Aramak

TümMedyaİnsanlarTopluluklarGönderilerListeler
Stephanie Sigman fotoğrafı

Stephanie Sigman

Oyuncu kadrosu · Annabelle: Kötülüğün Doğuşu, S.W.A.T., Spectre olarak bilinir

Stephanie Sigman, 28 Şubat 1987 tarihinde Ciudad Obregón, Sonora, Meksika'da dünyaya gelmiştir. New York Yankees için çalışan Amerikalı bir baba olan Lee Sigman ile Meksikalı bir annenin kızı olan Sigman, bu kökenleri sayesinde çifte vatandaşlığa sahiptir. Gençlik yıllarında stadyumlarda babasına eşlik ederek büyüyen Sigman, kariyerine ilk adımlarını modellik yaparak atsa da kısa süre sonra gerçek tutkusunun oyunculuk olduğunu keşfetti ve Mexico City'de dramatik sanatlar üzerine eğitim almaya başladı. Kariyerinin başlarında Meksika televizyonlarında ve kısa filmlerde yer alan Sigman için asıl dönüm noktası, Gerardo Naranjo'nun yönettiği ve eleştirmenlerce övülen suç draması "Miss Bala" (2011) oldu. Uyuşturucu savaşlarının ortasında kalan bir güzellik kraliçesi adayını canlandırdığı Laura Guerrero rolü, ona uluslararası bir ün kazandırdı ve film Cannes Film Festivali'nde gösterildi. Bu performans, Hollywood'un kapılarını ona ardına kadar açtı. Uluslararası kariyerini Norveç yapımı gerilim filmi "Pioneer" (2013) ve FX'in suç draması "The Bridge" (2013-2014) dizisindeki rolleriyle sağlamlaştırdı. Ancak Stephanie Sigman'ı küresel bir izleyici kitlesiyle buluşturan yapım, Netflix'in fenomen dizisi "Narcos" (2015) oldu. Dizide, Pablo Escobar ile karmaşık bir ilişki yaşayan ve Kolombiya medyasında etkili olan hırslı gazeteci Valeria Vélez karakterine (gerçek hayattaki Virginia Vallejo'dan esinlenilmiştir) hayat verdi. Aynı yıl sinema dünyasında tarihi bir başarıya imza attı. Daniel Craig'in başrolünü oynadığı 24. James Bond filmi "Spectre"de (2015) Estrella karakterini canlandırarak, sinema tarihinin ilk Meksikalı "Bond Kızı" unvanını aldı. Türler arası geçiş yapabilme yeteneğini korku sinemasında da kanıtlayan oyuncu, "The Conjuring" evreninin en başarılı filmlerinden biri olan "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu"nda (Annabelle: Creation) (2017) Rahibe Charlotte rolüyle başrolde yer aldı ve film gişe rekorları kırdı. Televizyon kariyerindeki istikrarını CBS yapımı popüler aksiyon dizisi "S.W.A.T." (2017-2019) ile sürdüren Sigman, dizinin ilk iki sezonunda Kaptan Jessica Cortez karakterini canlandırdı. Hem İspanyolca hem de İngilizce yapımlarda gösterdiği doğal yeteneği ve karizmasıyla tanınan Stephanie Sigman, yapımcı Brian Andrew Mendoza ile evlidir ve kariyerine seçici projelerle devam etmektedir.

Grace Caroline Currey fotoğrafı

Grace Caroline Currey

Oyuncu kadrosu · Düşüş, Annabelle: Kötülüğün Doğuşu, Shazam! 6 Güç olarak bilinir

Grace Caroline Currey (doğum adıyla Grace Fulton), 17 Temmuz 1996 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nde dünyaya gelmiştir. Sanatla iç içe bir ailede büyüyen ve abisi Soren Fulton da eski bir çocuk oyuncu olan Grace, kariyerine çok küçük yaşta adım attı. İlk yıllarında "JAG", "Home of the Brave" ve "Ghost Whisperer" gibi televizyon dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer aldı. Ayrıca "The Mystery of Natalie Wood" (2004) adlı biyografik filmde ünlü aktris Natalie Wood'un çocukluğunu canlandırarak dikkat çekti. Gençlik yıllarında "Revenge" dizisinde Victoria Grayson'ın gençliğini oynayarak televizyon kariyerine sağlam adımlarla devam etti. Royal Ballet School'da eğitim alacak kadar yetenekli bir dansçı olan Grace, oyunculuk tutkusu ağır basınca sinemaya odaklandı. Kariyerindeki en büyük sıçramayı, korku sinemasının ustalarından David F. Sandberg ile kurduğu işbirliği sayesinde gerçekleştirdi. "The Conjuring" evreninin hit filmi "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" (Annabelle: Creation) (2017) filminde Carol karakterini canlandırdı. Stephanie Sigman, Talitha Bateman ve Lulu Wilson gibi isimlerle birlikte rol aldığı bu film, gişede büyük başarı elde etti ve Grace'in Hollywood'daki görünürlüğünü artırdı. Bu başarının hemen ardından yönetmen David F. Sandberg, onu DC Genişletilmiş Evreni'ne dahil etti. 2019 yapımı süper kahraman filmi "Shazam!"da, başkahraman Billy Batson'ın üvey ablası ve koruyucu figürü olan Mary Bromfield karakterine hayat verdi. Filmdeki sıcak ve olgun performansı, onu geniş kitlelere tanıttı. Serinin devam filmi "Shazam! Tanrıların Öfkesi"nde (Shazam! Fury of the Gods) (2023) rolünü tekrarladı. Bu filmde kariyeri için önemli bir ilke imza attı; ilk filmde karakterin süper kahraman formunu başka bir oyuncu canlandırırken, ikinci filmde hem insan halini hem de süper kahraman formunu (Mary Marvel) bizzat Grace canlandırdı. Grace Caroline Currey, sadece yan rollerde değil, başrolde de bir filmi sırtlayabileceğini 2022 yapımı hayatta kalma-gerilim filmi "Fall" (Düşüş) ile kanıtladı. Terk edilmiş 600 metrelik bir televizyon kulesinde mahsur kalan Becky karakterini canlandırdığı bu filmde, fiziksel ve psikolojik olarak son derece zorlayıcı bir performans sergiledi. Film, düşük bütçesine rağmen büyük bir gerilim yarattı ve Grace'in oyunculuk yeteneği eleştirmenlerden tam not aldı. 2022 yılında Branden Currey ile evlenerek soyadını değiştiren oyuncu, Hollywood'un yükselen yıldızlarından biri olarak kariyerine devam etmektedir.

Anthony LaPaglia fotoğrafı

Anthony LaPaglia

Oyuncu kadrosu · Without a Trace, Annabelle: Kötülüğün Doğuşu, Frasier olarak bilinir

Anthony LaPaglia, 31 Ocak 1959 tarihinde Adelaide, Güney Avustralya'da dünyaya gelmiştir. İtalyan bir baba ve Hollandalı bir annenin oğlu olan LaPaglia, sanatla dolu bir aileden gelmese de kardeşi Jonathan LaPaglia da kendisi gibi tanınmış bir oyuncudur. Gençlik yıllarında futbola büyük bir tutku duyan ve Ulusal Futbol Ligi'nde kaleci olarak profesyonel kariyer yapmayı hedefleyen LaPaglia, sakatlıklar ve değişen hedefler doğrultusunda rotasını oyunculuğa çevirdi. 1980'lerin başında şansını denemek için New York'a taşındı, ancak başlangıçta Avustralya aksanı nedeniyle reddedildi. Bunun üzerine mükemmel bir Amerikan aksanı (özellikle New York/İtalyan-Amerikan lehçesi) geliştirdi ve bu yeteneği kariyerinin temel taşlarından biri oldu. Sinema dünyasındaki ilk dikkat çekici çıkışını, Alan Alda'nın "Betsy's Wedding" (1990) filmindeki mafya babası rolüyle gerçekleştirdi. Bu rol, onun sert ama karizmatik karakterleri başarıyla canlandırabileceğini kanıtladı. 1990'lar boyunca "Innocent Blood" (1992), "The Client" (1994) ve kült gençlik filmi "Empire Records" (1995) gibi yapımlarda yer alarak Hollywood'daki yerini sağlamlaştırdı. Ancak ona eleştirmenlerin büyük saygısını kazandıran performans, memleketi Avustralya'ya dönerek oynadığı ve Geoffrey Rush ile başrolü paylaştığı psikolojik drama "Lantana" (2001) filmindeki Dedektif Leon Zat rolü oldu. Bu performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında AACTA Ödülü kazandı. Anthony LaPaglia'yı dünya çapında bir televizyon yıldızı yapan proje, CBS'in uzun soluklu suç draması "Without a Trace" (2002-2009) oldu. Yedi sezon boyunca FBI'ın Kayıp Şahıslar Birimi'nin başındaki Jack Malone karakterine hayat veren oyuncu, bu rolle 2004 yılında Altın Küre Ödülü'nü (Golden Globe) kazandı ve defalarca Emmy'ye aday gösterildi. Dramatik rollerin yanı sıra komedi yeteneğini de kanıtlayan LaPaglia, efsanevi sitcom "Frasier"da Daphne'nin alkolik ve patavatsız kardeşi Simon Moon rolüyle konuk oyuncu olarak yer aldı ve bu performansıyla bir Primetime Emmy Ödülü kazandı. Kariyerinin sonraki dönemlerinde hem bağımsız sinemada hem de ana akım projelerde boy göstermeye devam etti. "Happy Feet" (2006) ve devam filminde seslendirme yaptı. Korku sineması severler için ise, "The Conjuring" evreninin önemli bir parçası olan ve oyuncu kadrosunda Stephanie Sigman, Talitha Bateman gibi isimlerin de bulunduğu "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" (Annabelle: Creation) (2017) filmindeki oyuncak ustası Samuel Mullins rolüyle hafızalara kazındı. Son yıllarda Justin Kurzel'in yönettiği, Cannes ödüllü "Nitram" (2021) filminde ve Netflix dizisi "Florida Man"de (2023) rol alan Anthony LaPaglia, hem Amerikan hem de Avustralya yapımlarında aranan deneyimli bir karakter oyuncusu olarak kariyerini sürdürmektedir.

Brian Andrew Mendoza fotoğrafı

Brian Andrew Mendoza

Executive Producer · Bir Minecraft Filmi, Yıkım Ekibi olarak bilinir

Brian Andrew Mendoza, sinema ve televizyon dünyasında özellikle Jason Momoa ile kurduğu uzun soluklu yaratıcı ortaklık ve aksiyon-gerilim türündeki yapımlardaki başarısıyla tanınan Amerikalı bir yönetmen, yapımcı, görüntü yönetmeni ve senaristtir. Kariyerine kamera arkasında teknik rollerle başlayan Mendoza, görsel anlatım konusundaki yeteneğini görüntü yönetmenliği yaparak geliştirdi ve sektöre sağlam bir giriş yaptı. Sektördeki asıl yükselişi, yakın dostu Jason Momoa ile birlikte kurdukları "Pride of Gypsies" adlı yapım şirketi çatısı altında hayata geçirdiği projelerle ivme kazandı. İkilinin ilk büyük ve tutkulu işbirliklerinden biri olan, Momoa'nın yönetmenliğini üstlendiği yol hikayesi ve dram türündeki "Road to Paloma" (2014) filminde Mendoza; hem senarist, hem yapımcı hem de görüntü yönetmeni olarak çok yönlü bir performans sergiledi. Bu proje, onun bağımsız sinemadaki vizyonunu ve anlatım gücünü kanıtlamasını sağladı. Televizyon dünyasında, 18. yüzyılda geçen ve kürk ticaretini konu alan Kanada yapımı tarihi drama dizisi "Frontier"ın (2016-2018) yürütücü yapımcılığını üstlenerek başarısını sürdürdü. Sinemada ise aksiyon türündeki yetkinliğini, yine Momoa'nın başrolünde olduğu ve karlı bir dağ evinde geçen hayatta kalma temalı "Braven" (2018) filminin yapımcılığını yaparak gösterdi. Mendoza, sadece bağımsız ve orta bütçeli yapımlarda değil, büyük bütçeli stüdyo filmlerinde de etkin rol oynadı; DC Genişletilmiş Evreni'nin küresel gişe rekortmeni filmi "Aquaman"de (2018) yürütücü yapımcı olarak görev alarak prodüksiyon süreçlerindeki deneyimini devasa setlere taşıdı. Kariyerindeki en önemli dönüm noktası ve yönetmenlik alanındaki rüştünü ispat ettiği proje, Netflix için çektiği aksiyon-gerilim filmi "Sweet Girl" (2021) ile gerçekleşti. Başrollerini Jason Momoa ve Isabela Merced'in paylaştığı bu film ile ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesini gerçekleştiren Mendoza, aksiyon sahnelerindeki hakimiyeti ve duygusal derinliği harmanlama becerisiyle dikkat çekti. Film, yayınlandığı dönemde platformun en çok izlenen yapımları arasına girdi. "The Last Manhunt" (2022) gibi western türündeki projelerde yapımcı olarak yer almaya devam eden Brian Andrew Mendoza, aynı zamanda ünlü Meksikalı oyuncu Stephanie Sigman ile evlidir ve çiftin çocukları bulunmaktadır.

Tayler Buck fotoğrafı

Tayler Buck

Oyuncu kadrosu · Annabelle: Kötülüğün Doğuşu, Superman & Lois, Clarence olarak bilinir

Tayler Buck, 31 Aralık 2003 tarihinde Los Angeles, Kaliforniya'da dünyaya gelmiştir. Sanatın kalbi olan bir şehirde büyümenin avantajıyla sektöre çok küçük yaşta adım atan Buck, kariyerine beş yaşında modellik yaparak ve çeşitli ulusal reklam filmlerinde rol alarak başladı. Doğal yeteneği ve ekran karizması sayesinde kısa sürede televizyon yapımcılarının dikkatini çekti ve "Key & Peele", "Comedy Bang! Bang!" gibi popüler skeç şovlarında çocuk oyuncu olarak yer aldı. Dramatik oyunculuk alanındaki ilk ciddi sınavını, eleştirmenlerce göklere çıkarılan ve birçok ödül kazanan "The People v. O. J. Simpson: American Crime Story" (2016) dizisinde verdi. Dizide, ünlü avukat Johnnie Cochran'ın kızı Kimberly Cochran karakterini canlandırarak prestijli bir yapımda yer alma fırsatı buldu. Ancak Tayler Buck'ın sinema dünyasında adını duyurmasını sağlayan proje, korku sinemasının en başarılı serilerinden biri olan "The Conjuring" evrenine girişiyle gerçekleşti. 2017 yapımı gişe rekortmeni "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" (Annabelle: Creation) filminde, yetimhaneden gelen kızlardan biri olan Kate karakterine hayat verdi. Talitha Bateman, Lulu Wilson, Stephanie Sigman ve Grace Caroline Currey gibi isimlerle birlikte rol aldığı bu filmde, grubun sessiz ve gözlemci üyesi olarak sergilediği performansla korku sinemasında sağlam bir yer edindi. Kariyerindeki en büyük sıçrama ve onu geniş kitlelere tanıtan asıl rol ise televizyon dünyasından geldi. The CW kanalının beğeni toplayan süper kahraman dizisi "Superman & Lois" (2021-Günümüz) kadrosuna katılarak, John Henry Irons'ın (Steel) dahi mühendis kızı Natalie Irons karakterini canlandırdı. Alternatif bir evrenden gelen, zeki, cesur ve travmatik geçmişiyle mücadele eden bu karakter, izleyiciler tarafından çok sevildi. İlk sezondaki başarılı konuk oyunculuğunun ardından dizinin ikinci sezonunda ana kadroya (series regular) yükseltildi. Hem korku sinemasındaki deneyimi hem de aksiyon-drama türündeki başarısıyla Tayler Buck, jenerasyonunun çok yönlü ve gelecek vaat eden oyuncularından biri olarak kariyerine devam etmektedir.

Daniel Day-Lewis fotoğrafı

Daniel Day-Lewis

Oyuncu kadrosu · Kan Dökülecek, New York Çeteleri olarak bilinir

Daniel Michael Blake Day-Lewis (d. 29 Nisan 1957, Londra), Oscar ve BAFTA ödüllü İngiliz oyuncudur.Kan Dökülecek ve Sol Ayağım filmlerindeki performansı ile En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar almıştır. 2013 yılında "Lincoln" adlı filmdeki rolüyle üçüncü kez "En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü" dalında oscar alarak bu kategoride bir ilki başardı. Sanatçı bir aileden geliyordu. Babası Cecil Day-Lewis, İngiltere hükümetince devlet törenleri için şiir yazması için atanan bir şairdi. İkinci evliliğini yaptığı aktris Jill Balcon’dan dünyaya gelen Daniel Day-Lewis’in dedesi Sir Michael Balcon da İngiliz sinemasının en önemli isimlerinden biriydi ve ünlü yapım şirketi Ealing Studios’un başındaydı. Büyük ablası Tamasin Day-Lewis ise belgesel filmi yapımcısıydı. Daniel 2 yaşındayken, Day-Lewis ailesi Londra’dan, Greenwich’teki Croom's Hill’e taşındı. Çocukluk yılları bu kentte geçen Daniel, 15 yaşındayken babasını kaybetti. O doğduğunda 53 yaşında olan babası, Daniel’le sağlık sorunları yüzünden pek ilgilenememişti. Daha sonraları Daniel, babasıyla daha yakın bir ilişki kuramadığı için pişman olacaktı. Greenwich’teki çocukluk yıllarında arkadaşlarına gösterişli biri olduğunu düşündüğü için kabadayılık yapan Day-Lewis’in, bölgenin farklı aksanını ve özelliklerini benimsemesi uzun sürmedi. Daniel Day-Lewis daha sonraları bu dönemle ilgili olarak, kural, kanun tanımayan bir çocuk olduğunu, marketlerden eşya çaldığını söyleyecekti. 1968’te Day-Lewis ailesi, zapt etmekte güçlük çektikleri oğullarını, Kent şehrindeki Sevenoaks Boarding School’a gönderdiler. Okulundan nefret eden Daniel, o dönemde daha sonraları tutkusu haline gelicek 2 konuyla ilgilenmeye başladı: Ağaç işçiliği ve oyunculuk. “Cry, The Beloved Country” adlı oyunda canlandırdığı ufak rol için yüzünü siyaha boyaması gerekmişti. Dolayısıyla onun beyaz perdede göründüğü ilk rolü Cry, The Beloved Country değil, John Schlesinger’ın yönetmenliğini yaptığı Sunday Bloody Sunday(1971) oldu. Böylelikle, Daniel henüz 14 yaşındayken, ilk sinema deneyimini yaşadı. Oyunculuk yapmanın cennette olmak gibi bir his olduğunu söylüyordu. 2 yıl sonra hep okumak istediği Petersfield’daki Bedales School’a yazıldı. 1975’te mezun olduktan sonra ele avuca sığmaz karakteri değişen ve daha ciddi davranmaya başlayan Day-Lewis, profesyonel olarak National Youth Theatre’da çalışmaya başladı. Sahnede oldukça başarılı olmasına rağmen, perde arkasını rahatsız edici bulduğu için, doğramacı olmaya karar verdi. Ancak 5 yıllık çıraklık dönemi için yaptığı müracaat kabul edilmeyince Bristol Old Vic Theatre School’a kaydoldu. Eğitimine devam ettiği 3 yıl süresince de okulun tiyatrosunda oynuyordu. Day-Lewis, daha sonraları In The Name Of The Father’ da başrolü paylaşacağı Pete Postlethwaite’ın da yedek oyuncusuydu.

Lulu Wilson fotoğrafı

Lulu Wilson

Oyuncu kadrosu · Annabelle: Kötülüğün Doğuşu olarak bilinir

Lulu Wilson, 7 Ekim 2005 tarihinde New York City, New York'ta dünyaya gelmiştir. İki ablası olan Wilson, oyunculuğa çok küçük yaşta ilgi duymaya başladı ve henüz üç yaşındayken reklamlarda ve seslendirme projelerinde yer alarak sektöre adım attı. Televizyon dünyasındaki ilk çıkışını "The Millers" (2013-2014) adlı sitcom dizisindeki Mikayla rolüyle yaptı, ancak kariyerinin asıl rengini belirleyen tür korku ve gerilim sineması oldu. Sinemadaki ilk dikkat çekici performansını, Eric Bana ile birlikte rol aldığı ve Scott Derrickson'ın yönettiği doğaüstü korku filmi "Bizi Kötüden Koru" (Deliver Us from Evil) (2014) ile sergiledi. Ancak Lulu Wilson'ı Hollywood'un radarına sokan ve eleştirmenlerden tam not almasını sağlayan performans, Mike Flanagan'ın yönettiği "Ouija: Kötülüğün Kökeni" (Ouija: Origin of Evil) (2016) filmindeki Doris Zander rolü oldu. Ele geçirilmiş bir çocuğu canlandırdığı bu filmdeki inandırıcı ve ürkütücü performansı, onun "korku sinemasının harika çocuğu" olarak anılmasını sağladı. Bu başarının hemen ardından, "The Conjuring" evreninin en başarılı halkalarından biri olan "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" (Annabelle: Creation) (2017) filminde Linda karakterine hayat verdi. Talitha Bateman ve Stephanie Sigman ile başrolü paylaştığı bu film, onun genç yaşına rağmen bir "Çığlık Kraliçesi" (Scream Queen) olarak anılmasını sağladı. Televizyon tarafında ise kariyerine prestijli yapımlarla devam etti. Netflix'in modern korku klasiği sayılan "Tepedeki Ev" (The Haunting of Hill House) (2018) dizisinde Shirley Crain'in küçüklüğünü canlandırarak dramatik derinliğini gösterdi. Aynı yıl, HBO'nun ödüllü mini dizisi "Sharp Objects"te (2018) Amy Adams'ın karakterinin ölen kız kardeşi Marian Crellin rolüyle hafızalara kazındı. Lulu Wilson, kariyerinde yeni bir sayfa açarak "mağdur çocuk" rollerinden "intikam alan güçlü karakter" rollerine geçiş yaptı. 2020 yapımı aksiyon-gerilim filmi "Becky"de, Kevin James'in canlandırdığı neonazi bir suç çetesine karşı kanlı bir hayatta kalma mücadelesi veren başrol karakterini canlandırdı. Bu filmdeki sert ve agresif performansı büyük beğeni topladı ve 2023 yılında devam filmi "The Wrath of Becky" ile rolü tekrarladı. Yakın dönemde Mike Flanagan ile işbirliğini sürdürerek Edgar Allan Poe uyarlaması "The Fall of the House of Usher" (2023) dizisinde Madeline Usher'ın gençliğini canlandıran Wilson, kendi jenerasyonunun en yetenekli ve çok yönlü oyuncularından biri olarak kariyerine devam etmektedir.

Philippa Coulthard fotoğrafı

Philippa Coulthard

Oyuncu kadrosu · Annabelle: Kötülüğün Doğuşu, After the Dark olarak bilinir

Philippa Coulthard, 25 Kasım 1992 tarihinde Brisbane, Queensland, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Sanat eğitimine Hillbrook Anglican School'da başlayan ve genç yaşta sahne sanatlarına ilgi duyan Coulthard, profesyonel oyunculuk kariyerine adım atmadan önce çeşitli tiyatro oyunlarında yer aldı. Kariyerinin başlarında Avustralya televizyonlarında boy gösteren oyuncu, yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Ekranlardaki ilk büyük çıkışını, kült bilimkurgu dizisi "Doctor Who"nun bir yan ürünü (spin-off) olan ve robotik bir köpeğin maceralarını anlatan "K-9" (2009-2010) dizisinde canlandırdığı ana karakter Jorjie Turner ile gerçekleştirdi. Bu rol, onun genç izleyici kitlesi tarafından tanınmasını sağladı. Uluslararası alandaki görünürlüğünü artıran proje ise, dünya genelinde birçok ülkede yayınlanan gençlik-bilimkurgu dizisi "Lightning Point" (2012) oldu. Dizide, uzaylılarla dostluk kuran Amber Mitchell karakterine hayat vererek popülaritesini artırdı. Sinema dünyasına geçişi, psikolojik gerilim ve bilimkurgu türündeki "The Philosophers" (After the Dark) (2013) filmiyle oldu. Avustralya'da çektiği ve eleştirmenlerce beğenilen suç draması "Secrets & Lies" (2014) dizisindeki Tasha rolü, onun dramatik oyunculuktaki başarısını kanıtladı ve Amerika yapımlarının kapısını araladı. Bu başarısı, onu Shondaland yapım şirketi imzalı ve başrolünde Mireille Enos'un yer aldığı ABC dizisi "The Catch" (2016-2017) kadrosuna taşıdı. Dizide Tessa Riley karakterini canlandırarak Amerikan ulusal televizyonunda önemli bir yer edindi. Philippa Coulthard, 2017 yılında kariyerinin en verimli dönemlerinden birini yaşadı. James Wan'ın yapımcılığını üstlendiği ve "The Conjuring" evreninin en başarılı filmlerinden biri olan "Annabelle: Kötülüğün Doğuşu" (Annabelle: Creation) (2017) filminde Nancy karakterini canlandırdı. Stephanie Sigman, Talitha Bateman, Lulu Wilson ve Grace Caroline Currey gibi isimlerle birlikte rol aldığı bu film, gişede büyük bir başarı yakaladı. Aynı yıl, E.M. Forster'ın klasik romanından uyarlanan ve BBC/Starz ortak yapımı olan prestijli mini dizi "Howards End"de (2017) Hayley Atwell ve Matthew Macfadyen ile birlikte rol aldı. Dizide canlandırdığı idealist Helen Schlegel karakteriyle eleştirmenlerden büyük övgü toplayan Coulthard, hem dönem dramalarında hem de gerilim türündeki başarısıyla çok yönlü bir oyuncu olarak kariyerine devam etmektedir.

Bin Şimada fotoğrafı

Bin Şimada

Oyuncu kadrosu · The Piano Forest olarak bilinir

Nobuya Şimamoto fotoğrafı

Nobuya Şimamoto

Oyuncu kadrosu · The Stunt Driver olarak bilinir

Nobunaga Şimazaki fotoğrafı

Nobunaga Şimazaki

Oyuncu kadrosu · デート・ア・ライブ, Ace of the Diamond, Aquarion olarak bilinir

Tetsuro Şimaguçi fotoğrafı

Tetsuro Şimaguçi

Oyuncu kadrosu · Kill Bill: Vol. 1 olarak bilinir

Sumi Şimamoto fotoğrafı

Sumi Şimamoto

Oyuncu kadrosu · Komşum Totoro, Prenses Mononoke, Yu-Gi-Oh! Duel Monsters olarak bilinir

Topher Grace fotoğrafı

Topher Grace

Oyuncu kadrosu · Sapkın, Örümcek Adam 3, Buddy olarak bilinir

Christopher John "Topher" Grace, 12 Temmuz 1978 tarihinde New York, ABD'de dünyaya gelmiş, ancak çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Darien, Connecticut'ta geçirmiştir. Oyunculuğa lise yıllarında okul tiyatrosunda başlayan Grace, Güney Kaliforniya Üniversitesi'ne (USC) devam ettiği sırada, lise tiyatrosundaki performansını izleyen "That '70s Show"un yaratıcılarının dikkatini çekerek seçmelere davet edildi. Hiçbir profesyonel oyunculuk tecrübesi olmamasına rağmen, onu dünya çapında üne kavuşturacak ve 1998'den 2006'ya kadar canlandıracağı ikonik, zeki ama sakar genç "Eric Forman" karakterini kapmayı başardı. Dizi, Amerikan televizyon tarihinin en popüler sit-com'larından biri olurken Grace de bu sayede geniş bir hayran kitlesi edindi. "That '70s Show" devam ederken sinema dünyasına da adım atan aktör, Steven Soderbergh'in Oscar ödüllü "Traffic" (2000) filmindeki performansıyla dramatik rollere de yatkın olduğunu gösterdi. Ayrıca Soderbergh'in "Ocean's Eleven" (2001) ve "Ocean's Twelve" (2004) filmlerinde kendisinin kurgusal, şımarık bir versiyonunu oynadığı eğlenceli cameolarıyla akıllarda yer etti. Başrollerinde yer aldığı romantik komedi filmleri "Win a Date with Tad Hamilton!" (2004) ve eleştirmenlerden büyük övgü alan "In Good Company" (2004) ile beyazperdedeki konumunu sağlamlaştırdı. Grace, sinemaya tam anlamıyla odaklanmak için televizyondan ayrıldıktan kısa bir süre sonra, kariyerinin en yüksek profilli rollerinden birini üstlenerek Sam Raimi'nin gişe rekortmeni "Spider-Man 3" (2007) filminde çizgi roman tarihinin efsanevi kötülerinden Eddie Brock (Venom) karakterine hayat verdi. Sonraki yıllarda bağımsız yapımlarda ve büyük stüdyo filmlerinde karakter oyunculuğuna yönelen aktör; bilimkurgu aksiyonu "Predators" (2010), Christopher Nolan imzalı "Interstellar" (2014) ve Brad Pitt ile birlikte rol aldığı hiciv filmi "War Machine" (2017) gibi projelerde birbirinden tamamen farklı karakterleri canlandırarak yeteneğinin genişliğini sergiledi. Kariyerinde yeni bir zirve ve büyük bir eleştirel başarıyı, Spike Lee'nin Oscar ödüllü filmi "BlacKkKlansman"da (2018) canlandırdığı Ku Klux Klan lideri David Duke rolüyle elde etti. Karakterin ürkütücü derecede sakin ve manipülatif doğasını başarıyla yansıttığı bu cesur performans sinema otoritelerinden tam not aldı. Yakın dönem televizyon kariyerinde ise komedi dizisi "Home Economics"te (2021-2023) başrol oynadı ve aynı zamanda dizinin yapımcılığını üstlendi. Ayrıca kendisini yıldız yapan efsanevi projenin devamı niteliğindeki Netflix dizisi "That '90s Show"da (2023) Eric Forman rolüyle konuk oyuncu olarak nostaljik bir dönüş yaptı. Oyunculuğun yanı sıra Grace, hobi olarak yaptığı bağımsız film kurgusu çalışmalarıyla da Hollywood çevrelerinde ve popüler kültürde özel bir şöhrete sahiptir; özellikle devasa film serilerini (örneğin Star Wars öncül üçlemesi veya Hobbit serisi) başarılı bir şekilde baştan kurgulayarak tek bir filme sığdırdığı yetenekli "fan edit" projeleriyle bilinmektedir.

Harry Melling fotoğrafı

Harry Melling

Oyuncu kadrosu · Harry Potter ve Felsefe Taşı olarak bilinir

Harry Edward Melling, 13 Mart 1989 tarihinde Londra, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. İllüstratör bir anne ve babanın (Joanna Troughton ve Joe Melling) oğlu olan Harry, İngiliz oyunculuk dünyasının en köklü ailelerinden birine mensuptur. Efsanevi "Doctor Who" Patrick Troughton'ın torunu, aktörler David ve Michael Troughton'ın yeğeni ve Sam Troughton'ın kuzenidir. Genç yaşta sahne sanatlarına ilgi duyan Melling, London Academy of Music and Dramatic Art'ta (LAMDA) eğitim görerek klasik oyunculuk temellerini sağlamlaştırdı. Kariyerine dünya çapında bir fenomenin parçası olarak başladı. J.K. Rowling'in eserinden uyarlanan "Harry Potter ve Felsefe Taşı" (2001) filminde, başkarakterin şımarık, zorba ve sevimsiz kuzeni Dudley Dursley rolünü üstlendi. Henüz 12 yaşındayken üstlendiği bu rolü, serinin beş filminde (2001-2010) başarıyla canlandırdı. Serinin son filmi olan "Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 1" çekilmeden önce aşırı kilo veren Melling, rolü kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı, ancak yapımcılar karakterin devamlılığı için ona özel bir şişmanlatıcı protez giysi giydirerek rolü tamamlamasını sağladılar. Bu fiziksel değişim, onun "şişman çocuk oyuncu" imajından sıyrılıp yetişkin bir aktör olarak kariyerine devam etmesinin de ilk sinyaliydi. Harry Potter serisinin ardından tiyatroya ağırlık veren Melling, "King Lear", "Mother Courage and Her Children" ve "The Hothouse" gibi önemli oyunlarda sahne alarak rüştünü ispatladı. Sinema dünyasına iddialı dönüşü ise Coen Kardeşler'in western antolojisi "The Ballad of Buster Scruggs" (2018) ile oldu. "Meal Ticket" adlı bölümde canlandırdığı uzuvları olmayan, melankolik seyyar sanatçı Harrison rolü, eleştirmenler tarafından övgüyle karşılandı ve yetişkin oyunculuk kariyerinin kırılma noktası oldu. 2020 yılı Harry Melling için tam anlamıyla bir patlama yılıydı. Netflix'in küresel hiti "The Queen's Gambit" dizisinde satranç ustası Harry Beltik karakteriyle geniş kitlelerin sempatisini kazandı. Aynı yıl, psikolojik gerilim filmi "The Devil All the Time"da canlandırdığı fanatik ve tekinsiz vaiz Roy Laferty rolüyle izleyicileri dehşete düşürürken, aksiyon filmi "The Old Guard"da ilaç şirketi CEO'su kötü adam Merrick'i oynadı. Bu üç farklı ve zıt karakterdeki başarısı, onun ne kadar geniş bir oyunculuk yelpazesine sahip olduğunu kanıtladı. Son dönemde Scott Cooper'ın yönettiği ve Christian Bale ile başrolü paylaştığı "Solgun Mavi Gözler" (The Pale Blue Eye) (2022) filminde, genç Edgar Allan Poe'yu canlandırdı. Melling, ünlü yazarın eksantrikliğini, zekasını ve melankolisini ustalıkla yansıtarak kariyerinin en iyi performanslarından birine imza attı. Büyük dedesi Patrick Troughton'ın mirasını taşıyan Melling, bugün Hollywood'un en aranan, dönüşümcü karakter oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

Gina Holden fotoğrafı

Gina Holden

Gina Holden, 17 Mart 1975 tarihinde Smithers, Britanya Kolumbiyası, Kanada'da dünyaya gelmiştir. Genç yaşta yetenekleri fark edilen Holden, henüz 15 yaşındayken bir modellik ajansıyla anlaşarak kariyerine başlamak üzere Japonya'ya taşındı. Burada kısa sürede başarı yakaladı ve ünlü kozmetik markası Shiseido'nun yüzü oldu. Modellik kariyerinin ardından oyunculuğa olan tutkusunu keşfeden Holden, ülkesine dönerek oyunculuk dersleri aldı ve kariyerinde yeni bir sayfa açtı. Oyunculuğa 2000'lerin başında küçük rollerle başlayan Gina Holden, kısa sürede hem sinema hem de televizyon dünyasında tanınan bir sima haline geldi. Onu uluslararası üne kavuşturan ve "çığlık kraliçesi" olarak anılmasına neden olan rollerden ilki, 2006 yapımı "Son Durak 3" (Final Destination 3) filmindeki Carrie Dreyer karakteridir. Filmde, serinin önceki biyografilerinde adı geçen Jesse Moss ve Sam Easton gibi isimlerle birlikte rol aldı. Bu filmdeki performansı, onu korku türünün aranan oyuncularından biri yaptı. Korku sinemasındaki yerini, gişe rekorları kıran "Testere 3D" (Saw 3D) (2010) filminde canlandırdığı Joyce Dagen karakteri ve "Aliens vs. Predator: Requiem" (2007) filmindeki rolüyle pekiştirdi. Sinemadaki başarısının yanı sıra televizyonda da önemli projelerde yer aldı. Kariyerindeki en dikkat çekici televizyon rollerinden biri, 2007-2008 yıllarında yayınlanan bilimkurgu dizisi "Flash Gordon"da canlandırdığı başrol karakteri Dale Arden'dır. Ayrıca, "Blood Ties" (2007) adlı doğaüstü drama dizisinde Coreen Fennel karakteriyle ve gerilim dizisi "Harper's Island"da (2009) Shea Allen rolüyle izleyici karşısına çıktı. Gina Holden, kariyeri boyunca özellikle Lifetime ve Hallmark gibi kanallar için çekilen çok sayıda televizyon filminde başrol oynamasıyla da tanınır. "The Most Wonderful Time of the Year" (2008) gibi romantik komedilerden gerilim filmlerine kadar geniş bir yelpazede performans sergileyerek sadece korku türüyle sınırlı kalmadığını kanıtlamıştır. Çok yönlü bir oyuncu olan Holden, hem korku ve bilimkurgu türlerindeki ikonik rolleriyle hem de televizyondaki istikrarlı kariyeriyle tanınan başarılı bir aktristir.

Justin Welborn fotoğrafı

Justin Welborn

Oyuncu kadrosu · Justified olarak bilinir

Justin Welborn, 11 Aralık 1974 tarihinde Atlanta, Georgia, ABD'de dünyaya gelmiş Amerikalı bir aktördür. Kariyerine 2000'li yılların ortalarında başlayan Welborn, özellikle bağımsız korku ve gerilim sinemasındaki rolleriyle tanınmaktadır. Kariyerindeki en büyük çıkışı, 2007 yılında Sundance Film Festivali'nde prömiyerini yapan ve büyük beğeni toplayan bağımsız korku filmi "Sinyal" (The Signal) ile yaptı. Film, üç farklı yönetmenin gözünden anlatılan apokaliptik bir hikayeye sahipti ve Welborn, filmdeki performansıyla eleştirmenlerden tam not aldı. Bu rol, onun yeteneğini geniş kitlelere göstermesini sağladı ve onu bağımsız korku sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri haline getirdi. Bu başarının ardından, yine bir kült favorisi haline gelen zombi komedisi "Dance of the Dead" (2008) filminde The Ripper karakterini canlandırdı. Bağımsız sinemadaki başarısını ana akım projelere de taşıyan Justin Welborn, 2009 yılında popüler korku serisinin dördüncü filmi olan "Son Durak 4" (The Final Destination) kadrosunda yer aldı. Filmde, ırkçı ve öfkeli bir karakter olan Carter Daniels'ı canlandırdı. Bu rol, onun daha geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanınmasına olanak tanıdı. Korku türündeki çalışmalarına, "V/H/S: Viral" (2014) gibi antoloji filmlerinde yer alarak devam etti. Sinema kariyerinin yanı sıra televizyonda da birçok önemli projede yer aldı. FX'in sevilen dizisi "Justified", HBO'nun eleştirmenlerce beğenilen mini dizisi "Sharp Objects" ve "Body of Proof" gibi birçok popüler dizide konuk oyuncu olarak yer alarak çok yönlü bir aktör olduğunu kanıtladı. Genellikle karmaşık, yoğun ve akılda kalıcı karakterleri canlandırmasıyla tanınan Justin Welborn, özellikle bağımsız korku sinemasına yaptığı katkılarla bilinen ve kariyerini istikrarlı bir şekilde sürdüren yetenekli bir aktördür.

Charlene Amoia fotoğrafı

Charlene Amoia

Oyuncu kadrosu · Korku Seansı 3: Katil Şeytan, How I Met Your Mother olarak bilinir

Charlene Amoia, 25 Eylül 1982 tarihinde Buffalo, New York, ABD'de dünyaya gelmiştir. İtalyan ve İspanyol kökenli bir aileden gelen Amoia, gençlik yıllarını Buffalo'da geçirdikten sonra ailesiyle birlikte Las Vegas'a taşındı. Oyunculuk kariyerine adım atmadan önce modellik yapan Amoia, hayallerinin peşinden giderek Los Angeles'a yerleşti ve burada profesyonel oyunculuk hayatına başladı. Onu televizyon dünyasında kalıcı bir sima haline getiren ve dünya çapında tanınmasını sağlayan rol, CBS'in fenomen sitcom dizisi "How I Met Your Mother"daki (2005-2011) performansıdır. Dizide canlandırdığı saf, iyi niyetli ve MacLaren's barının ayrılmaz bir parçası olan "Garson Wendy" (Wendy the Waitress) karakteri, başlangıçta küçük bir rol olarak planlanmasına rağmen izleyiciler tarafından çok sevilince, dizinin altı sezonu boyunca hikayenin tekrar eden önemli bir figürü haline geldi. Televizyondaki başarısını sinemaya da taşıyan oyuncu, popüler gençlik serisinin devam filmi olan "Amerikan Pastası: Buluşma" (American Reunion) (2012) filminde Kevin Myers'ın eşi Ellie karakteriyle yer alarak nostaljik serinin bir parçası oldu. Farklı türlerdeki yeteneğini sergilemeye devam eden Amoia, aksiyon türündeki "Sniper: Special Ops" (2016) filminde Steven Seagal ile birlikte çalıştı. Çizgi roman uyarlamalarına ise DC filmi "Yırtıcı Kuşlar" (Birds of Prey) (2020) ile adım attı; bu filmde Huntress karakterinin trajik geçmişinin merkezinde yer alan annesi Maria Bertinelli'yi canlandırdı. Yakın dönemde korku sinemasının gişe rekortmeni serisi "Korku Seansı" evrenine dahil oldu. "Korku Seansı 3: Katil Şeytan" (The Conjuring: The Devil Made Me Do It) (2021) filminde, hikayenin merkezindeki Glatzel ailesinin annesi Judy Glatzel karakterine hayat verdi. Bu filmde, iblis tarafından ele geçirilen oğlunu kurtarmaya çalışan bir annenin çaresizliğini ve mücadelesini başarıyla yansıttı. Kariyeri boyunca "Grey's Anatomy", "Shameless", "The Mentalist", "Dexter" ve "NCIS: New York" gibi birçok prestijli dizide konuk oyuncu olarak yer alan Charlene Amoia, hem komedi hem de drama türlerindeki çok yönlü karakter oyunculuğuyla Hollywood'da aktif bir kariyere sahiptir.

Kate Capshaw fotoğrafı

Kate Capshaw

Oyuncu kadrosu · Indiana Jones: Kamçılı Adam olarak bilinir

Kate Capshaw, doğum adıyla Kathleen Sue Nail, 3 Kasım 1953 tarihinde Fort Worth, Teksas, ABD'de dünyaya gelmiştir. Profesyonel olarak kullandığı "Capshaw" soyadını ilk eşi Robert Capshaw'dan almıştır. Oyunculuk kariyerine başlamadan önce Missouri Üniversitesi'nden eğitim alanında diploma almış ve bir süre özel eğitim öğretmeni olarak çalışmıştır. Daha sonra oyuncu olma hayalinin peşinden giderek New York'a taşınmış ve burada çeşitli pembe dizilerde ve reklamlarda rol alarak sektöre adım atmıştır. Kariyerindeki en büyük çıkışı ve onu dünya çapında şöhrete kavuşturan rol, Steven Spielberg'in yönettiği "Indiana Jones ve Kıyamet Tapınağı" (Indiana Jones and the Temple of Doom) (1984) filmindeki gece kulübü şarkıcısı Willie Scott karakteri oldu. Serinin ilk filmindeki Karen Allen'ın canlandırdığı güçlü Marion Ravenwood karakterinin aksine, sürekli çığlık atan ve olaylar karşısında paniğe kapılan komik ve şımarık tavırlarıyla öne çıkan Willie karakteriyle Capshaw, seriye farklı bir dinamik getirdi ve bir gecede uluslararası bir yıldız haline geldi. Bu film, sadece kariyerinin zirvesi olmakla kalmadı, aynı zamanda hayatını da değiştirdi. Filmin çekimleri sırasında yönetmen Steven Spielberg ile tanıştı. Çift, ilerleyen yıllarda bir ilişkiye başladı ve 1991 yılında evlendi. Bu evliliğin ardından Capshaw, Yahudiliği benimsedi. "Indiana Jones" sonrası kariyerinde, bu filmdeki imajından uzaklaşmaya çalışarak farklı türlerde roller aldı. Ridley Scott'ın yönettiği "Kara Yağmur" (Black Rain) (1989) filmindeki ciddi rolü, Sean Connery ile başrolü paylaştığı gerilim filmi "Haklı Sebep" (Just Cause) (1995) ve romantik drama "Aşk Mektubu" (The Love Letter) (1999) gibi filmlerde rol aldı. Kate Capshaw, 2001 yılından sonra oyunculuktan büyük ölçüde emekli olmuş ve vaktini eşi Steven Spielberg ile kurduğu büyük ailesine ve hayır işlerine adamayı tercih etmiştir.

Alan Kim fotoğrafı

Alan Kim

Oyuncu kadrosu · Hayali Arkadaşlar, Paw Patrol: Süper Film olarak bilinir

Alan Sun Kim (23 Nisan 2012 doğumlu) Amerikalı bir çocuk oyuncudur. 7 yaşındayken, Lee Isaac Chung'un Amerikan epik filmi 'Minari'de, kırsal Arkansas'ta yaşayan ve kalp rahatsızlığı olan birinci nesil Amerikalı-Koreli 'David Yi' rolüyle izleyicilerin kalbini fethetti ve büyük beğeni topladı. Şimdi 8 yaşında olan Alan, 2021 Critics' Choice Ödülü'nde 'En İyi Genç Erkek/Kadın Oyuncu' ödülünü kazandı ve 'Filmde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' dalında BAFTA'ya aday gösterildi. 'Minari', 2020 Sundance Film Festivali'nde hem Büyük Jüri Ödülü'nü hem de İzleyici Ödülü'nü kazandı. Son olarak 2024 yapımı Hayalî Arkadaşlar filminde Benjamin adlı bir çocuk karakteri canlandırdı. Alan 3. sınıfta ve en sevdiği ders Matematik. Boş zamanlarında bisiklet sürmeyi ve kağıtla yaratıcı şeyler yapmayı seviyor. Ayrıca bir yaşındaki köpeği Krema'ya karşı da şımarık bir abi olmayı çok seviyor.

Alicia Silverstone fotoğrafı

Alicia Silverstone

Oyuncu kadrosu · Bugonia olarak bilinir

Alicia Silverstone, 4 Ekim 1976 tarihinde San Francisco, Kaliforniya'da dünyaya gelmiştir. İskoç kökenli bir anne ve İngiliz bir babanın kızı olan Silverstone, Yahudi bir ailede büyüdü. Genç yaşta modellik yapmaya ve televizyon reklamlarında rol almaya başlayan oyuncu, kariyerindeki ilk büyük çıkışını 1993 yapımı gerilim filmi "The Crush" ile gerçekleştirdi. Bu filmdeki saplantılı genç kız rolüyle dikkatleri üzerine çekti ve 1994 MTV Film Ödülleri'nde "En İyi Çıkış Yapan Oyuncu" ve "En İyi Kötü Karakter" ödüllerini kazandı. Ancak onu popüler kültürün bir parçası haline getiren asıl olay, rock grubu Aerosmith'in "Cryin'", "Amazing" ve "Crazy" şarkılarının video kliplerinde yer almasıydı. Bu klipler sayesinde "Aerosmith Kızı" olarak tanındı ve Hollywood'un genç yetenekleri arasına girdi. Silverstone'un kariyerindeki en belirleyici an ve onu dünya çapında bir yıldıza dönüştüren proje, 1995 yapımı gençlik komedisi "Fırlama Kızlar" (Clueless) oldu. Jane Austen'ın "Emma" romanının modern bir uyarlaması olan filmde canlandırdığı iyi niyetli ama şımarık Cher Horowitz karakteri, 90'ların en ikonik sinema karakterlerinden biri haline geldi. Bu başarının ardından kendi yapım şirketi First Kiss Productions'ı kurdu ve "Aşkın Peşinde" (Excess Baggage) (1997) filminin yapımcılığını üstlendi. Aynı yıl, yüksek bütçeli süper kahraman filmi "Batman ve Robin"de (1997) Batgirl (Barbara Wilson) karakterini canlandırdı. 1990'ların sonunda Brendan Fraser ile başrolü paylaştığı romantik komedi "Geçmişin Sığınağı" (Blast from the Past) (1999) ile beğeni topladı. 2000'li yıllarda kariyerine hem sinema hem de televizyonda devam eden Silverstone, Kenneth Branagh'ın müzikal uyarlaması "Aşkın Çabası Boşuna" (Love's Labour's Lost) (2000) filminde rol aldı. 2003 yılında "Miss Match" dizisindeki performansıyla Altın Küre'ye En İyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi. "Güzellik Salonu" (Beauty Shop) (2005) ve "Fırtınakıran" (Stormbreaker) (2006) gibi yapımlarda yer aldıktan sonra tiyatro sahnelerine de yöneldi. Kariyerinin ikinci baharında bağımsız sinemada ve prestijli projelerde boy gösterdi. Yorgos Lanthimos'un eleştirmenlerce beğenilen psikolojik gerilimi "Kutsal Geyiğin Ölümü" (The Killing of a Sacred Deer) (2017) ve korku filmi "Mürit" (The Lodge) (2019) ile dramatik oyunculuktaki yeteneğini bir kez daha kanıtladı. Yakın dönemde Netflix yapımı "Reptile" (2023) filminde Benicio del Toro ve Justin Timberlake ile birlikte rol aldı. Oyunculuk kariyerinin dışında Alicia Silverstone, sıkı bir vegan olması ve hayvan hakları konusundaki aktivist kimliğiyle tanınmaktadır. PETA ile birçok kampanyada yer almış ve sağlıklı yaşam üzerine "The Kind Diet" ve "The Kind Mama" adlı çok satan kitaplar yazmıştır.

Aaron Eckhart fotoğrafı

Aaron Eckhart

Oyuncu kadrosu · Derin Kabus, Kara Şövalye olarak bilinir

Aaron Edward Eckhart, 12 Mart 1968 tarihinde Cupertino, Kaliforniya'da dünyaya gelmiştir. Bir şair ve çocuk kitabı yazarı olan anne ile bilgisayar yöneticisi bir babanın oğlu olan Eckhart, babasının işi nedeniyle çocukluk ve gençlik yıllarının büyük bir kısmını İngiltere ve Avustralya'da geçirdi. Lise eğitimini Sidney'de sürdürürken oyunculuğa ilgi duymaya başladı. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne dönerek Brigham Young Üniversitesi'nde Sinema bölümünü bitirdi ve burada kariyerinin ilk dönemini şekillendirecek olan yönetmen ve yazar Neil LaBute ile tanıştı. Profesyonel kariyerindeki ilk büyük çıkışını ve eleştirmenlerce fark edilmesini sağlayan proje, Neil LaBute'un yönettiği tartışmalı ve kara mizah türündeki bağımsız film "In the Company of Men" (1997) oldu. Bu filmde canlandırdığı manipülatif ve kadın düşmanı beyaz yakalı karakteriyle Bağımsız Ruh Ödülü kazandı. Geniş kitlelerce tanınması ve Hollywood'da ana akım projelere geçişi ise Steven Soderbergh'in yönettiği, Julia Roberts'ın başrolde olduğu "Erin Brockovich" (2000) filmiyle gerçekleşti. Bu filmde canlandırdığı George karakteri, onun daha sempatik ve romantik rollerde de başarılı olabileceğini kanıtladı. Eckhart'ın kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, tütün endüstrisi lobicisi Nick Naylor'ı canlandırdığı hiciv filmi "Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler" (Thank You for Smoking) (2005) oldu. Bu filmdeki karizmatik ve ikna edici performansı, ona En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adaylığı getirdi. Ancak küresel çapta en ikonik rolü, Christopher Nolan'ın başyapıtı "Kara Şövalye" (The Dark Knight) (2008) filmindeki Harvey Dent / İki Yüz (Two-Face) karakteridir. Gotham'ın "Ak Şövalyesi"nden trajik bir kötü adama dönüşümünü ustalıkla sergilediği bu rol, filmin başarısında kilit bir rol oynadı. Kariyerinin devamında hem dramatik hem de yüksek bütçeli aksiyon filmlerinde yer aldı. Nicole Kidman ile başrolü paylaştığı "Mutluluğun Peşinde" (Rabbit Hole) (2010) filminde yas tutan bir babayı canlandırarak dramatik derinliğini gösterdi. Aksiyon türünde ise "Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı" (Battle: Los Angeles) (2011) ve özellikle Gerard Butler ile birlikte rol aldığı "Kod Adı: Olympus" (Olympus Has Fallen) (2013) ve devam filmi "Kod Adı: Londra" (London Has Fallen) (2016) serisinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Benjamin Asher karakteriyle ön plana çıktı. Yakın dönemde Clint Eastwood'un yönettiği "Sully" (2016) filminde Tom Hanks ile birlikte kokpiti paylaşarak yardımcı pilot Jeff Skiles'ı canlandırdı ve "Midway" (2019) gibi tarihi savaş filmlerinde yer alarak çok yönlü bir karakter oyuncusu olduğunu kanıtlamaya devam etti.

Al Pacino fotoğrafı

Al Pacino

Oyuncu kadrosu · Baba III, Yaralı Yüz, Baba olarak bilinir

Alfredo James Pacino, New York’un Doğu Harlem'inde 25 Nisan 1940’da doğdu. İtalyan-Amerikan çift Rose Gerardi ve Salvatore Pacino’nun 4. çocuğuydu. Kendisi 2 yaşındayken ailesi boşandı. Annesi ile beraber Corleone, Sicilya, İtalya’dan gelen göçüp Bronx’a gelen aile üyeleri Kate ve James Gerardi ile beraber yaşamak için Bronx’a taşındı. Pacino’nun babası da San Fratello, Sicilya, İtalya’lıydı ve bir boşanmalarının ardından bir sigorta şirketinde çalışmak için Covina, Kaliforniya’ya taşındı. Gençlik yıllarında arkadaşları ona “Sonny” veya “The Actor” diyordu. Kendisi bir beyzbol oyuncusu olmak istiyordu. Herman Riddler Junior Lisesi’ne gitti ama kısa süre geçmeden İngilizce dışındaki derslerini ektiği için okuldan atıldı. High School of Performing Arts’a (Performans Sanatları Lisesi) gitti. Annesi bu kararına karşı çıktı ve annesi ile bir tartışma yaşadı. Bu tartışmanın ardından evi terk etti. Oyunculuk derslerini finanse etmek için düşük ücretler ile de olsa postacı, garson, posta memuru ve temizlikçi olarak çalıştı. Bir kere de Commentary dergisinde çalıştı. 9 yaşında sigara ve alkol kullanmaya başladı. 13 yaşında marihuana kullandı. Ama diğer uyuşturuculardan uzak durdu. En yakın arkadaşları yüksek dozda uyuşturucu kullanımından 19 ve 30 yaşlarında öldü. Bronx’ta büyümek onu zaman zaman kavgalara ve okulda sürekli sorun çıkartan bir çocuk olmaya itti. New York’ta bazı tiyatro oyunlarında yer aldı ama Actors Studio okuluna katılmak istedi fakat reddedildi. Sonra HB Studio’ya katıldı. Burada ileride akıl hocası ve en yakın arkadaşı olacak Charlie Laughton ile tanıştı. Bu dönemde sık sık işsiz kaldı. Sokaklarda, tiyatrolarda ve bazen arkadaşlarının evinde uyudu. 1962 yılında 43 yaşında olan annesi öldü. Aynı yıl büyükbabası James de öldü. Al Pacino, bu dönemleri hayatının en kötü dönemleri olarak dile getirdi. Sonraları bir röportajda bu zamanları şöyle dile getirdi: “22 yaşındaydım ve beni en çok etkileyen 2 insan ölmüştü. Bu da benim hayatımı değiştirmeme sebebiyet verdi.” 4 yıl boyunca HB Studio’da çalıştıktan sonra profesyönel aktörlerin, tiyatro yönetmenlerinin ve oyun yazarlarının üye olduğu bir organizasyon olan Actors Studio’ya seçildi. Sonradan The Godfather: Part II'de ve ...And Justice For All filmlerinde beraber rol alacağı Lee Strasberg ile method acting çalıştı. Sonradan yayınlanan biyografi kitabı olan Grobel’de Lee Strasberg’in ve Actors Studio’nun kariyerini nasıl etkilediğini şöyle anlattı: “Actors Studio benim için çok şey ifade ediyor. Bence Lee Strasberg de hak ettiği övgüyü alamıyor. Benim bütün bu oyunculuk işlerini bırakmayı düşündüğüm zamanlarda o elimden tuttu ve beni buraya getirdi. Bu, hayatımda işaretlemeye değer bir dönüm noktasıydı.” Başka bir röportajda da şunları söyledi: “Lee Strasberg ile çalışmak çok heyecan verici bir şeydi. Çünkü kendisi çok ilgi çekici bir insandı. Bir sahne veya bir karakter hakkında söyledikleri şeyleri, yorumları başka kimseden duyamazdınız. Bu sektöre ve oyuncularına gerçekten değer veren bir insandı.”

Isla Blair fotoğrafı

Isla Blair

Oyuncu kadrosu · Indiana Jones: Son Macera olarak bilinir

Isla Blair, 29 Eylül 1944 tarihinde o dönemde Britanya Hindistanı'na bağlı olan Bangalore şehrinde dünyaya geldi. Babası, İskoç bir çay plantasyonu işletmecisiydi. Ailesi, Isla henüz küçük bir yaştayken Birleşik Krallık'a geri döndü. Sanata ve oyunculuğa olan tutkusunu genç yaşlarda keşfeden Blair, Londra'daki prestijli Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi'nde (RADA) eğitim alarak profesyonel oyunculuk kariyerine ilk adımını attı. Kariyerine 1960'ların ortalarında başlayan Blair, ilk olarak dönemin popüler televizyon dizilerinde küçük rollerle izleyici karşısına çıktı. Kısa sürede dikkat çeken Blair, özellikle 1970'lerin başında İngiliz korku sinemasının efsanevi stüdyosu Hammer Films'in yapımlarında aldığı rollerle tanındı. "Drakula'nın Kan Tadı" (Taste the Blood of Dracula) (1970) ve "Vampirler Sirki" (Vampire Circus) (1972) gibi klasikleşmiş korku filmlerindeki performansları, onu türün unutulmaz yüzlerinden biri yaptı. Isla Blair, kariyeri boyunca en büyük başarılarını ve en istikrarlı çalışmalarını televizyon ekranlarında sergiledi. Onlarca yıl boyunca sayısız İngiliz dramasında, mini dizide ve tele-filmde rol alarak Birleşik Krallık'taki hanelerin tanıdık simalarından biri oldu. "The Quatermass Conclusion" (1979), "The History Man" (1981) ve David Jason'ın başrolünde olduğu popüler dedektif dizisi "A Touch of Frost" gibi önemli yapımlardaki rolleriyle hem eleştirmenlerin beğenisini kazandı hem de geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Tiyatro sahnesi de Isla Blair'in kariyerinde her zaman önemli bir yer tuttu. Hem klasik hem de modern oyunlarda sahneye çıkan Blair, çoğu zaman eşiyle birlikte çalıştı. 1968 yılından beri, kendisi gibi saygın bir oyuncu olan Julian Glover ile evlidir. Çift, İngiliz sanat dünyasının en uzun soluklu ve sevilen birlikteliklerinden birine sahiptir ve sık sık sahnede birlikte performans sergilemişlerdir. Bu evlilikten dünyaya gelen oğulları Jamie Glover da ailesinin izinden giderek başarılı bir aktör olmuştur. Blair, hayatını ve kariyerini "A Tiger's Wedding" adlı otobiyografisinde kaleme almıştır. Çok yönlü ve çalışkan bir sanatçı olan Isla Blair, İngiliz tiyatro, sinema ve televizyon dünyasının saygıdeğer isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir.