fighting with My Family" belgeseli, onun WWE yetenek avcılarının dikkatini çekmesini sağladı ve bu hikaye daha sonra Dwayne "The Rock" Johnson'ın yapımcılığını üstlendiği, başrolünde Florence Pugh'un yer aldığı 2019 yapımı "Fighting with My Family" adlı Hollywood filmine konu oldu. 2011 yılında WWE ile sözleşme imzalayarak Paige ring adını alan Bevis, şirketin gelişim markası NXT'de büyük bir etki yarattı. NXT tarihinin ilk Kadınlar Şampiyonu olarak tarihe geçti ve "yarının imparatoriçesi" unvanını kazandı. Asıl büyük patlamasını ise 2014 yılında, WrestleMania 30'un ertesi gecesi ana kadroya (RAW) yaptığı ilk çıkışta gerçekleştirdi. O dönemin en baskın şampiyonu AJ Lee'yi yenerek, ilk gecesinde WWE Divas Şampiyonluğu'nu kazanan en genç güreşçi (21 yaşında) oldu. Soluk teni, gotik tarzı ve asi tavırlarıyla "Anti-Diva" karakterini yarattı ve WWE'de o dönem hakim olan manken kökenli güreşçi algısını yıkarak "Kadınlar Devrimi"nin (Women's Revolution) fitilini ateşleyen en önemli isimlerden biri oldu. WWE kariyerinde iki kez Divas Şampiyonluğu yaşadı ve "Total Divas" reality şovuyla popülaritesini güreş dışına da taşıdı. Ancak kariyeri, 2017 yılında yaşadığı talihsiz ve ciddi bir boyun sakatlığı nedeniyle sekteye uğradı. Doktorların bir daha güreşemeyeceğini belirtmesi üzerine, 2018 yılında henüz 25 yaşındayken ring içi kariyerini sonlandırdığını açıklamak zorunda kaldı. Bu süreçte WWE ekranlarında SmackDown Genel Müdürü ve menajer olarak rol almaya devam etti. Yıllar süren tedaviler ve boyun ameliyatlarının ardından, 2022 yılında WWE'den ayrılarak All Elite Wrestling (AEW) şirketiyle anlaştı ve kendi adı olan Saraya'yı kullanmaya başladı. Doktorlardan tam onay alarak ringlere mucizevi bir dönüş yapan Saraya, 2023 yılında Londra'daki Wembley Stadyumu'nda gerçekleşen "All In" etkinliğinde AEW Kadınlar Dünya Şampiyonluğu'nu kazanarak kariyerinin ikinci baharını taçlandırdı. Hem yaşadığı trajediler hem de azmiyle, modern güreş tarihinin en ilham verici kadın figürlerinden biri olarak kariyerine devam etmektedir.

Florence Pugh fotoğrafı

Florence Pugh

Oyuncu kadrosu · Black Widow, Küçük Kadınlar, Oppenheimer olarak bilinir

Florence Pugh, 3 Ocak 1996 tarihinde Oxford, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Sanatla iç içe bir ailede büyüyen Pugh'un babası bir restoran işletmecisi, annesi ise bir dansçı ve dans öğretmenidir. Kardeşleri Toby Sebastian ve Arabella Gibbins de kendisi gibi oyunculuk yapmaktadır. Çocukluğunda geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle ailesiyle bir süre İspanya'da yaşayan Pugh, oyunculuk yeteneğini erken yaşlarda keşfetti. Profesyonel oyunculuk kariyerine 2014 yılında, Carol Morley'in yönettiği gizem filmi "The Falling" ile başladı. Bu ilk rolüyle bile eleştirmenlerin dikkatini çekmeyi başardı ve En İyi İngiliz Yeni Oyuncu dalında BFI Londra Film Festivali'nde aday gösterildi. Ancak kariyerindeki asıl çıkışı, 2016 yapımı bağımsız drama "Lady Macbeth" filminde canlandırdığı Katherine Lester karakteriyle yaptı. Kendisinden yaşça büyük bir adamla zorla evlendirilen genç bir kadının karanlık dönüşümünü anlatan bu rol, Pugh'a büyük övgü ve İngiliz Bağımsız Film Ödülü'nü getirdi. 2019 yılı, Florence Pugh'un uluslararası bir yıldız haline geldiği yıl oldu. İlk olarak güreşçi Paige'in hayatını konu alan "Fighting with My Family" (Ailemle Dövüşürken) filminde başrol oynadı. Ardından Ari Aster'in yönettiği kült korku filmi "Midsommar" (Ritüel) ile dünya çapında tanındı. Aynı yıl içerisinde Greta Gerwig'in yönettiği "Little Women" (Küçük Kadınlar) filminde canlandırdığı Amy March karakteriyle kariyerinin zirvesine ulaştı. Bu performansı ona En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar ve BAFTA adaylıkları kazandırdı. Bu başarısını, Marvel Sinematik Evreni'ne katılarak pekiştiren Pugh, ilk olarak "Black Widow" (2021) filminde ve ardından "Hawkeye" (2021) dizisinde canlandırdığı, zeki ve esprili suikastçı Yelena Belova karakteriyle izleyicilerin büyük beğenisini kazandı. Bu rolle "Thunderbolts*" (2025) filminde de yer alarak evrendeki kilit rollerden biri haline geldi. Son dönemdeki diğer önemli projeleri arasında "Don't Worry Darling" (Dert Etme Sevgilim) (2022), Christopher Nolan'ın Oscar ödüllü filmi "Oppenheimer" (2023) ve Denis Villeneuve'ün epik bilimkurgusu "Dune: Part Two" (2024) bulunmaktadır. Kuşağının en yetenekli ve çok yönlü oyuncularından biri olarak kabul edilen Florence Pugh, her rolünde gösterdiği derinlik ve güçle kariyerine devam etmektedir.

Jessie Buckley fotoğrafı

Jessie Buckley

Oyuncu kadrosu · Gelin!, Hamnet, Fargo olarak bilinir

Jessie Buckley, 28 Aralık 1989 tarihinde Killarney, County Kerry, İrlanda'da dünyaya gelmiştir. Annesi Marina Cassidy ünlü bir arpist ve ses koçu olduğundan, çocukluğu müzikle iç içe geçen Buckley, Royal Irish Academy of Music'te piyano, klarnet ve arp eğitimi alarak sanatsal temelini erken yaşta attı. Kariyerinin ilk adımı, 2008 yılında BBC'nin yetenek yarışması "I'd Do Anything"e katılmasıyla oldu; yarışmayı ikinci olarak tamamladı. Bu başarı ona West End tiyatrolarının kapılarını açtı ve "A Little Night Music" gibi önemli müzikallerde sahne aldı. Ancak sadece bir müzikal oyuncusu olarak kalmak istemeyen Buckley, Londra'daki prestijli Royal Academy of Dramatic Art'ta (RADA) eğitim görerek 2013 yılında mezun oldu ve oyunculuk kariyerine derinlik kattı. Televizyon dünyasındaki ilk büyük çıkışını, BBC'nin Tolstoy uyarlaması "Savaş ve Barış" (War & Peace) (2016) dizisindeki Prenses Marya Bolkonskaya rolüyle yaptı. Eleştirmenlerden tam not alan bu performansı, Tom Hardy ile birlikte rol aldığı "Taboo" (2017) ve "The Last Post" (2017) dizileri izledi. Sinemadaki ilk başrolü olan psikolojik gerilim filmi "Beast" (2017) ile bağımsız sinema dünyasında büyük yankı uyandırdı. Ancak Jessie Buckley'nin ismini gerçek anlamda dünyaya duyuran ve müzikal yeteneğiyle oyunculuğunu harmanladığı proje, 2018 yapımı "Wild Rose" oldu. Hapisten yeni çıkmış ve country şarkıcısı olma hayali kuran Glasgowlu bekar bir anneyi canlandırdığı bu filmdeki performansı, ona BAFTA En İyi Kadın Oyuncu adaylığı getirdi. 2019 yılında, HBO'nun dünya çapında ses getiren mini dizisi "Chernobyl"de, radyasyona maruz kalan itfaiyeci eşi Lyudmilla Ignatenko'yu canlandırarak izleyicileri derinden etkiledi. Ardından Renée Zellweger ile "Judy" (2019) filminde ve Charlie Kaufman'ın yönettiği "Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum" (I'm Thinking of Ending Things) (2020) filminde başrolde yer alarak karmaşık ve zorlu rollerin altından başarıyla kalkabileceğini kanıtladı. "Fargo" dizisinin 4. sezonunda (2020) canlandırdığı tekinsiz hemşire Oraetta Mayflower rolüyle de çok yönlülüğünü sergiledi. Kariyerinin zirve noktalarından biri, Maggie Gyllenhaal'un yönettiği "Karanlık Kız" (The Lost Daughter) (2021) filmiyle geldi. Olivia Colman'ın canlandırdığı karakterin gençliğine hayat verdiği bu rol, ona En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ilk Akademi Ödülü (Oscar) adaylığını getirdi. Aynı yıl tiyatroya muhteşem bir dönüş yaparak, Londra West End'de sahnelenen "Cabaret" müzikalindeki Sally Bowles performansıyla En İyi Kadın Oyuncu dalında prestijli Olivier Ödülü'nü kazandı. Son dönemde "Konuşan Kadınlar" (Women Talking) (2022), "Fingernails" (2023) ve Olivia Colman ile yeniden bir araya geldiği "Wicked Little Letters" (2023) gibi yapımlarda rol alarak neslinin en yetenekli oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

Wi Ha-jun fotoğrafı

Wi Ha-jun

Oyuncu kadrosu · Squid Game olarak bilinir

Wi Ha-jun (위하준), doğum adıyla Wi Hyun-yi, 5 Ağustos 1991 tarihinde Güney Kore'nin Güney Jeolla iline bağlı Wando ilçesindeki Soan adasında dünyaya gelmiştir. Ailesinin deniz kulağı çiftliğinde büyüyen Wi, Sungkyul Üniversitesi'nde Tiyatro ve Film bölümünde eğitim alarak oyunculuk temellerini attı. Kariyerine 2012 yılında kısa filmlerle başladı. Kariyerinin ilk yıllarında "Coin Locker Girl" (2015) gibi filmlerde ve "My Golden Life" (2017) gibi televizyon dizilerinde yardımcı rollerde yer aldı. 2018 yılı onun için bir çıkış yılı oldu. "Something in the Rain" (2018) adlı popüler romantik dizide Son Ye-jin'in erkek kardeşini canlandırarak daha geniş kitlelerce tanındı. Aynı yıl, Kore korku sinemasının önemli örneklerinden biri olan ve "found footage" (buluntu film) tekniğiyle çekilen "Gonjiam: Haunted Asylum" (2018) filmindeki başrolüyle dikkatleri üzerine çekti. Bu film, ona bir karakter oyuncusu olarak yeteneğini gösterme fırsatı verdi. 2019'da "Romance Is a Bonus Book" ve 2020'de "18 Again" gibi popüler dizilerdeki rolleriyle istikrarlı bir şekilde kariyerini inşa etmeye devam etti. 2021 yılında, işitme engelli bir kadını hedef alan bir seri katili canlandırdığı gerilim filmi "Midnight"taki performansıyla oyunculuk yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu kanıtladı. Bu rol, onun hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlayıcı karakterleri ne kadar başarıyla canlandırabildiğini gösterdi. Ancak Wi Ha-jun'u küresel bir yıldıza dönüştüren ve ona uluslararası alanda büyük bir şöhret kazandıran proje, 2021 yılında yayınlanan Netflix'in rekorlar kıran dizisi "Squid Game" oldu. Dizide, kayıp kardeşini bulmak için ölümcül oyunların düzenlendiği tesise gizlice sızan polis memuru Hwang Jun-ho karakterine hayat verdi. Karakterin cesur ve kararlı duruşuyla dünya çapında milyonlarca izleyicinin beğenisini kazandı ve dizinin en sevilen karakterlerinden biri haline geldi. "Squid Game"in getirdiği uluslararası başarının ardından, Lee Dong-wook ile başrolü paylaştığı aksiyon-komedi dizisi "Bad and Crazy" (2021), eleştirmenlerce beğenilen "Little Women" (2022) ve Ji Chang-wook ile birlikte rol aldığı suç-aksiyon dizisi "The Worst of Evil" (2023) gibi yüksek profilli projelerde yer alarak başrol oyuncusu olarak statüsünü sağlamlaştırdı.

Chris O'Donnell fotoğrafı

Chris O'Donnell

Oyuncu kadrosu · 9-1-1: Nashville, NCIS: Los Angeles olarak bilinir

Christopher Eugene O'Donnell, 26 Haziran 1970 tarihinde Winnetka, Illinois, ABD'de dünyaya gelmiştir. İrlanda ve Alman kökenli kalabalık bir Katolik ailenin yedi çocuğundan en küçüğü olan O'Donnell, eğitim hayatını Boston College'da Pazarlama alanında tamamladı. Genç yaşta modellik yaparak ve reklamlarda (özellikle Michael Jordan ile oynadığı McDonald's reklamı) görünerek sektöre adım attı. Sinema kariyerindeki ilk önemli çıkışını Jessica Lange ile birlikte rol aldığı "Men Don't Leave" (1990) filmiyle gerçekleştirdi. Ardından "Kızarmış Yeşil Domatesler" (Fried Green Tomatoes) (1991) ve Brendan Fraser, Matt Damon gibi isimlerle çalıştığı "School Ties" (1992) gibi yapımlarda yer aldı. Ancak O'Donnell'ın kariyerindeki asıl dönüm noktası, efsanevi aktör Al Pacino ile başrolü paylaştığı "Kadın Kokusu" (Scent of a Woman) (1992) filmi oldu. Charlie Simms karakteriyle sergilediği performans, ona En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı getirdi ve Hollywood'un en parlak genç yeteneklerinden biri olarak tanınmasını sağladı. Bu başarının ardından "Üç Silahşörler" (The Three Musketeers) (1993) filminde D'Artagnan'ı canlandırarak başrol statüsünü pekiştirdi. 1995 yılında, Val Kilmer'ın Batman'i canlandırdığı "Batman Daima" (Batman Forever) filminde Dick Grayson / Robin rolünü üstlenerek dünya çapında şöhrete kavuştu ve "ShoWest Yarının Erkek Yıldızı" ödülünü kazandı. Bu ikonik rolü, 1997 yapımı "Batman & Robin" filminde George Clooney ile birlikte tekrarladı. Her ne kadar ikinci film eleştirmenlerce başarısız bulunsa da, O'Donnell 90'lı yılların sonlarında bir gençlik idolü haline gelmişti. Bu dönemde ayrıca Sandra Bullock ile "Aşkta ve Savaşta" (In Love and War) (1996) ve Gene Hackman ile gerilim türündeki "İdamlık" (The Chamber) (1996) filmlerinde rol aldı. 2000 yılında ise gişe başarısı yakalayan dağcılık gerilimi "Dikey Limit" (Vertical Limit) ile aksiyon türündeki yeteneğini sergiledi. 2000'lerin ortalarında kariyer rotasını televizyona çeviren aktör, "Two and a Half Men" ve "The Practice" gibi dizilerde göründükten sonra, popüler dizi "Grey's Anatomy"de (2006) veteriner Finn Dandridge rolüyle konuk oyuncu olarak yer aldı ve büyük beğeni topladı. Bu rol, onun televizyon dünyasındaki en uzun soluklu projesine kapı araladı. 2009 yılında başlayan ve 2023 yılına kadar 14 sezon boyunca devam eden CBS'in hit polisiye dizisi "NCIS: Los Angeles"ta Özel Ajan G. Callen karakterini canlandırdı. LL Cool J ile başrolü paylaştığı bu dizi, O'Donnell'ın kariyerinin en istikrarlı ve tanınan işlerinden biri oldu. Özel hayatında 1997 yılından beri Caroline Fentress ile evli olan Chris O'Donnell, beş çocuk babasıdır.

Jake Gyllenhaal fotoğrafı

Jake Gyllenhaal

Oyuncu kadrosu · Aşk Sarhoşu, Bar Fedaisi, Gece Vurgunu olarak bilinir

Jacob Benjamin Gyllenhaal (19 Aralık 1980 doğumlu) Amerikalı aktör ve yapımcı. Gyllenhaal ailesinde doğdu, yönetmen Stephen Gyllenhaal ve senarist Naomi Foner'ın oğlu; ablası aktris Maggie Gyllenhaal'dır. Oyunculuğa çocukken başladı, ilk oyunculuk deneyimini City Slickers (1991) ile yaptı, ardından babasının A Dangerous Woman (1993) ve Homegrown (1998) filmlerinde rol aldı. Çığır açan rolleri Ekim Gökyüzü'nde (1999) Homer Hickam ve Donnie Darko'da (2001) psikolojik olarak sorunlu bir gençti. 2004'te Gyllenhaal, bilim kurgu felaket filmi The Day After Tomorrow'da rol aldı. 2005 yılında, Gyllenhaal'ın BAFTA Ödülü kazandığı ve Akademi Ödülü'ne aday gösterildiği Ang Lee'nin romantik draması Brokeback Mountain'da Jack Twist'i canlandırdı. Kariyeri gerilim filmi Zodiac (2007), romantik komedi Love & Other Drugs (2010) ve bilim kurgu filmi Source Code'da (2011) başrol oynayarak ilerledi. Denis Villeneuve'ün gerilim filmleri Mahkumlar (2013) ve Düşman (2013) filmlerindeki rolleriyle daha fazla beğeni topladı ve Nightcrawler'daki (2014) manipülatif bir gazeteci ve sorunlu bir gazeteci olarak gösterdiği performansla BAFTA En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne Başrolde aday gösterildi. Nocturnal Animals'da (2016) yazar. En çok hasılat yapan filmi, Marvel Sinematik Evreni süper kahraman filmi Spider-Man: Far From Home (2019) ile geldi. Gyllenhaal ayrıca sahnede performans sergiledi ve Sunday in the Park with George adlı müzikalin Broadway prodüksiyonlarının yanı sıra Constellations ve Sea Wall/A Life oyunlarında rol aldı. Oyunculuğun yanı sıra politik ve sosyal konularda da sesini yükseltiyor.

Philip Seymour Hoffman fotoğrafı

Philip Seymour Hoffman

Oyuncu kadrosu · Büyük Lebowski, Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1, Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 2 olarak bilinir

Philip Seymour Hoffman, 23 Temmuz 1967 tarihinde Fairport, New York'ta dünyaya gelmiştir. Genç yaşta oyunculuğa büyük bir ilgi duyan Hoffman, 1989 yılında New York Üniversitesi'nin prestijli Tisch Sanat Okulu'nun tiyatro bölümünden mezun oldu. Kariyerinin ilk yıllarını tiyatro sahnesine adadı ve bu alanda derin bir tutkuyla çalıştı. 1992'de, aktör John Ortiz ile birlikte, sonradan New York'un en önemli bağımsız tiyatro topluluklarından biri haline gelecek olan LAByrinth Theater Company'nin kurucuları arasında yer aldı. Bu toplulukta uzun yıllar hem oyuncu hem de yönetmen olarak görev alarak sanatsal vizyonunu şekillendirdi. Sinema dünyasına 1990'ların başında adım atan Hoffman, kısa sürede yardımcı rollerde ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı. "Kadın Kokusu" (Scent of a Woman) (1992) filmindeki küçük ama dikkat çekici rolüyle tanınmaya başladı. 1990'lar boyunca "Twister" (1996), Coen Kardeşler'in kült filmi "Büyük Lebowski" (The Big Lebowski) (1998) ve "Patch Adams" (1998) gibi popüler filmlerde unutulmaz karakterlere hayat verdi. Özellikle yönetmen Paul Thomas Anderson ile kurduğu verimli iş birliği, kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Anderson'ın "Ateşli Geceler" (Boogie Nights) (1997) ve "Manolya" (Magnolia) (1999) filmlerindeki karmaşık ve duygusal açıdan zorlayıcı rolleriyle eleştirmenlerin büyük beğenisini kazandı ve Hollywood'un en saygın karakter oyuncularından biri olarak ününü pekiştirdi. 2000'li yıllar, Hoffman'ın kariyerinin zirvesine ulaştığı dönem oldu. "Yetenekli Bay Ripley" (The Talented Mr. Ripley) (1999), "Şöhrete Bir Adım" (Almost Famous) (2000) ve "25. Saat" (25th Hour) (2002) gibi filmlerdeki performanslarıyla takdir toplamaya devam etti. Kariyerinin en büyük başarısını ise yazar Truman Capote'yi canlandırdığı 2005 yapımı "Capote" filmiyle elde etti. Bu filmdeki olağanüstü dönüşümü ve incelikli performansı, ona En İyi Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü (Oscar), BAFTA, Altın Küre ve SAG Ödülü dahil olmak üzere çok sayıda prestijli ödül kazandırdı. Bu başarının ardından "Charlie Wilson'ın Savaşı" (Charlie Wilson's War) (2007), "Şüphe" (Doubt) (2008) ve "Usta" (The Master) (2012) filmlerindeki performanslarıyla üç kez daha Oscar'a aday gösterildi. Son yıllarında "Açlık Oyunları" (The Hunger Games) serisindeki Plutarch Heavensbee rolüyle daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşan ve "Jack Goes Boating" (2010) filmiyle yönetmenliğe de adım atan Hoffman, hem sahnede hem de beyaz perdede sınırları zorlayan, cesur ve unutulmaz performanslar sergilemeye devam etti. Philip Seymour Hoffman, 2 Şubat 2014 tarihinde New York'taki evinde aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Maggie Gyllenhaal fotoğrafı

Maggie Gyllenhaal

Oyuncu kadrosu · Yönetmen · Canavar Ev, Kara Şövalye, Karanlık Yolculuk olarak bilinir

Margaret Ruth "Maggie" Gyllenhaal, 16 Kasım 1977 tarihinde New York, ABD'de dünyaya gelmiştir. Yönetmen Stephen Gyllenhaal ve senarist Naomi Foner'in kızı, ünlü oyuncu Jake Gyllenhaal'un ablası olan Maggie, Los Angeles'ta sinema ve sanatla iç içe bir ortamda büyüdü. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı ve Doğu Dinleri üzerine eğitim aldıktan sonra Londra'daki Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi'nde (RADA) oyunculuk eğitimi gördü. Kariyerine babasının yönettiği "Waterland" (1992) ve "A Dangerous Woman" (1993) gibi filmlerde küçük roller alarak adım attı. Ancak ilk dikkat çeken performansı, kardeşi Jake ile birlikte rol aldığı kült film "Donnie Darko" (2001) oldu. Onu bağımsız sinemanın yıldızı yapan ve eleştirmenlerin dikkatini çeken asıl proje ise mazoşist bir sekreteri canlandırdığı "Sekreter" (Secretary) (2002) filmidir. Bu cesur ve kışkırtıcı rolüyle ilk Altın Küre adaylığını kazandı ve Hollywood'da kendine özgü bir yer edindi. Kariyerinin devamında "Mona Lisa Gülüşü" (Mona Lisa Smile) (2003) ve Will Ferrell ile başrolü paylaştığı "Lütfen Beni Öldürme" (Stranger than Fiction) (2006) gibi yapımlarda yer aldı. "Sherrybaby" (2006) filmindeki hapisten yeni çıkmış anne rolüyle ikinci Altın Küre adaylığını elde ederek dramatik yeteneğini bir kez daha kanıtladı. Ancak Maggie Gyllenhaal'un dünya çapında en geniş kitlelere ulaştığı rol, Christopher Nolan'ın yönettiği "Kara Şövalye" (The Dark Knight) (2008) filmindeki Rachel Dawes karakteridir. Katie Holmes'un yerini devraldığı bu rol, filmin milyar dolarlık başarısıyla onu bir gişe yıldızı konumuna taşıdı. Jeff Bridges ile başrolü paylaştığı "Çılgın Kalp" (Crazy Heart) (2009) filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ilk Akademi Ödülü (Oscar) adaylığını kazandı. Televizyon dünyasında da başarılı işlere imza atan Gyllenhaal, BBC yapımı mini dizi "The Honorable Woman" (2014) ile bir Altın Küre ödülü kazandı ve HBO dizisi "The Deuce"ta (2017-2019) hem başrol oynadı hem de yapımcılık yaptı. Son yıllarda kamera arkasına geçerek yönetmenlik kariyerine odaklanan sanatçı, Elena Ferrante'nin romanından uyarladığı ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi "Karanlık Kız" (The Lost Daughter) (2021) ile büyük övgü topladı. Bu filmle Venedik Film Festivali'nde En İyi Senaryo ödülünü kazandı ve Oscar'a En İyi Uyarlama Senaryo dalında aday gösterildi. Aktör Peter Sarsgaard ile evlidir.

William Hurt fotoğrafı

William Hurt

Oyuncu kadrosu · The Incredible Hulk, Kirli Sırlar, Black Widow olarak bilinir

William McChord Hurt, 20 Mart 1950 tarihinde Washington, D.C., ABD'de dünyaya gelmiştir. Babasının ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki görevi nedeniyle çocukluğu Guam ve Somali gibi farklı yerlerde geçti. Tufts Üniversitesi'nde teoloji eğitimi aldıktan sonra oyunculuk tutkusunun peşinden giderek New York'taki prestijli Juilliard School'a katıldı ve burada Christopher Reeve gibi isimlerle birlikte eğitim gördü. Kariyerine 1970'lerde New York tiyatrolarında, özellikle Circle Repertory Company'de sahneye çıkarak başladı ve buradaki performanslarıyla Obie Ödülü kazandı. Sinema kariyerine 1980 yapımı Ken Russell filmi "Gerçeğin Ötesinde" (Altered States) ile çarpıcı bir başlangıç yaptı. Ardından Lawrence Kasdan'ın yönettiği neo-noir gerilim "Vücut Isısı" (Body Heat) (1981) ve bir dönemin ruhunu yansıtan "The Big Chill" (1983) gibi filmlerdeki rolleriyle 1980'lerin önde gelen erkek oyuncularından biri haline geldi. Düşünceli ve entelektüel karakterleri canlandırmadaki başarısıyla tanındı. 1985 yılında, "Örümcek Kadının Öpücüğü" (Kiss of the Spider Woman) filminde canlandırdığı Brezilya hapishanesindeki eşcinsel mahkum Luis Molina rolüyle kariyerinin zirvesine ulaştı. Bu olağanüstü performansıyla Cannes Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü, BAFTA Ödülü'nü ve en önemlisi En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü'nü (Oscar) kazandı. Bu başarısını, "Başka Tanrının Çocukları" (Children of a Lesser God) (1986) ve "Haberler" (Broadcast News) (1987) filmlerindeki rolleriyle üst üste iki yıl daha Oscar'a aday gösterilerek perçinledi ve bu başarıyı elde eden ender aktörlerden biri oldu. 1990'lar ve 2000'ler boyunca "The Accidental Tourist" (1988), "Until the End of the World" (1991), "Smoke" (1995) ve Steven Spielberg'in yönettiği "Yapay Zeka" (A.I. Artificial Intelligence) (2001) gibi çok çeşitli filmlerde rol alarak çok yönlülüğünü sergilemeye devam etti. 2005 yılında David Cronenberg'in "Şiddetin Tarihçesi" (A History of Violence) filmindeki kısa ama son derece etkili rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında dördüncü kez Akademi Ödülü'ne aday gösterildi. Kariyerinin son dönemlerinde daha çok karakter rolleriyle öne çıkan Hurt, "Into the Wild" (2007) ve "Robin Hood" (2010) gibi yapımlarda yer aldı. 2008 yılında "The Incredible Hulk" filminde General Thaddeus "Thunderbolt" Ross karakterini canlandırarak Marvel Sinema Evreni'ne dahil oldu ve bu rolünü "Captain America: Civil War" (2016), "Avengers: Infinity War" (2018), "Avengers: Endgame" (2019) ve "Black Widow" (2021) filmlerinde de tekrarladı. William Hurt, 13 Mart 2022'de, 72. doğum gününden bir hafta önce, prostat kanserinin yol açtığı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmiştir.