Aramak

TümMedyaİnsanlarTopluluklarGönderilerListeler
Mary Elizabeth Winstead fotoğrafı

Mary Elizabeth Winstead

Oyuncu kadrosu · Passions olarak bilinir

Mary Elizabeth Winstead, 28 Kasım 1984 tarihinde Rocky Mount, Kuzey Karolina, ABD'de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren sanata ilgi duyan Winstead, Utah'ta büyürken prestijli Joffrey Bale Okulu'nun yaz programına katılarak dans eğitimi aldı ve aynı zamanda yetenekli bir şarkıcı olarak kendini geliştirdi. Oyunculuk kariyerine genç yaşta adım atarak "Touched by an Angel" ve "Promised Land" gibi dizilerde konuk oyuncu olarak yer aldıktan sonra, "Passions" adlı pembe dizide ve kısa ömürlü "Wolf Lake" (2001-2002) dizisinde düzenli roller üstlendi. Winstead, 2000'li yılların ortalarında korku ve gerilim türündeki rolleriyle sinemada adını duyurmaya başladı ve "çığlık kraliçesi" olarak anıldı. Bu dönemdeki çıkışını "Son Durak 3" (Final Destination 3) (2006) filmindeki başrolüyle yaptı. Ardından "Kara Noel" (Black Christmas) (2006) ve Quentin Tarantino'nun yönettiği "Ölüm Geçirmez" (Death Proof) (2007) gibi yapımlarda rol alarak bu türdeki yerini sağlamlaştırdı. Aynı dönemde, "Zor Ölüm 4.0" (Live Free or Die Hard) (2007) filminde Bruce Willis'in canlandırdığı John McClane karakterinin kızı Lucy'yi oynayarak aksiyon türünde de rüştünü ispat etti. Ancak Winstead'i bir kült ikon haline getiren rol, Edgar Wright'ın yönettiği "Scott Pilgrim vs. the World" (2010) filminde canlandırdığı gizemli ve havalı Ramona Flowers karakteri oldu. Bu film, onun geniş bir hayran kitlesi kazanmasını sağladı. Kariyerinde dramatik yönünü gösterme fırsatını ise "Paramparça" (Smashed) (2012) filmiyle buldu. Alkolizmle mücadele eden bir öğretmeni canlandırdığı bu rol, ona eleştirmenlerden büyük övgü ve Bağımsız Ruh Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu adaylığı getirdi. Gerilim türündeki başarısını, eleştirmenlerce beğenilen ve gişede başarı yakalayan "Cloverfield Yolu No: 10" (10 Cloverfield Lane) (2016) filmiyle pekiştirdi. Son yıllarda kariyerini prestijli projelerle zenginleştirmeye devam eden Winstead, "Fargo" (2017) dizisinin üçüncü sezonundaki performansıyla büyük beğeni topladı. Ardından DC sinema evrenine "Yırtıcı Kuşlar" (Birds of Prey) (2020) filminde Huntress karakteriyle katıldı ve Netflix yapımı aksiyon filmi "Kate" (2021) ile başrolde yer aldı. 2023 yılında ise Star Wars evrenine katılarak "Ahsoka" dizisinde General Hera Syndulla karakterini canlandırmaya başladı ve bu rolle yeniden küresel çapta dikkat çekti. Oyunculuğun yanı sıra müzikle de ilgilenen Winstead, Dan the Automator ile birlikte "Got a Girl" adlı müzik grubunun solistidir.

James Woods fotoğrafı

James Woods

Oyuncu kadrosu · Executive Producer · Mesaj, Neşeli Dalgalar, Korkunç Bir Film 2 olarak bilinir

James Howard Woods, 18 Nisan 1947 tarihinde Vernal, Utah, ABD'de dünyaya gelmiştir. Babası bir ordu istihbarat subayı olan Woods, zeka seviyesiyle erken yaşta dikkat çekti. Lise eğitimini İngiltere'de tamamladıktan sonra, Amerika'nın en prestijli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Institute of Technology'ye (MIT) tam burslu olarak kabul edildi. Siyaset bilimi okuyan Woods, parlak bir akademik kariyere sahip olmasına rağmen, oyunculuk tutkusu ağır bastı ve mezuniyetine çok az bir süre kala okulu bırakarak New York'a taşındı. Kariyerine 1970'lerin başında tiyatro sahnesinde başladı ve birçok Broadway ve Off-Broadway yapımında yer aldı. Sinemadaki ilk önemli rollerinden birini Elia Kazan'ın yönettiği "The Visitors" (1972) filmiyle elde etti. Onu daha geniş kitlelere tanıtan rol ise 1978 yapımı mini dizi "Holocaust" oldu. 1979 yılında, gerçek bir hikayeden uyarlanan "The Onion Field" filminde canlandırdığı polis katili Gregory Powell rolüyle büyük beğeni topladı ve ilk Altın Küre adaylığını kazandı. Bu rol, onun kariyeri boyunca sıkça canlandıracağı zeki, sinirli ve öngörülemez karakterlerin ilk örneklerinden biri oldu. 1980'ler boyunca Woods, Hollywood'un en yoğun ve en saygın karakter oyuncularından biri olarak öne çıktı. David Cronenberg'in yönettiği "Videodrome" (1983) ve Sergio Leone'nin epik başyapıtı "Once Upon a Time in America" (Bir Zamanlar Amerika'da) (1984) gibi kült filmlerde unutulmaz performanslar sergiledi. Ancak kariyerinin zirvesine, Oliver Stone'un yönettiği 1986 yapımı "Salvador" filmiyle ulaştı. Filmde canlandırdığı cesur ve pervasız fotomuhabir Richard Boyle rolü, ona En İyi Erkek Oyuncu dalında ilk Akademi Ödülü (Oscar) adaylığını getirdi. 1990'larda da üretkenliğini sürdüren Woods, Martin Scorsese'nin yönettiği "Casino"da (1995) Robert De Niro'nun karşısında canlandırdığı kurnaz ve güvenilmez Lester Diamond karakteriyle hafızalara kazındı. Bir yıl sonra, "Ghosts of Mississippi" (1996) filminde canlandırdığı ırkçı katil Byron De La Beckwith rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında ikinci kez Oscar'a aday gösterildi. Disney'in animasyon klasiği "Hercules"te (1997) seslendirdiği hızlı konuşan ve esprili kötü karakter Hades, onun en popüler ve en sevilen rollerinden biri oldu. Televizyonda da oldukça başarılı olan Woods, "Promise" (1986) ve "My Name Is Bill W." (1989) filmlerindeki rolleriyle iki Emmy Ödülü kazandı. Ayrıca, 2006-2008 yılları arasında yayınlanan "Shark" adlı hukuk dramasında başrol oynadı. Son yıllarda oyunculuktan çok sosyal medyadaki açık sözlü ve tartışmalı politik yorumlarıyla gündeme gelen James Woods, kariyeri boyunca canlandırdığı karmaşık, genellikle sinirli ve her zaman zeki karakterlerle Hollywood'un en özgün ve en yetenekli aktörlerinden biri olarak sinema tarihinde kendine özel bir yer edinmiştir.

Kevork Malikyan fotoğrafı

Kevork Malikyan

Oyuncu kadrosu · Indiana Jones: Son Macera, Takip: İstanbul olarak bilinir

Kevork Malikyan, 2 Haziran 1943 tarihinde Diyarbakır, Türkiye'de Ermeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hayat hikayesi, canlandırdığı roller kadar dikkat çekicidir. Henüz küçük bir çocukken babasının vefatı üzerine annesiyle birlikte İstanbul'a taşındı ve burada yatılı olarak Üsküdar'daki Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesi'ne gönderildi. Okuldaki bir tiyatro oyununda sergilediği performans, oyunu izlemeye gelen bir Anglikan rahibin dikkatini çekti. Malikyan'ın yeteneğinden etkilenen rahip, onun İngiltere'de eğitim alması için bir burs ayarladı ve böylece 1963 yılında Malikyan'ın hayatında yeni bir sayfa açıldı. İngiltere'ye taşındıktan sonra prestijli Rose Bruford College of Speech and Drama'da oyunculuk eğitimi aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra, İngiltere'nin en saygın tiyatro topluluklarından biri olan Royal Shakespeare Company (RSC) ile çalışmaya başladı. Burada, aralarında yönetmen Peter Brook'un da bulunduğu efsanevi isimlerle çalışma fırsatı buldu. Tiyatro sahnesindeki başarısının yanı sıra, 1960'ların sonlarından itibaren "The Saint" ve "The Avengers" gibi popüler İngiliz televizyon dizilerinde roller alarak ekran kariyerine başladı. Uluslararası alanda tanınmasını sağlayan ilk önemli rollerinden biri, Alan Parker'ın yönettiği ve büyük tartışmalara yol açan 1978 yapımı "Geceyarısı Ekspresi" (Midnight Express) filmindeki savcı rolü oldu. Ancak Kevork Malikyan'ı dünya çapında milyonların hafızasına kazıyan rol, Steven Spielberg'in yönettiği 1989 yapımı macera klasiği "Indiana Jones: Son Macera"daki (Indiana Jones and the Last Crusade) Kazim karakteridir. Filmde, Kutsal Kase'yi korumakla görevli Haçlı Kılıcı Kardeşliği'nin liderini canlandıran Malikyan, Venedik'teki su kanallarında geçen sahnelerde Harrison Ford ve Sean Connery ile karşı karşıya geldi. Bu rol, onu serinin unutulmaz karakter oyuncularından biri yaptı. Kariyeri boyunca çok yönlülüğünü koruyan Malikyan, hem Hollywood yapımlarında hem de İngiliz televizyonunda aktif olarak yer almaya devam etti. Ridley Scott'ın yönettiği "Cennetin Krallığı" (Kingdom of Heaven) (2005) ve "Exodus: Tanrılar ve Krallar" (Exodus: Gods and Kings) (2014) gibi büyük bütçeli filmlerde rol aldı. Ayrıca, Ermeni Soykırımı'nı konu alan ve kendisi için kişisel bir önem taşıyan "The Promise" (2016) filminde de oynadı. Türkiye'de doğmuş, Ermeni kökenli bir sanatçı olarak İngiliz sanat dünyasında saygın bir yer edinen Kevork Malikyan, hayat hikayesi ve kariyeriyle kültürler arasında bir köprü vazifesi gören özel bir aktördür.

Vincent Cassel fotoğrafı

Vincent Cassel

Oyuncu kadrosu · Kehanet, Şrek olarak bilinir

Vincent Cassel, 23 Kasım 1966 tarihinde, ünlü Fransız aktör Jean-Pierre Cassel'in oğlu olarak Paris, Fransa'da dünyaya gelmiştir. Fransız sinemasının ve uluslararası projelerin en tanınmış yüzlerinden biridir. Oyunculuk kariyerine 1990'ların başında başlayan Cassel, asıl çıkışını Mathieu Kassovitz'in yönettiği ve bir kült klasiği haline gelen "Protesto" (La Haine) (1995) filmiyle yaptı. Bu filmdeki 'Vinz' karakteriyle sergilediği asi ve enerjik performans, ona büyük bir tanınırlık ve César Ödülü (Fransa'nın Oscar'ı) adaylığı getirdi. Fransız sinemasının en önemli aktörlerinden biri olarak, "Dobermann" (1997) ve "Kızıl Nehirler" (The Crimson Rivers) (2000) gibi filmlerde rol aldı. Kariyerinin zirvesine ise Fransa'nın en ünlü suçlusu Jacques Mesrine'i canlandırdığı iki bölümlük "Ölümcül İçgüdü" (Mesrine) (2008) filmleriyle ulaştı. Bu roldeki performansı ona En İyi Erkek Oyuncu dalında César Ödülü'nü kazandırdı. Cassel, uluslararası alanda da büyük başarı yakalayan bir kariyere sahiptir. Hollywood'da "Ocean's Twelve" (2004) ve "Ocean's Thirteen" (2007) filmlerindeki karizmatik hırsız 'Gece Tilkisi' (The Night Fox) rolüyle geniş kitlelerce tanındı. David Cronenberg'in yönettiği "Şark Vaatleri" (Eastern Promises) (2007) ve Darren Aronofsky'nin Oscar ödüllü filmi "Siyah Kuğu" (Black Swan) (2010) gibi eleştirel beğeni toplayan yapımlardaki rolleriyle de takdir kazandı. Ayrıca "Jason Bourne" (2016) filminde ve HBO dizisi "Westworld"de de önemli roller üstlendi. Uzun yıllar aktris Monica Bellucci ile evli kalan Cassel, sinema dünyasının en tanınan çiftlerinden biri olmuştur. Genellikle canlandırdığı tehlikeli, karizmatik ve kontrolsüz karakterlerle tanınan Vincent Cassel, enerjik ve korkusuz oyunculuk tarzıyla hem Fransız sinemasının hem de Hollywood'un en saygın aktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Sinéad Cusack fotoğrafı

Sinéad Cusack

Sinéad Moira Cusack, 18 Şubat 1948 tarihinde Dalkey, County Dublin, İrlanda'da dünyaya gelmiştir. İrlanda'nın en köklü ve saygın tiyatro ailelerinden birinin kızı olarak doğan Cusack'ın babası efsanevi aktör Cyril Cusack, annesi ise aktris Maureen Cusack'tır. Kız kardeşleri Sorcha, Niamh ve yarım kız kardeşi Catherine de kendisi gibi oyunculuk mesleğini seçerek ailenin sanat geleneğini sürdürmüştür. Çocukluğundan itibaren sanatla ve sahne tozuyla iç içe büyüyen Cusack, oyunculuğa olan doğal yeteneğini kariyerine dönüştürmekte gecikmedi ve ilk adımlarını Dublin'deki ünlü Abbey Tiyatrosu'nda attı. Ekranlardaki ilk deneyimlerini 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında "David Copperfield" (1969) ve Peter Sellers ile birlikte rol aldığı "Hoffman" (1970) gibi yapımlarla yaşadı. Ancak onun kariyerinin omurgasını her zaman tiyatro oluşturdu. 1975 yılında prestijli Royal Shakespeare Company'ye (RSC) katılarak klasik oyunlardaki performansıyla büyük beğeni topladı ve İngiltere'nin en saygın sahne oyuncularından biri haline geldi. Tiyatrodaki başarıları ona Tony ve Olivier ödüllerinde prestijli adaylıklar getirdi. Sinema kariyerinde ise dramatik derinliği olan rollerde öne çıktı. Eşi Jeremy Irons ile birlikte başrolü paylaştığı drama "Su Diyarı" (Waterland) (1992) ve yine eşiyle birlikte yer aldığı Bernardo Bertolucci'nin unutulmaz filmi "Çalınmış Güzellik" (Stealing Beauty) (1996) ile sinema izleyicisinin hafızasına kazındı. 2000'li yıllarda sinema ve televizyonda birbirinden başarılı projelerde yer almaya devam etti. Özellikle popüler kültürde büyük yankı uyandıran Wachowski Kardeşler yapımı kült bilimkurgu "V for Vendetta"da (2005) canlandırdığı Dr. Delia Surridge karakteriyle uluslararası çapta tanınırlığını pekiştirdi. David Cronenberg'in yönettiği suç draması "Şark Vaatleri" (Eastern Promises) (2007) ve fantastik aksiyon filmi "Titanların Öfkesi" (Wrath of the Titans) (2012) gibi önemli gişe filmlerinde kritik yardımcı roller üstlendi. Televizyon dünyasında da oldukça aktif olan Cusack, İngiliz dönem dizisi "North & South"ta (2004) canlandırdığı Hannah Thornton karakteriyle izleyicilerden ve eleştirmenlerden büyük övgü aldı. İlerleyen yıllarda "Camelot" (2011), "Call the Midwife" (2016) ve İngiliz suç dizisi "Marcella" (2016) gibi hit projelerde akılda kalıcı karakterlere hayat verdi. Özel hayatında, 1978 yılından bu yana ünlü İngiliz aktör Jeremy Irons ile evlidir ve bu evlilikten kendisi gibi oyuncu olan Max Irons'ın yanı sıra fotoğrafçı Samuel Irons adlı iki oğlu bulunmaktadır. Kariyeri boyunca hem sahnede hem de ekranda çok yönlü bir oyunculuk sergileyen Cusack, köklü İrlanda ve İngiliz sanat camiasının en saygıdeğer isimlerinden biri olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Rosemarie DeWitt fotoğrafı

Rosemarie DeWitt

Oyuncu kadrosu · Aşıklar Şehri olarak bilinir

Rosemarie Braddock DeWitt, 26 Ekim 1971 tarihinde Flushing, Queens, New York'ta dünyaya gelmiştir. Ailesinin spor tarihiyle ilginç bir bağı vardır; DeWitt, Büyük Buhran döneminin efsanevi ağır siklet boks şampiyonu ve "Cinderella Man" lakabıyla tanınan James J. Braddock'un torunudur. Hofstra Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra oyunculuk eğitimini The Actors Center'da tamamladı ve kariyerine Off-Broadway oyunlarında sahne alarak başladı. Sinemadaki ilk anlamlı deneyimlerinden birini, büyükbabasının hayatını anlatan ve Russell Crowe'un başrolünde olduğu "Cinderella Man" (2005) filminde, komşu Sara Wilson rolünü üstlenerek yaşadı. Ancak eleştirmenlerin ve sinema dünyasının dikkatini asıl çeken performansı, Jonathan Demme'nin yönettiği "Rachel Evleniyor" (Rachel Getting Married) (2008) filmiyle geldi. Anne Hathaway ile karşılıklı oynadığı ve başlık karakteri Rachel'ı canlandırdığı bu filmdeki performansıyla Toronto Film Eleştirmenleri Birliği gibi birçok kurumdan En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Televizyon dünyasında da güçlü bir kariyere sahip olan DeWitt, kült dizi "Mad Men"in ilk sezonunda Don Draper'ın bohem metresi Midge Daniels rolüyle hafızalara kazındı. Ardından Diablo Cody'nin yarattığı ve Steven Spielberg'ün yapımcısı olduğu "United States of Tara" (2009-2011) dizisinde, Toni Collette'in karakterinin kız kardeşi Charmaine Craine rolüyle geniş kitlelerce tanındı. Bağımsız sinemada "Kız Kardeşimin Kız Kardeşi" (Your Sister's Sister) (2011) ve "Promised Land" (2012) gibi yapımlarda yer alırken, ana akım sinemada Damien Chazelle'in Oscar ödüllü müzikali "Aşıklar Şehri"nde (La La Land) (2016) Ryan Gosling'in karakterinin kız kardeşi rolünde boy gösterdi. Ayrıca, korku klasiği "Poltergeist"ın (Kötü Ruh) (2015) yeniden çevriminde Sam Rockwell ile başrolü paylaştı. Son dönemde Reese Witherspoon ile "Little Fires Everywhere" (2020) ve gerçek suç draması "The Staircase" (2022) gibi prestijli mini dizilerde yer alan oyuncu, "The Boys" dizisinin dördüncü sezonunda Hughie Campbell'ın annesi Daphne rolüyle izleyici karşısına çıkmıştır. "Standoff" dizisinin setinde tanıştığı aktör Ron Livingston ile evlidir.

Justin Welborn fotoğrafı

Justin Welborn

Justin Welborn, 11 Aralık 1974 tarihinde Atlanta, Georgia, ABD'de dünyaya gelmiş Amerikalı bir aktördür. Kariyerine 2000'li yılların ortalarında başlayan Welborn, özellikle bağımsız korku ve gerilim sinemasındaki rolleriyle tanınmaktadır. Kariyerindeki en büyük çıkışı, 2007 yılında Sundance Film Festivali'nde prömiyerini yapan ve büyük beğeni toplayan bağımsız korku filmi "Sinyal" (The Signal) ile yaptı. Film, üç farklı yönetmenin gözünden anlatılan apokaliptik bir hikayeye sahipti ve Welborn, filmdeki performansıyla eleştirmenlerden tam not aldı. Bu rol, onun yeteneğini geniş kitlelere göstermesini sağladı ve onu bağımsız korku sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri haline getirdi. Bu başarının ardından, yine bir kült favorisi haline gelen zombi komedisi "Dance of the Dead" (2008) filminde The Ripper karakterini canlandırdı. Bağımsız sinemadaki başarısını ana akım projelere de taşıyan Justin Welborn, 2009 yılında popüler korku serisinin dördüncü filmi olan "Son Durak 4" (The Final Destination) kadrosunda yer aldı. Filmde, ırkçı ve öfkeli bir karakter olan Carter Daniels'ı canlandırdı. Bu rol, onun daha geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanınmasına olanak tanıdı. Korku türündeki çalışmalarına, "V/H/S: Viral" (2014) gibi antoloji filmlerinde yer alarak devam etti. Sinema kariyerinin yanı sıra televizyonda da birçok önemli projede yer aldı. FX'in sevilen dizisi "Justified", HBO'nun eleştirmenlerce beğenilen mini dizisi "Sharp Objects" ve "Body of Proof" gibi birçok popüler dizide konuk oyuncu olarak yer alarak çok yönlü bir aktör olduğunu kanıtladı. Genellikle karmaşık, yoğun ve akılda kalıcı karakterleri canlandırmasıyla tanınan Justin Welborn, özellikle bağımsız korku sinemasına yaptığı katkılarla bilinen ve kariyerini istikrarlı bir şekilde sürdüren yetenekli bir aktördür.

Marc Menchaca fotoğrafı

Marc Menchaca

Oyuncu kadrosu · UNABOMBER olarak bilinir

Marc Menchaca, 10 Ekim 1975 tarihinde San Angelo, Teksas'ta dünyaya gelmiştir. Teksas A&M Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi alan Menchaca, oyunculuk tutkusunun peşinden gitmeden önce sanat eğitimine yöneldi. Kariyerine 2000'lerin başında çeşitli televizyon dizilerinde konuk oyuncu olarak başladı ve özellikle HBO'nun beğenilen mini dizisi "Generation Kill"de (2008) canlandırdığı Mike 'Gunny' Wynn karakteriyle ilk ciddi çıkışını yakaladı. Menchaca'nın kariyeri sadece oyunculukla sınırlı kalmadı; 2013 yılında SXSW Film Festivali'nde prömiyerini yapan bağımsız drama filmi "This Is Where We Live"in hem senaristliğini hem de ortak yönetmenliğini üstlendi. Bu proje, onun kamera arkasındaki yeteneğini de ortaya koydu. Ancak onu geniş kitlelere tanıtan ve televizyon dünyasında aranan bir yüz haline getiren proje, Netflix'in hit suç draması "Ozark" (2017-2022) oldu. Dizinin ilk sezonlarında Ruth Langmore'un amcası Russ Langmore'u canlandıran Menchaca, karakterin içsel çatışmalarını ve trajik hikayesini ustalıkla yansıtarak eleştirmenlerden tam not aldı. "Ozark"taki başarısının ardından genellikle yoğun, tekinsiz ve antagonist karakterler için tercih edilen bir oyuncu haline geldi. "Black Mirror"ın "Arkangel" bölümünde ve "The Sinner"ın ikinci sezonunda (2018) dikkat çekici performanslar sergiledi. Stephen King'in romanından uyarlanan HBO dizisi "The Outsider"da (2020) canlandırdığı dedektif Jack Hoskins karakteriyle karanlık ve rahatsız edici rolleri oynamadaki başarısını perçinledi. Ayrıca popüler bilimkurgu dizisi "Manifest"te (2019) James Griffin ve "Homeland"de (2011-2012) Lauder Wakefield karakterlerine hayat verdi. Yakın dönemde sinema projelerine de ağırlık veren aktör, korku filmi "Sick" (2022) ve Gareth Edwards'ın yönettiği bilimkurgu filmi "Yaratıcı" (The Creator) (2023) gibi yapımlarda rol aldı. Menchaca, 2022 yılında "Game of Thrones" yıldızı Lena Headey ile İtalya'da düzenlenen bir törenle evlenmiştir.

Alicia Vikander fotoğrafı

Alicia Vikander

Oyuncu kadrosu · Umut olarak bilinir

İsveçli oyuncu Alicia Vikander, Gothenburg'de başladığı bale eğitimini bir sakatlık sebebiyle bırakarak oyunculuğa yönelmiş ve kısa sürede uluslararası sinemanın en dikkat çeken isimlerinden biri haline gelmiştir; *A Royal Affair* ve *Anna Karenina* ile dikkatleri üzerine çektikten sonra, *Ex Machina*'daki yapay zeka performansı ve *The Danish Girl* (Danimarkalı Kız) filmindeki Gerda Wegener rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü kazanarak kariyerinde zirveye ulaşmıştır. *Tomb Raider*'ın Lara Croft'u olarak aksiyon türündeki başarısını kanıtlayan, *Irma Vep* gibi yapımlarla televizyon dünyasında da yeteneğini sergileyen Vikander, günümüzde de seçkin projelerde yer almaya devam etmekte olup, 2026 yılında Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yapan Na Hong-jin imzalı *Hope* gibi iddialı yapımlarla çok yönlü oyunculuk kariyerini sürdürmektedir.

Taissa Farmiga fotoğrafı

Taissa Farmiga

Oyuncu kadrosu · Dehşetin Yüzü 2, American Horror Story olarak bilinir

Taissa Farmiga, 17 Ağustos 1994 tarihinde Readington, New Jersey, ABD'de dünyaya gelmiştir. Ukraynalı göçmen bir ailenin yedi çocuğundan en küçüğü olan Farmiga, ünlü aktris ve yönetmen Vera Farmiga'nın kız kardeşidir. Çocukluk yıllarında oyunculuğa pek ilgi duymayan ve başlangıçta muhasebeci olmayı hedefleyen Taissa, ablasının teşvikiyle bu fikrini değiştirdi. Kariyerine, ablası Vera Farmiga'nın ilk yönetmenlik denemesi olan bağımsız drama "Higher Ground" (2011) filminde, ablasının karakterinin gençliğini canlandırarak adım attı. Sundance Film Festivali'nde prömiyer yapan bu filmdeki doğal performansı, onun sektörde fark edilmesini sağladı. Ancak Taissa Farmiga'yı geniş kitlelere tanıtan ve kariyerinde bir dönüm noktası olan proje, Ryan Murphy'nin kült korku antolojisi dizisi "American Horror Story" oldu. Dizinin ilk sezonu olan "Murder House"da (2011) canlandırdığı sorunlu genç kız Violet Harmon karakteriyle eleştirmenlerden ve izleyicilerden tam not aldı. Bu rol, onu bir anda "çığlık kraliçesi" (scream queen) adaylarından biri haline getirdi. Dizinin üçüncü sezonu "Coven"da (2013) genç cadı Zoe Benson rolüyle geri döndü ve daha sonra "Roanoke" (2016) ile "Apocalypse" (2018) sezonlarında da yer alarak serinin ikonik yüzlerinden biri oldu. Televizyon başarısının yanı sıra sinema kariyerine de ağırlık veren Farmiga, Sofia Coppola'nın yönettiği "Pırıltılı Hayatlar" (The Bling Ring) (2013) filminde Emma Watson ile birlikte rol aldı. Ardından, kült statüsüne erişen korku-komedi filmi "The Final Girls" (2015), romantik drama "6 Years" (2015) ve western türündeki "In a Valley of Violence" (2016) gibi farklı türlerdeki yapımlarda çok yönlülüğünü sergiledi. Clint Eastwood'un yönettiği ve başrolünde oynadığı "Kaçakçı" (The Mule) (2018) filminde de yer alarak dramatik yeteneklerini kanıtladı. Farmiga'nın kariyerindeki en büyük ticari başarılardan biri, ablasının da merkezinde olduğu "Korku Seansı" (The Conjuring) evrenine dahil olmasıyla geldi. Evrenin spin-off filmi olan "Dehşetin Yüzü" (The Nun) (2018) filminde Rahibe Irene karakterine hayat verdi. Film, eleştirmenlerden karışık yorumlar alsa da gişede büyük bir başarı elde etti. Farmiga, bu rolü 2023 yapımı devam filmi "The Nun II"de tekrar canlandırdı. Son dönemde ise HBO'nun beğenilen dönem draması "The Gilded Age" (2022-günümüz) dizisinde Gladys Russell karakteriyle izleyici karşısına çıkarak tarihi yapımlardaki başarısını da gözler önüne sermektedir. Başlangıçta planlamadığı bir kariyer yolunda ilerlemesine rağmen, Farmiga kendine has oyunculuk stiliyle Hollywood'un saygın genç yetenekleri arasında yerini almıştır.

Emory Cohen fotoğrafı

Emory Cohen

Oyuncu kadrosu · Invention 13, Muhteşem Marty, Çatıda Biri Var olarak bilinir

Emory Isaac Cohen, 13 Mart 1990 tarihinde New York, ABD'de dünyaya gelmiştir. Dördüncü kuşak bir New York'lu olan Cohen, oyunculuk eğitimini Philadelphia'daki Sanat Üniversitesi'nde (University of the Arts) aldı. Profesyonel kariyerine, 2008 yılında Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yapan ve eleştirmenlerce beğenilen bağımsız film "Afterschool" ile adım attı. Bu ilk rolüyle dikkat çeken Cohen, kariyerinin başlarında Derek Cianfrance'in yönettiği "Babadan Oğula" (The Place Beyond the Pines) (2012) gibi önemli filmlerde Ryan Gosling ve Bradley Cooper gibi isimlerin karşısında yardımcı rollerde yer aldı. Cohen'in kariyerindeki asıl dönüm noktası ve onu uluslararası alanda tanınır kılan rol, 2015 yapımı "Brooklyn" filminde canlandırdığı Tony Fiorello karakteri oldu. Saoirse Ronan ile başrolü paylaştığı filmde, İrlandalı bir göçmene aşık olan İtalyan-Amerikalı bir genci canlandırdı. Bu rolündeki doğal, karizmatik ve duyarlı performansı, dünya çapında eleştirmenlerden büyük övgü aldı ve onun sıkça genç Marlon Brando'ya benzetilmesine yol açtı. Bu film, Cohen'i neslinin en yetenekli genç aktörlerinden biri olarak sinema dünyasına tanıttı. Sinemadaki başarısının yanı sıra Cohen, televizyonda da önemli projelerde yer aldı. NBC'nin müzikal dizisi "Smash"te (2012-2013) Leo Houston karakterini canlandırdı. Ancak en bilinen televizyon rollerinden biri, Netflix'in kült statüsüne ulaşan gizemli dizisi "The OA"de (2016-2019) canlandırdığı Homer Roberts karakteri oldu. Bu rolüyle geniş bir hayran kitlesi edindi. Oyunculuk yelpazesinin genişliğini kanıtlayan Cohen, Brad Pitt ile birlikte rol aldığı "War Machine" (2017) gibi büyük yapımların yanı sıra, Norveçli black metal müzisyeni Varg Vikernes'i canlandırdığı tartışmalı ve karanlık film "Lords of Chaos" (2018) gibi cüretkar bağımsız filmlerde de rol aldı. Son olarak Jeff Nichols'ın yönettiği "The Bikeriders" (2023) filminin yıldızlarla dolu kadrosunda yer aldı. Cohen, doğal oyunculuk stili, klasik Hollywood yıldızlarını andıran karizması ve karakterlerinin derinliklerindeki hassasiyeti yansıtma becerisiyle tanınır.

Lee Cronin fotoğrafı

Lee Cronin

Executive Producer · Yönetmen · Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, Kötü Ruh: Uyanış, Lee Cronin'den Mumya olarak bilinir

Lee Cronin, İrlanda'nın Dublin şehrinde dünyaya gelmiştir. Sinemaya ve özellikle korku türüne olan tutkusu çocukluk yıllarında şekillenen Cronin, kariyerine reklam filmleri ve kısa metrajlı projeler yöneterek adım attı. Erken dönem kariyerinde adından söz ettirmesini sağlayan ilk önemli proje, 2013 yapımı "Ghost Train" adlı kısa filmi oldu. Uluslararası alanda prestijli festivallerde gösterilen ve birçok Avrupa film festivalinden ödülle dönen bu yapım, onun karanlık atmosferler yaratmadaki ve görsel hikaye anlatımındaki doğal yeteneğini sinema sektörünün dikkatine sundu. Kısa filmlerindeki başarısının ardından uzun metrajlı sinema dünyasına geçiş yapan İrlandalı yönetmen ve senarist için ilk büyük dönüm noktası, 2019 yapımı psikolojik korku filmi "Kuyu" (The Hole in the Ground) oldu. Prömiyerini saygın Sundance Film Festivali'nde yapan ve ünlü stüdyo A24 tarafından dağıtımı üstlenilen bu bağımsız yapım; İrlanda folklorunu tekinsiz bir annelik hikayesiyle harmanlayarak eleştirmenlerden büyük övgü topladı. Bu filmdeki yönetmenlik başarısı ve yarattığı ürkütücü atmosfer, onun modern korku sinemasının en yetenekli ve vizyoner yeni nesil yaratıcılarından biri olarak kabul edilmesini sağladı. Cronin'in kariyerindeki asıl küresel patlama ve Hollywood'un zirvesine yükselişi, efsanevi sinemacı Sam Raimi tarafından ikonik bir seriyi yeniden canlandırması için bizzat seçilmesiyle gerçekleşti. Senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendiği 2023 yapımı gişe rekortmeni "Kötü Ruh Uyanış" (Evil Dead Rise) filmi, korku sineması hayranları ve sinema eleştirmenleri tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Klostrofobik bir apartman dairesinde geçen, pratik efektleri ve acımasız atmosferiyle serinin köklerine sadık kalırken yepyeni ve modern bir soluk getiren bu film; dünya çapında devasa bir ticari başarı yakalayarak Cronin'i ana akım Hollywood'un A-sınıfı korku ustalarından birine dönüştürdü. "Evil Dead Rise" ile elde ettiği bu muazzam şöhretin ardından stüdyoların en çok aranan isimlerinden biri haline gelen yetenekli sinemacı, kariyerini dev bütçeli projelerle taçlandırdı. Kariyerindeki son büyük adımı, Blumhouse ve Warner Bros. ortaklığında hayata geçirilen ve klasik canavar efsanesini yeniden yorumlayan 2026 yapımı büyük bütçeli "The Mummy" projesiyle attı. Jack Reynor, Laia Costa, Shylo Molina ve Hayat Kamille gibi dikkat çeken isimlerden oluşan uluslararası bir oyuncu kadrosunu yönettiği bu prestijli prodüksiyon, onun küresel çapta bir gişe yönetmeni olduğunu kanıtladı. Lee Cronin; karanlık, gerilim dolu, yenilikçi ve görsel açıdan çarpıcı kabuslar yaratmadaki olağanüstü ustalığıyla günümüz sinemasının en heyecan verici yönetmenlerinden biri olarak üretmeye devam etmektedir.

Helena Hufnagel fotoğrafı

Helena Hufnagel

Münih Televizyon ve Film Üniversitesi'ne (HFF) katıldı. İlk yönetmenlik denemesi olan kısa belgesel “Erntefaktor Null”, Dok.Fest Forum München 2012'nin açılış filmi de dahil olmak üzere dünya çapında 50'den fazla festivalde gösterildi ve Alman Kısa Film Ödülü'ne aday gösterildi. ​ 2014 yılında Stephen King'in kısa öyküsünden uyarlanan kısa filmi “Willa”da zamanda donmuş bir çekim gerçekleştirdi. Film, Oscar adayı Palm Springs Filmfestival ve diğerleri de dahil olmak üzere dünya çapında 45 film festivalinde gösterildi. İlk uzun metrajlı filmi “Einmal bitte alles”in (“Okey'den Oldukça Uzak”) ortak yazarlığını, ortak yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendi ve bu ona diğer yönetmenlik ödüllerinin yanı sıra Bayerischer Filmpreis – VGF Yeni Gelen Yapımcı Ödülünü de kazandırdı. 2019 yılında olağanüstü bir reytingle gösterilen “Tatort – Die harte Kern”i (Oyuncular: Nora Tschirner ve Christian Ulmen) yönetti. Birlikte yazıp yönettiği üçüncü filmi “Generation Beziehungsunfähig“ (“Bağlılık Fobisi“) dünya prömiyerini Filmfest München'de kutladı ve 2021'in en iyi 12 Alman tiyatro filmi arasında yer aldı. ​ Yapımcılığını Constantin Film'in üstlendiği, Amazon Stüdyoları için hazırladığı ilk uluslararası uzun metrajlı filmi SILBER, galasını Tallinn Black Nights Filmfestival 2024'te kutluyor. Film Dublin ve Londra'da çekildi. .

Doğaç Yıldız fotoğrafı

Doğaç Yıldız

Oyuncu kadrosu · Güller ve Günahlar olarak bilinir

1991 yılında devlet tiyatrosu oyuncuları Seda Yıldız ve Sevinç Erol'un tek çocuğu olarak Üsküdar'da doğmuştur. 4 yaşına kadar ailesiyle Trabzon'da yaşadıktan sonra yeniden İstanbul'a dönmüştür. 8 yaşındayken oynadığı Babamı Hırsızlar Çaldı filmiyle oyunculuk kariyerine başlamıştır. Eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde tamamlamıştır. Genç oyuncu ekran oyunculuğuna 10 yaşındayken, Türkan Şoray ve Haluk Bilginer’in başrollerinde yer aldığı "Tatlı Hayat" ile başlamıştır. "İki Aile" dizisindeki Efe karakteriyle geniş bir kitle tarafından tanınan Yıldız, "Muhteşem Yüzyıl: Kösem"de Şehzade Kasım’a hayat vermiştir. Son olarak "İyi Oyun"la sinemaseverlerin karşısına çıkan oyuncunun rol aldığı uluslararası film "I Am You", dünya prömiyerini Roma Film Festivali’nde yapmıştır. Tiyatro sahnesindeki performansıyla da beğeni toplayan genç oyuncu, "Woyzeck" adlı oyunundaki performansıyla 2015-2016 Ekin Yazın Dostları Ödülleri’nde "En İyi Genç Yetenek" ödülüne layık görülmüştür.

Celeste O'Connor fotoğrafı

Celeste O'Connor

Oyuncu kadrosu · Çığlık 7 olarak bilinir

Celeste O'Connor, 2 Aralık 1998 tarihinde Nairobi, Kenya'da dünyaya gelmiş, ancak çocukluk ve gençlik yıllarını Baltimore, Maryland, ABD'de geçirmiştir. Eğitimine büyük önem veren O'Connor, oyunculuk kariyerine adım atmadan önce dünyanın en saygın eğitim kurumlarından biri olan Johns Hopkins Üniversitesi'nde halk sağlığı ve tıp öncesi (pre-med) programında eğitim görerek oldukça çok yönlü ve başarılı bir akademik geçmişe sahip olmuştur. Kamera karşısındaki ilk deneyimini 2017 yapımı bağımsız dram filmi "Wetlands" ile yaşayan genç yetenek, eleştirmenlerin ve endüstrinin dikkatini çeken asıl çıkışını 2019 yılında prömiyerini Sundance Film Festivali'nde yapan "Selah and the Spades" adlı yapımla gerçekleştirdi. Bu filmde canlandırdığı Paloma karakteriyle sergilediği incelikli ve doğal performans, ona Hollywood'un kapılarını ardına kadar açtı. Bu başarının hemen ardından 2020 yılında, popüler korku-komedi filmi "Sıradışı" (Freaky) filminde Nyla Chones karakterine hayat vererek ana akım sinemaya başarılı bir geçiş yaptı ve geniş izleyici kitleleriyle buluştu. Celeste O'Connor'ı küresel çapta tanınan bir isme dönüştüren ve kariyerindeki en büyük sıçramayı yaşatan proje, popüler kültürün efsanevi markalarından birini yeni nesille buluşturan "Hayalet Avcıları: Öteki Dünya" (Ghostbusters: Afterlife) (2021) oldu. Filmde canlandırdığı zeki, cesur ve kasabanın yerlisi Lucky Domingo karakteriyle dünya çapında tanınırlık elde etti. Bu roldeki başarısı, gişede büyük ses getiren serinin 2024 yapımı devam filmi "Hayalet Avcıları: Ürperti" (Ghostbusters: Frozen Empire) kadrosunda da aynı sevilen karakterle geri dönmesini sağladı. Genç yaşına rağmen birbirinden farklı türlerdeki projelerde yer almaktan çekinmeyen O'Connor, bu süreçte 2022 yılında doğaüstü romantik dram "Arada Kalan" (The In Between) filminde izleyici karşısına çıktı. 2023 yılında ise usta aktör Morgan Freeman ve Florence Pugh ile başrolleri paylaştığı "A Good Person" filminde oynayarak dramatik oyunculuktaki derinliğini ve potansiyelini gözler önüne serdi. Kariyerini her geçen gün büyüten yetenekli oyuncu, 2024 yılında Sony ve Marvel işbirliğiyle hayata geçirilen "Madame Web" filminde Mattie Franklin (Spider-Woman) karakterini canlandırarak süper kahraman sinemasına da iddialı bir adım attı. Modern Hollywood'un gelecek vadeden ve hızla yükselen yıldızlarından biri olan Celeste O'Connor, yüksek profilli projelerdeki başarılı performanslarına hız kesmeden devam etmektedir.

Jayme Lawson fotoğrafı

Jayme Lawson

Oyuncu kadrosu · Günahkârlar, Ölüme Koşan Adam, The Batman olarak bilinir

Jayme Lawson, 19 Eylül 1997 tarihinde Washington D.C., ABD'de dünyaya gelmiş bir Amerikalı aktristir. Eğitimini, dünyanın en saygın sanat okullarından biri olan Juilliard School'un Drama Bölümü'nde 2019 yılında tamamlamıştır. Lawson, henüz Juilliard'dan yeni mezun olmuşken profesyonel kariyerine hızlı ve etkileyici bir başlangıç yapmasıyla dikkat çekmiştir. İlk sinema filmi deneyimini, 2020 Sundance Film Festivali'nde prömiyer yapan ve eleştirmenlerce beğenilen bağımsız drama "Farewell Amor"da canlandırdığı Sylvia karakteriyle yaşadı. Ancak onu dünya çapında geniş kitlelere tanıtan rol, Matt Reeves'in yönettiği "The Batman" (2022) filminde canlandırdığı Gotham'ın dürüst ve idealist belediye başkan adayı Bella Reál karakteri oldu. Bu rol, onun Hollywood'daki ilk büyük stüdyo filmiydi. Bu filmin ardından Lawson, kariyerini bir dizi prestijli yapımda önemli roller üstlenerek sürdürdü. Viola Davis'in başrolünde olduğu tarihi epik film "The Woman King" (Kadın Kral) (2022) filminde Shante karakterini canlandırdı. Aynı yıl, sivil haklar hareketini konu alan ve büyük beğeni toplayan "Till" filminde aktivist Myrlie Evers'a hayat verdi. Televizyon tarafında ise Showtime dizisi "The First Lady"de (2022) Michelle Obama'nın gençliğini oynadı. Son olarak, National Geographic'in "Genius: MLK/X" (2024) adlı antoloji serisinde, Malcolm X'in eşi Betty Shabazz'ı canlandırarak tarihi figürleri canlandırmadaki başarısını bir kez daha kanıtladı. Kısa sürede Hollywood'un en çok aranan genç yeteneklerinden biri haline gelen Jayme Lawson, seçtiği rollerdeki derinlik ve olgunlukla tanınan, hızla yükselen bir yıldız olarak kabul edilmektedir.

Debby Ryan fotoğrafı

Debby Ryan

Oyuncu kadrosu · The Sun Never Sets, Tinker Bell: Gizemli Kanatlar olarak bilinir

Deborah Ann Ryan (doğum 13 Mayıs 1993), Amerikalı bir aktris ve şarkıcıdır. Ryan, yedi yaşında profesyonel tiyatrolarda oyunculuğa başladı; 2007 yılında Barney & Friends adlı DVD'ye doğrudan yayımlanan filminde Barney: Let's Go to the Firehouse'da yer aldı ve ardından Disney tarafından yapılan ulusal bir aramada keşfedildi. 2008'de The Longshots adlı sinema filminde Edith karakteri ile tanındı. 2008'den 2011'e kadar The Suite Life on Deck dizisinde Bailey Pickett olarak başrol oynadı. 2010'da, Disney Channel'da prömiyeri yapılan 16 Wishes filminde yer aldı; bu film yayınlandığı gün en çok izlenen kablo programı oldu. 16 Wishes, Ryan'ı yeni izleyici kitleleriyle tanıştırdı ve film, 18-34 yaş grubundaki yetişkinler arasında yüksek izlenme oranı aldı. Kısa bir süre sonra Ryan, 20 Ağustos 2010'da prömiyeri yapılan bağımsız tiyatro filmi What If... filminde baş rol aldı. 2011-2015 yılları arasında Ryan, Disney Channel orijinal dizisi Jessie'de baş karakter olan dadıyı canlandırdı; ayrıca 15 Mayıs 2015'te yayımlanan bir bölümün yönetmenliğini de üstlendi. 2012 yılında, Tara Adams adında utangaç bir lise öğrencisini canlandırdığı Disney Channel Orijinal Filmi Radio Rebel'de rol aldı. Yukarıdaki tanım, Debby Ryan ile ilgili Wikipedia makalesinden alınmıştır ve CC-BY-SA lisansına sahiptir, tam katkıcı listesi Wikipedia'da mevcuttur.

Sam Esmail fotoğrafı

Sam Esmail

Yönetmen · Dünyayı Ardında Bırak, Mr. Robot olarak bilinir

Sam Esmail (d.17 Eylül 1977), Amerikan yazar, yönetmen ve yapımcı. Esmail kendisini kolejdeyken hep bilgisayar laboratuvarında çalışan biri ve "inek" bir öğrenci olarak tanımlar. New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu'ndan mezun olduktan sonra, 2004'te Güzel Sanatlar Yüksek Lisansı'nı Amerikan Film Enstitüsü Konservatuvar'ından aldı. Prömiyeri USA Network'de 24 Haziran 2015 yılında yapılmış ve şu an büyük bir ilgi görmekte olan Mr. Robot dizisinin yaratıcısı, yönetmeni ve baş senaristidir. Esmail projeyi en basta sinema filmi olarak görmüştü.Fakat psikolojik sorunları olan bir bilgisayar korsanının hikâyesini sadece 2 saatlik bir filme sığdıramayacağını dile getiren Esmail, dizi olarak devamlılık getirebileceğini düşünmüştür.

Val Kilmer fotoğrafı

Val Kilmer

Oyuncu kadrosu · Kiss Kiss Bang Bang, Büyük Hesaplaşma, Top Gun olarak bilinir

Val Edward Kilmer, 31 Aralık 1959 tarihinde Los Angeles, Kaliforniya'da dünyaya gelmiştir. Annesi Gladys ve havacılık ekipmanları dağıtıcısı olan babası Eugene Kilmer'ın oğlu olan Val, lise yıllarında Kevin Spacey ile sınıf arkadaşıydı. Henüz 17 yaşındayken prestijli Juilliard School'un drama bölümüne kabul edilen o dönemki en genç öğrenci olarak tiyatro eğitimine başladı. Sahne kariyerine "Hamlet" ve "Orestes" gibi klasiklerle adım atan Kilmer, sinema dünyasına 1984 yapımı casusluk parodisi "Top Secret!" ile giriş yaptı. Bilimkurgu komedisi "Real Genius" (1985) ile yükselişini sürdürse de, onu küresel bir yıldıza dönüştüren rol, Tom Cruise ile karşılıklı oynadığı "Top Gun" (1986) filmindeki soğukkanlı pilot Tom "Iceman" Kazansky karakteri oldu. 1990'lı yıllar Kilmer'ın kariyerinin zirvesi ve en üretken dönemiydi. Oliver Stone'un yönettiği "The Doors" (1991) filminde rock efsanesi Jim Morrison'ı, vokalleri bizzat seslendirecek kadar kusursuz bir şekilde canlandırdı. Ardından "Tombstone" (1993) filmindeki verem hastası silahşor Doc Holliday performansıyla western türünün en unutulmaz karakterlerinden birine imza attı. Bu başarıları, Michael Mann'in suç başyapıtı "Büyük Hesaplaşma" (Heat) (1995) ve Bruce Wayne karakterini devraldığı gişe rekortmeni "Batman Daima" (Batman Forever) (1995) izledi. Aynı dönemde "Aziz" (The Saint) (1997) filminde kılıktan kılığa giren bir hırsızı canlandırarak aksiyon yıldızı statüsünü pekiştirdi ve "Mısır Prensi" (The Prince of Egypt) (1998) animasyonunda Musa'yı seslendirdi. 2000'li yıllarda Shane Black'in kara komedisi "Kiss Kiss Bang Bang" (2005) filmindeki Gay Perry rolüyle eleştirmenlerden tam not aldı. Ancak 2010'ların ortasında gırtlak kanseri teşhisi konulan aktör, geçirdiği trakeotomi operasyonu nedeniyle sesini büyük ölçüde kaybetti. Sanata olan tutkusundan vazgeçmeyen Kilmer, 2021 yılında Cannes Film Festivali'nde prömiyeri yapılan "Val" belgeseliyle yaşam mücadelesini ve kariyerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. 2022 yılında ise, yapay zeka teknolojisiyle sesi yeniden oluşturularak "Top Gun: Maverick" filminde Iceman rolüyle duygusal bir geri dönüş yaptı ve izleyicilere veda niteliğinde bir performans sergiledi. Val Kilmer, 1 Nisan 2025 tarihinde zatürreye bağlı komplikasyonlar nedeniyle Los Angeles'ta hayata veda etmiştir.

Siobhan Hewlett fotoğrafı

Siobhan Hewlett

Siobhán Hewlett , İrlandalı bir film, televizyon, radyo ve tiyatro oyuncusu olmasının yanı sıra yazar, yapımcı, şair ve sanatçıdır. Siobhán, 1800'lere uzanan bir tiyatro hanedanından geliyor. Hewlett, 19 yaşında drama okulundayken, Fransız film yönetmeni Antoine de Caunes tarafından Fransızca öğrenmesini gerektiren Mösyö N'de başrol oynaması için seçildi . Kısa bir süre sonra, Hewlett İngiliz komedi dizisi rol aldı France'ı izliyor karşısında Hugh Laurie ve Benedict Cumberbatch ITV için. Hewlett ve Cumberbatch eski aile dostlarıydı - Cumberbatch'in Annesi ve Hewlett'in Babası Wanda Ventham, Londra'nın West End'inde karşılıklı oynamışlardı. Hewlett, profesyonel sahneye ilk çıkışını Londra'daki The Finborough Theatre'da yaptı - Etta Jenks'te Chris O'Dowd , Clarke Peters ve Daniela Nardini ile oynadı . Che Walker'ın yönettiği . Bundan sonra, Julie Walters ve Bill Nighy'nin karşısında yer aldığı BBC BAFTA ödüllü 'The Canterbury Tales' dahil olmak üzere birçok ödüllü dizide rol aldı . Tom Hardy ve Anne Marie Duff'ın karşısında 'The Virgin Queen' . Büyük beğeni topladı Hewlett de ona Batı uç sahne yaptı Donmar Depo içinde Christopher Hampton 'ın hit oyun Philanthropist bana tam tersini rol aldı Simon Russell Beale , Simon Day ve Danny Webb. "Tatlı ve başarılı Araminta, heyecan verici sahne varlığı başka herhangi bir gösteriyi çalacak olan tatlı ve başarılı Siobhan Hewlett tarafından oynandı." -Bağımsız "Ve vampire mükemmel miktarda gürültülü boşluk veren Siobhan Hewlett, Simon Russell Beale'in saçını karıştırdığında daha komik bir baştan çıkarma sahnesi olabilir miydi?" - The Times Hewlett ve Russel Beale, komedi dalında South Bank şov ödülünü kazandı. . Daha sonra Hewlett , Marianne Faithfull ve Berlin Uluslararası Film Festivali'nde seyirci ödülü kazanan Kevin Bishop'la birlikte oynadığı bağımsız hit Irina Palm dahil olmak üzere Film ve TV rollerinde oynamaya devam etti . Hewlett, ödüllü 'Sherlock' ve hit dizisi 'Parades End'in ilk bölümünde konuk olarak rol aldığında eski aile dostu Cumberbatch ile çalışmaya devam etti. Hewlett , 2005'te Vogue 100 listesinde yarının İngiltere yıldızlarından biri olarak yer aldı ve 2006'da Rankin tarafından yükselen yıldızlar koleksiyonunun bir parçası olarak Vanity Fair için fotoğraflandı ve ID dergisi tarafından Jean Paul Gautier ve Jenny Packham ' olarak adlandırıldı. ilham perisi. Ancak Siobhan, kariyerine önemli bir ara verdi ve annesinin dördüncü evre kanser teşhisinin ardından, ölmekte olan Babasına ve Annesine bakmak için bakıcı rolüne devam etti. Annesinin sağlığı stabilize olduğundan, Hewlett biraz zaman Los Angeles'ta, Groundlings Improv okuluna devam etti ve Jared Harris , Susan Sullivan , Martin Jarvis ve Rosalind Ayres'in karşısında LA Theatre çalışmalarıyla sahne aldı . Bu dönemde Hewlett, efsanevi çizgi roman yazarı Alan Moore ( Watchmen , V for Vendetta ) ve fotoğrafçı/yönetmen Mitch Jenkins ile çalışmaya başladı. Hewlett, ilki 'Act of Faith' olan bir dizi gizli kara filmde - Moore tarafından onun için yaratılan bir rol - gazeteci Faith Harrington olarak rol aldı. Hewlett, 'Showpieces' dizisinin ve ardından gelen The Show'un baş yapımcısı oldu.Fletcher Dennis rolünde Tom Burke'ün karşısında rol alıyor . 'The Show', SXSW 2020'de prömiyer yapacaktı..

Danielle Panabaker fotoğrafı

Danielle Panabaker

Oyuncu kadrosu · The Flash, 13. Cuma olarak bilinir

Danielle Nicole Panabaker (d. 19 Eylül 1987), Amerikalı bir aktris. Gençlik çağında oyunculuğa başladı ve Disney filmleri Stuck in the Suburbs (2004), Sky High (2005) ve Read It and Weep (2006), ile HBO mini dizisi Empire Falls (2005) gibi rolleriyle dikkat çekti. The Guardian (2004) adlı hukuk draması televizyon dizisinde konuk oyuncu olarak yer aldığı için üç Young Artist Ödülü kazandı ve TV filmi Searching for David's Heart (2005)'taki başrolü ve aile komedi filmi Yours, Mine & Ours (2005)'teki toplu performansıyla ödüllendirildi. Panabaker, CBS hukuk draması Shark (2006–2008)'ta oyuncu olarak geniş kitlelerce tanındı ve psikolojik gerilim Mr. Brooks (2007) ve korku filmleri Friday the 13th (2009), The Crazies (2010), John Carpenter's The Ward (2010) ve Piranha 3DD (2012)'de yer alarak bir "bağırma kraliçesi" olarak da adını duyurdu. Necessary Roughness (2011–2013), Bones (2012–2013) ve Justified (2014) gibi tekrar eden rollerden sonra, Panabaker Nisan 2014'te The CW televizyon dizisi Arrow'da Caitlin Snow olarak konuk oyuncu olarak yer aldı. Karakter daha sonra Ekim ayında prömiyer yapan The Flash'in ana kadrosuna dahil oldu. Dizi'nin ikinci sezonundan itibaren, Panabaker karakterin "Killer Frost" alter egosunu Snow'un rolüyle birlikte farklı kapasitelerde canlandırmaya başladı ve Frost olarak The Flash, Arrow, Supergirl ve Legends of Tomorrow'da ardışık konuk performansları sergiledi. Frost rolüyle, Panabaker beş Teen Choice Ödülü'ne aday gösterildi ve 2021 Satürn Ödülü'nde Televizyondaki En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu seçildi.

Leopold Hornung fotoğrafı

Leopold Hornung

Leopold Hornung (Mart doğumlu 21, 1978 yılında Münih ) bir Alman aktör . Leopold Hornung, 8. sınıfa kadar Münih'teki Maximiliansgymnasium'a katıldı . 1999'dan 2003'e kadar Münih'teki Bavyera Tiyatro Akademisi August Everding'de oyunculuk eğitimi aldı . 2002'den 2006'ya kadar Münih Volkstheater'daki topluluğun daimi üyesiydi . Orada, diğerlerinin yanı sıra, Geierwally'de (Kasım 2002-2005, Christian Stückl tarafından yönetilen ), dağ çiftçileri Benedict Klotz'u , Much Ado About Nothing'de (2003, Jorinde Dröse tarafından yönetildi ), Romeo ve Juliet'te Romeo'yu oynadı. (2003, yönettiği Nuran Çalış ), siyah Die Räuber (Christian Stückl yönettiği 2003), eşcinsel Abram Aşağı Bavyera (oynatma dayalı Aşağı Bavyera Av Sahneler tarafından Martin Sperr, Ekim 2003, yönetmen: Florian Fiedler ), Merkl Franz Kasimir und Karoline'de (2004, yönetmen: Florian Fiedler), Was ihr wollt'ta Sir Andrew (2004, yönetmen: Jorinde Dröse), Ingolstadt'taki Purgatory'de ajan Gervasius ( Yönetmen Jorinde Dröse) ve Woyzeck Christian Stückl yönettiği (2006). Mayıs 2007'de, yine Jorinde Dröse yönetiminde, o filmin bir sahne versiyonunda oğlu Christian oynadığı Das Fest tarafından Thomas Vinterberg da gösterildi, Bayerische Theatertage içinde 2008 . Bazen Hornung Münih Volkstheater'da sahne aldı, 2006'da Romeo ve Juliet'i 2006 Dünya Kupası'nın arka planında oynanan bir versiyonda gerçekleştirdi . 2008'den 2010'a kadar Hornung, Schauspielhaus Bochum'da oynadı . Şubat 2008'de, yine Jorinde Dröse yönetiminde, o oyunda Scanlon devraldı Guguk Kuşu tarafından Dale Wasserman . 2008'de Aralık o dram projesinde rol aldı Connecting People tarafından Frank Abt . 2009'da Haziran o oyunun dünya prömiyerinde sekreter prozy oynadığı iflasına Asansör arasında Marcel Luxinger . [7] Nisan 2010'da Brecht'in Bay Puntila ve Adam Matti adlı oyununda rol aldı.çeşitli rollerde. 2012 yılında Leopold Hornung oynadığı öncü rol Empire V , bir adaptasyon ait Viktor Pelewin en romanından de Basel Tiyatrosu Alexander Nerlich yönettiği, . 2013 yılında Bozen'deki United Theatres'da Schnitzler'in Das weite Land filminde Paul Kreindl rolüyle konuk oldu . 2013/14 sezonunda Ingolstadt Şehir Tiyatrosu'nda Philipp Löhle'nin küreselleşme benzetmesi “Das Ding” de yeni evli kocası Thomas figürünü somutlaştırdı . 2 sezon 2017/18 yılında katıldı Saarland Eyalet Tiyatrosu içinde Kathrin Röggla Sahte Raporlar üzerinde.

Lee Jung-jae fotoğrafı

Lee Jung-jae

Oyuncu kadrosu · Squid Game olarak bilinir

Lee Jung-jae (이정재), 15 Aralık 1972 tarihinde Seul, Güney Kore'de dünyaya gelmiştir. Dongguk Üniversitesi'nde Tiyatro ve Film Sanatları eğitimi alan Lee, kariyerine ilk olarak 1993 yılında moda modeli olarak başladı. Kısa süre sonra oyunculuk yeteneği keşfedildi ve televizyon dizilerinde rol almaya başladı. 1994 yapımı "The Young Man" filmiyle sinemaya adım atan Lee, kariyerindeki asıl büyük çıkışı 1995 yılında, Güney Kore televizyon tarihinin en yüksek reytingli yapımlarından biri olan "Sandglass" adlı drama dizisiyle yaptı. Dizide canlandırdığı, kendini feda eden ve sadık bir koruma olan Baek Jae-hee karakteriyle bir gecede ulusal bir yıldıza dönüştü. Bu rol, ona Baeksang Sanat Ödülleri'nde En İyi Yeni Erkek Oyuncu ödülünü kazandırdı. 1999 yılında, "City of the Rising Sun" filminde canlandırdığı Hong-ki rolüyle Blue Dragon Film Ödülleri ve Kore Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanarak ülkesinin en önde gelen aktörlerinden biri olarak statüsünü pekiştirdi. 2000'li yıllar boyunca romantik film "Il Mare" (2000) (daha sonra "The Lake House" adıyla Hollywood tarafından yeniden çekildi), aksiyon ve suç filmleri gibi çok çeşitli türlerde rol alarak çok yönlülüğünü kanıtladı. Özellikle 2010'lu yıllar onun için bir rönesans dönemi oldu. Erotik gerilim filmi "The Housemaid" (2010), gişe rekorları kıran soygun filmi "The Thieves" (2012) ve gangster filmi "New World" (2013) gibi yapımlardaki karizmatik ve karmaşık karakterleriyle büyük beğeni topladı. "The Face Reader" (2013) filmindeki Prens Suyang rolüyle birçok ödül kazandı ve "Assassination" (2015) ile "Along with the Gods" serisi gibi gişe canavarı filmlerdeki rolleriyle Kore sinemasının en güvenilir başrol oyuncularından biri olduğunu gösterdi. Ancak Lee Jung-jae'yi küresel bir süperstar yapan ve adını tüm dünyaya duyuran proje, 2021 yılında yayınlanan Netflix'in rekor kıran dizisi "Squid Game" oldu. Dizide canlandırdığı, borç batağındaki çaresiz bir adam olan Seong Gi-hun karakteriyle dünya çapında milyonlarca izleyicinin kalbini kazandı. Bu performansı ona, drama dalında En İyi Erkek Oyuncu dalında Primetime Emmy Ödülü'nü kazandırarak bu ödülü alan ilk Asyalı erkek oyuncu olarak tarihe geçti. Ayrıca bu rolüyle bir Screen Actors Guild Ödülü ve Altın Küre adaylığı da elde etti. "Squid Game"in ardından uluslararası kariyerine de yönelen Lee, 2022 yılında hem yönettiği hem de başrolünü oynadığı casusluk filmi "Hunt" ile Cannes Film Festivali'nde prömiyer yaptı. 2024 yılında ise Star Wars evreninde geçen "The Acolyte" adlı Disney+ dizisinde bilge bir Jedi Ustası'nı canlandırarak Hollywood'daki ilk büyük rolünü üstlendi.

Ariane Labed fotoğrafı

Ariane Labed

Oyuncu kadrosu · Brütalist olarak bilinir

Ariane Labed, 8 Mayıs 1984 tarihinde Atina, Yunanistan'da dünyaya gelmiştir. Fransız bir ailenin kızı olarak doğan Labed, çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Yunanistan, Almanya ve Fransa arasında geçirerek çok dilli ve çok kültürlü bir altyapıya sahip oldu. Sanata olan ilgisi onu tiyatroya yöneltti ve Fransa'daki Provence Üniversitesi'nde tiyatro eğitimi aldı. Kariyerinin ilk adımlarını sahnede atan başarılı isim, Yunanistan'da "Vasistas" adlı deneysel tiyatro kumpanyasının kurucu ortaklarından biri olarak avangard oyunlarda sahne aldı ve sanatsal vizyonunu şekillendirdi. Sinemaya geçişi ise olağanüstü bir başarıyla gerçekleşti. Athina Rachel Tsangari'nin yönettiği "Attenberg" (2010) filmindeki başrolüyle ilk beyaz perde deneyimini yaşayan Labed, canlandırdığı sosyal açıdan izole ve dünyayı anlamlandırmaya çalışan Marina karakteriyle 67. Venedik Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü (Volpi Cup) kazanarak uluslararası sinema arenasına olağanüstü bir giriş yaptı. Bu büyük çıkışın ardından Avrupa bağımsız sinemasının en karakteristik ve aranan yüzlerinden biri haline geldi. Özellikle Yunan Tuhaf Dalgası (Greek Weird Wave) akımının öncülerinden olan yönetmen Yorgos Lanthimos ile yaptığı işbirlikleriyle dikkat çekti. Lanthimos'un "Alpler" (Alps) (2011) ve uluslararası çapta ses getiren distopik kara komedisi "The Lobster" (2015) filmlerindeki unutulmaz performanslarıyla eleştirmenlerin büyük takdirini topladı. Aynı dönemde Richard Linklater'ın ikonik serisinin sevilen romantik draması "Geceyarısından Önce" (Before Midnight) (2013) filminde rol alarak izleyici kitlesini genişletti. Tamamı erkeklerden oluşan bir mürettebatın arasında çalışan bir kadını canlandırdığı "Fidelio: Alice'in Yolculuğu" (Fidelio, l'odyssée d'Alice) (2014) filmindeki performansıyla Locarno Film Festivali'nde bir kez daha En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. Bağımsız sinemadaki saygın kariyerinin yanı sıra büyük bütçeli ana akım yapımlara da adım atan Labed, ünlü video oyunu serisinden uyarlanan "Assassin's Creed" (2016) filminde yetenekli suikastçı Maria karakterine hayat vererek fiziksel aksiyon türündeki becerisini sergiledi. İlerleyen yıllarda "Mary Magdalene" (2018), "The Souvenir" (2019) ve Peter Strickland imzalı "Flux Gourmet" (2022) gibi bağımsız filmlerde derinlikli karakterleri canlandırmaya devam etti. Oyunculuk yeteneğiyle yetinmeyen çok yönlü sanatçı, aynı zamanda başarılı bir yönetmendir. Senaryosunu da kendi yazdığı "Olla" (2019) adlı kısa filmiyle Cannes Film Festivali Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde prömiyer yapmış ve uluslararası festivallerden ödüllerle dönmüştür. Bu başarısını, ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan ve prömiyerini yine Cannes'da yapan "September Says" (2024) ile taçlandırmış ve modern sinemadaki çok yönlü sanatçı kimliğini daha da sağlamlaştırmıştır.