Aramak

Deniz Barut
Deniz Barut, 19 Mart 1983 tarihinde Denizli’de doğdu. Lisans eğitimini İzmir'de tamamlayan Barut, Ege Üniversitesi Spor Akademisi'nden mezun oldu. 1997 yılında düzenlenen Elite Model Look adlı güzellik yarışmasına katılan Deniz Barut, bu yarışmada 2. oldu ve mankenlik yapmaya başladı. Podyumların ardından Kaybolan Yıllar adlı dizi ile oyunculuk hayatına adım atan oyuncu, daha sonra Lale Devri, Kara Para Aşk ve Anneler ile kızları gibi döneminin sevilen dizilerinde rol aldı. Son olarak Avlu isimli dizide rol alarak ekranlara dönen isim, bu dizide Melis karakterine hayat verdi.

Sylvia Hoeks
Oyuncu kadrosu · Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı olarak bilinir
Sylvia Gertrudis Martyna Hoeks (1 Haziran 1983 doğumlu) Hollandalı bir oyuncu ve eski modeldir. Hollanda'nın güneyindeki Maarheeze kasabasında doğdu. 14 yaşında Elite Models tarafından keşfedildi ve modellik yapmak için birçok Avrupa ülkesine seyahat etti. Mezuniyetinden sonra, Jos Stelling'in yönettiği Duska (2007) filmiyle ulusal çapta çıkış yaptı ve bu filmle yıllık Hollanda Film Festivali'nde Altın Buzağı (Hollanda'nın Oscar'ı) ödülünü kazandı. Hoeks, En İyi Teklif (2013), Deniz Komandoları (2017) ve Blade Runner 2049 (2017) filmlerindeki rolleriyle daha çok tanınmaktadır.

Leslie Bibb
Oyuncu kadrosu · The White Lotus, Demir Adam, Demir Adam 2 olarak bilinir
Leslie Louise Bibb, 17 Kasım 1974 tarihinde Bismarck, Kuzey Dakota'da dünyaya gelmiş Amerikalı bir aktris ve eski modeldir. Babasını üç yaşındayken kaybeden Bibb, annesi ve üç ablasıyla birlikte Richmond, Virginia'da büyüdü. Oyunculuk kariyerine giden yol, 1990 yılında, henüz 16 yaşındayken annesinin teşvikiyle katıldığı ve The Oprah Winfrey Show'da düzenlenen ülke çapındaki bir modellik yarışmasını kazanmasıyla açıldı. Elite Ajansı ile bir sözleşme imzalayarak modelliğe başladı, ancak lise eğitimini tamamladıktan sonra kariyerine tam zamanlı olarak devam etti. New York'a taşındıktan sonra William Esper Stüdyosu'nda oyunculuk eğitimi alarak yeteneğini geliştirdi. Televizyon dünyasındaki büyük çıkışını, 1999-2001 yılları arasında yayınlanan ve kısa sürede kült bir klasik haline gelen gençlik dizisi "Popular" ile yaptı. Dizide canlandırdığı zengin ve popüler amigo kız Brooke McQueen karakteriyle geniş kitlelerce tanındı ve bir neslin hafızasında yer edindi. Bu rolün ardından "ER", "Line of Fire" ve "Crossing Jordan" gibi dizilerde önemli roller üstlendi. Sinema kariyerinde de çeşitli türlerdeki rolleriyle dikkat çekti. Gerilim filmi "Kafatası" (The Skulls) (2000) ve komedi filmi "Kampanya Yönetmeni" (See Spot Run) (2001) gibi yapımlarda yer aldıktan sonra, Will Ferrell ile başrolü paylaştığı gişe hiti komedi filmi "Talladega Geceleri: Ricky Bobby Efsanesi" (Talladega Nights: The Ballad of Ricky Bobby) (2006) ile komedi türündeki başarısını kanıtladı. Ancak Leslie Bibb'i küresel izleyici kitlesine tanıtan en önemli rollerinden biri, Marvel Sinematik Evreni'nde canlandırdığı Vanity Fair muhabiri Christine Everhart karakteri oldu. Bu rolle ilk olarak "Iron Man" (2008) filminde göründü ve daha sonra "Iron Man 2" (2010) filminde de rolünü tekrarladı. Bu karakter, onun modern sinemanın en büyük serilerinden birinin parçası olmasını sağladı. Kariyeri boyunca "Adalet Peşinde" (Law Abiding Citizen) (2009), "Hayvan Bakıcısı" (Zookeeper) (2011) ve Netflix'in popüler korku-komedi filmleri "The Babysitter" (2017) ve devam filminde de rol aldı. Son dönemdeki en dikkat çeken işlerinden biri, Netflix dizisi "Jupiter's Legacy" (2021) içindeki Grace Sampson / Lady Liberty rolü olmuştur. Oyunculuğun yanı sıra, uzun süredir birlikte olduğu partneri, Oscar ödüllü aktör Sam Rockwell ile olan ilişkisiyle de bilinmektedir.

Karolina Wydra
Oyuncu kadrosu · Pluribus olarak bilinir
Karolina Wydra, 5 Mart 1981 tarihinde Polonya'nın Opole şehrinde dünyaya geldi. Matematik öğretmeni bir anne ve sanat öğretmeni bir babanın kızı olan Wydra, 1992 yılında ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti ve Kaliforniya'nın Orange County bölgesine yerleşti. 1997 yılında "Elite Lee Jeans Model Look Contest" modellik yarışmasını kazanarak kariyerine başladı. Kısa sürede dikkat çeken Wydra, Armani Exchange, Calvin Klein ve Levi's Red gibi prestijli markaların reklam kampanyalarında yer aldı ve Elle (Almanya) ile Oyster gibi dergilerin kapaklarında boy gösterdi. Modellik kariyerinin yanı sıra oyunculuğa da ilgi duyan Wydra, 2008 yılında "Sugar" ve "Be Kind Rewind" (Aman Tanrım!) gibi filmlerde küçük rollerle sinemaya adım attı. Aynı yıl "Law & Order: Criminal Intent" dizisinde konuk oyuncu olarak yer aldı. 2011 yılında "Crazy, Stupid, Love" (Çılgın, Aptal, Aşk) filminde Jordyn karakterini canlandırdı. Ancak Karolina Wydra'nın uluslararası alanda tanınmasını sağlayan rolü, Fox'un popüler medikal drama dizisi "House M.D." (2011-2012) oldu. Dizinin yedi ve sekizinci sezonlarında, Dr. House'un yeşil kart alabilmek için evlendiği Dominika Petrova karakterine hayat vererek geniş kitlelerce tanındı. Bu rolün ardından kariyerinde önemli bir ivme kazandı. 2013 yılında bilimkurgu filmi "Europa Report"ta (Avrupa Raporu) astronot Dr. Katya Petrovna rolünü üstlendi ve performansıyla beğeni topladı. Televizyondaki başarısını, HBO'nun popüler fantastik dizisi "True Blood"a (2013-2014) katılarak pekiştirdi. Dizide, güçlü ve tehlikeli bir vampir olan Violet Mazurski karakterini canlandırdı. Wydra, kariyeri boyunca "Justified" (2014), "Wicked City" (2015), "Sneaky Pete" (2017) ve "Quantico" (2017) gibi birçok televizyon dizisinde önemli roller üstlendi. 2019 yılında Marvel'ın "Agents of S.H.I.E.L.D." dizisine katılarak Izel karakteriyle izleyici karşısına çıktı.

Boyd Holbrook
Oyuncu kadrosu · Indiana Jones ve Kader Kadranı, Logan: Wolverine, Kayıp Kız olarak bilinir
Robert Boyd Holbrook, 1 Eylül 1981 tarihinde Prestonsburg, Kentucky'de dünyaya gelmiştir. Kariyerine şans eseri başlayan Holbrook, Kentucky'deki bir tiyatroda marangoz olarak çalışırken bir model ajansı tarafından keşfedildi. Kısa süre sonra New York'a taşınarak Elite Models ile anlaştı ve Gucci, Jean Paul Gaultier, Hugo Boss ve Dior Homme gibi dünyanın önde gelen markaları için modellik yaparak uluslararası alanda başarılı bir kariyer edindi. Modellik kariyeri devam ederken oyunculuğa olan ilgisini keşfeden Holbrook, New York Üniversitesi'nde senaryo yazarlığı ve film yapımı üzerine dersler aldı ve William Esper Stüdyosu'nda oyunculuk eğitimi gördü. Sinemadaki ilk rolünü Gus Van Sant'ın yönettiği ve eleştirmenlerce beğenilen "Milk" (2008) filmiyle aldı. Kariyerinin ilk yıllarında "The Big C" gibi dizilerde ve "İntikam Benim" (Out of the Furnace) (2013) gibi filmlerde yardımcı rollerde yer aldı. David Fincher'ın yönettiği gerilim filmi "Kayıp Kız" (Gone Girl) (2014) filmindeki rolüyle daha geniş kitlelerin dikkatini çekti. Boyd Holbrook'u uluslararası alanda tanınan bir yüze dönüştüren rol, Netflix'in dünya çapında fenomen olan dizisi "Narcos"ta (2015-2016) canlandırdığı DEA ajanı Steve Murphy oldu. Dizinin ilk iki sezonunda başrolü üstlenen Holbrook, bu performansıyla büyük beğeni topladı. Bu başarının ardından Hollywood'un aranan isimlerinden biri haline geldi ve 2017'de büyük beğeni toplayan "Logan" filminde canlandırdığı karizmatik ve acımasız kötü karakter Donald Pierce ile sinemadaki yerini sağlamlaştırdı. Kariyeri boyunca çok yönlülüğünü kanıtlayan Holbrook, "The Predator" (2018) filminde başrol oynadı ve "In the Shadow of the Moon" (2019) adlı bilimkurgu geriliminde başrolü üstlendi. Son yıllardaki en dikkat çekici performanslarından birini, Neil Gaiman'ın aynı adlı çizgi romanından uyarlanan "The Sandman" (2022) dizisindeki kabus karakteri The Corinthian rolüyle sergiledi. Ayrıca "Indiana Jones ve Kader Kadranı" (Indiana Jones and the Dial of Destiny) (2023) ve "The Bikeriders" (2023) gibi yüksek profilli filmlerde de önemli roller aldı. Oyunculuğun yanı sıra, Holbrook aynı zamanda bir senarist, kısa film yönetmeni ve heykeltıraştır.

Maribel Verdú
Oyuncu kadrosu · Haydi Takım!, Pan'ın Labirenti, The Flash olarak bilinir
Maribel Verdú (tam adıyla María Isabel Verdú Rollán), 2 Ekim 1970 tarihinde Madrid, İspanya'da dünyaya gelmiştir. Kariyerine henüz 13 yaşındayken reklam filmlerinde ve modellik yaparak başlayan Verdú, genç yaşta okulu bırakıp tamamen oyunculuğa odaklanma kararı aldı. İlk ciddi oyunculuk deneyimini Vicente Aranda'nın yönettiği televizyon dizisi "La huella del crimen"in (1985) bir bölümünde yaşasa da, sinemadaki varlığını "27 Hours" (1986) ve "La Estanquera de Vallecas" (1987) gibi filmlerle hissettirdi. Ancak onu İspanyol sinemasının zirvesine taşıyan ve yönetmenlerin "ilham perisi" olarak anılmasını sağlayan film, Vicente Aranda'nın yönettiği erotik gerilim "Amantes" (1991) oldu. Bu filmdeki cesur performansı ona ilk Goya Ödülü adaylığını getirdi. Hemen ardından, Fernando Trueba'nın Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ını kazanan "Güzellik Çağı" (Belle Époque) (1992) filminde rol alarak uluslararası alanda tanınırlığını artırdı. 1990'lar boyunca Bigas Luna ve Fernando Trueba gibi usta yönetmenlerle çalışarak İspanya'nın en çok aranan yüzlerinden biri oldu. Kariyerinin ikinci büyük sıçramasını 2000'li yıllarda uluslararası yapımlarla gerçekleştirdi. Alfonso Cuarón'un kült yol filmi "Y tu mamá también" (2001) filmindeki Luisa Cortés rolüyle Meksika ve Hollywood'da eleştirmenlerden tam not aldı. Ardından Guillermo del Toro'nun modern başyapıtı "Pan'ın Labirenti" (Pan's Labyrinth) (2006) filminde Mercedes karakterini canlandırarak kariyerinin en ikonik performanslarından birine imza attı ve Meksika'nın Ariel Ödülü'nü kazandı. İspanyol Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Goya Ödülleri'nde en çok aday gösterilen aktris unvanına sahip olan Verdú, bu prestijli ödülü "Siete mesas de billar francés" (2007) filmindeki performansıyla "En İyi Kadın Oyuncu" dalında ilk kez kazandı. İkinci Goya ödülünü ise Pablo Berger'in yönettiği sessiz ve siyah-beyaz film "Blancanieves" (2012) filmindeki kötü üvey anne rolüyle aldı. Sinemanın yanı sıra tiyatroda da oldukça aktif olan oyuncu, kariyeri boyunca 60'tan fazla filmde rol aldı. Yakın dönemde Hollywood projelerinde de yer alan Maribel Verdú, Apple TV+ yapımı "Raymond & Ray" (2022) filminde Ewan McGregor ve Ethan Hawke ile birlikte rol aldı. DC Genişletilmiş Evreni'ne (DCEU) dahil olarak "The Flash" (2023) filminde başkahraman Barry Allen'ın annesi Nora Allen'ı canlandırdı. Ayrıca popüler Netflix dizisi "Élite"in yedinci sezon kadrosuna katılarak Carmen rolüyle izleyici karşısına çıktı. Maribel Verdú, İspanyol tiyatro ailesinden gelen yapımcı Pedro Larrañaga ile evlidir ve sanatına katkılarından dolayı İspanya Kültür Bakanlığı tarafından verilen Altın Liyakat Madalyası (2009) sahibidir.

Franklin Roberto Lashley
Franklin Roberto Lashley, profesyonel güreş dünyasında bilinen adıyla Bobby Lashley, 16 Temmuz 1976 tarihinde Junction City, Kansas'ta dünyaya gelmiştir. Babasının Amerikan Ordusu'nda sondaj çavuşu olması nedeniyle çocukluğu, Panama kökenli ailesiyle birlikte farklı askeri üslerde geçmiştir. Gençlik yıllarında amatör güreşe büyük bir yeteneği olan Lashley, Missouri Valley College'da ulusal şampiyonluklar kazandı ve ardından orduya katılarak "World Class Athlete Program" bünyesinde güreşmeye devam etti. 2004 Olimpiyatları'nda altın madalya favorisi olarak gösterilse de, bir banka soygununa tanıklık ettiği sırada dizinden vurularak yaralanması amatör kariyerini sonlandırdı ancak profesyonel güreşin kapılarını araladı. Lashley, WWE kariyerine 2005 yılında adım attı ve etkileyici fiziği, patlayıcı gücüyle kısa sürede "The Real Deal" olarak tanındı. İlk döneminde Amerika Birleşik Devletleri Şampiyonluğu ve ECW Dünya Şampiyonluğu kazandı. Özellikle WrestleMania 23'te Donald Trump'ı temsil ettiği ve Vince McMahon'ın saçının kazındığı "Milyarderlerin Savaşı" (Battle of the Billionaires) maçıyla küresel bir şöhret kazandı. 2008 yılında WWE'den ayrılan Lashley, hem bağımsız güreş arenasında hem de karma dövüş sanatlarında (MMA) kariyer yapmaya başladı. Strikeforce ve Bellator gibi büyük MMA organizasyonlarında dövüşerek etkileyici bir galibiyet serisi yakaladı ve gerçek bir dövüşçü olduğunu kanıtladı. Aynı dönemde TNA (Impact Wrestling) bünyesine katılarak burada dört kez TNA Dünya Ağırsiklet Şampiyonu oldu ve karakter derinliğini artırarak "Walking Armageddon" lakabıyla anıldı. 2018 yılında WWE'ye görkemli bir dönüş yapan Lashley, kariyerinin en parlak dönemini "The Almighty" (Yüce Olan) karakteriyle yaşadı. Menajeri MVP ile kurduğu ve Shelton Benjamin ile Cedric Alexander'ın da dahil olduğu "The Hurt Business" grubu, modern dönemin en baskın ve beğenilen oluşumlarından biri oldu. Bu süreçte uzun zamandır beklediği WWE Şampiyonluğu'nu iki kez kazanarak şirketin zirvesine yerleşti. 2024 yılında WWE ile yollarını ayıran Lashley, kariyerine All Elite Wrestling (AEW) bünyesinde devam etmekte ve "The Hurt Syndicate" oluşumuyla dominasyonunu sürdürmektedir. Bobby Lashley, hem ring içindeki teknik kapasitesi hem de MMA geçmişinden gelen meşru sertliğiyle modern spor eğlencesinin en güçlü figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Cody Rhodes
Oyuncu kadrosu · Street Fighter olarak bilinir
Cody Garrett Runnels Rhodes, 30 Haziran 1985'te Marietta, Georgia, ABD'de dünyaya gelmiştir. Profesyonel güreş efsanesi "The American Dream" Dusty Rhodes'un oğlu olan Cody, kariyerini babasının mirasının gölgesinden çıkıp kendi kimliğini yaratma ve aile onurunu en üst seviyeye taşıma üzerine kurmuştur. WWE'deki ilk kariyerine 2007'de başladı ve "Legacy" gibi gruplarda yer alarak ve "Dashing" Cody Rhodes gibi karakterleri canlandırarak başarılar elde etti. Ancak kendisine verilen ve yaratıcılığını kısıtladığını hissettiği "Stardust" karakteri sonrası, 2016 yılında kendi isteğiyle WWE'den ayrılarak güreş dünyasında nadir görülen bir yolculuğa çıktı. WWE'den ayrıldıktan sonra Rhodes, bağımsız güreş sahnesinde kendini yeniden yarattı. "The American Nightmare" (Amerikan Kâbusu) kimliğini benimseyerek Ring of Honor (ROH) ve New Japan Pro-Wrestling (NJPW) gibi dünyanın dört bir yanındaki promosyonlarda güreşti ve ROH Dünya Şampiyonu oldu. 2018'de The Young Bucks ile birlikte, güreş endüstrisinin seyrini değiştiren ve 10.000'den fazla bilet satan bağımsız "ALL IN" şovunu organize etti. Bu başarının ardından, 2019'da kurulan ve WWE'ye yıllar sonraki ilk ciddi rakip olan All Elite Wrestling'in (AEW) kurucularından ve başkan yardımcılarından biri oldu. AEW'nun kurulmasında kilit bir rol oynadıktan sonra, 2022'de güreş dünyasını şok eden bir kararla AEW'den ayrılarak WrestleMania 38'de WWE'ye görkemli bir geri dönüş yaptı. Geri dönüşünün tek bir amacı vardı: Babasının kariyerinde hiç kazanamadığı WWE Şampiyonluğu'nu kazanarak "hikâyeyi bitirmek". Bu yolda, yırtık bir göğüs kasıyla efsanevi bir Hell in a Cell maçına çıkmak gibi inanılmaz bir dayanıklılık gösterdi. WrestleMania 39'da Roman Reigns'e kaybetmenin yarattığı hayal kırıklığının ardından pes etmedi. Azmi sayesinde bir sonraki yıl tekrar ana etkinlik hakkı kazanan Rhodes, WrestleMania 40'ta Roman Reigns'i yenerek kariyerinin en büyük hedefine ulaştı ve Tartışmasız WWE Evrensel Şampiyonu oldu. Bu zafer, yıllar süren bir yolculuğun, adanmışlığın ve aile sevgisinin duygusal bir zirvesiydi. Temmuz 2025 itibarıyla Cody Rhodes, saltanatını sürdüren şampiyon ve WWE'nin tartışmasız yüzü konumundadır. Kendi yolunu çizmek için en büyük şirketten ayrılan, endüstrinin kurallarını değiştiren ve mirasını tamamlamak için geri dönen bir ikon olarak güreş tarihinin en ilham verici hikayelerinden birini yazmıştır.

Jim Ross
Oyuncu kadrosu · Mid-South Wrestling, WWE Heat, All Elite Wrestling: Dynamite olarak bilinir
James William Ross, 3 Ocak 1952'de Fort Bragg, Kaliforniya, ABD'de dünyaya gelmiştir. "Good ol' JR" lakabıyla tanınan Ross, profesyonel güreş tarihinin en ikonik ve en saygıdeğer maç spikerlerinden biri olarak kabul edilir. Sektördeki kariyerine 1970'lerde NWA'in (National Wrestling Alliance) bölgelerinde hakem olarak başlayan Ross, kısa sürede spikerlik masasına geçerek kendine özgü anlatım tarzını geliştirmeye başladı. 1990'ların başında World Championship Wrestling'in (WCW) ana spikeri olarak görev yaptı. Ancak Jim Ross'un efsaneleştiği yer, 1993 yılında katıldığı World Wrestling Federation (WWF, şimdiki WWE) oldu. Özellikle "Attitude Era" döneminde, renkli spiker Jerry "The King" Lawler ile oluşturduğu spiker ikilisi, bir nesil için güreşin sesi haline geldi. Ross'un duygusal, tutkulu ve samimi anlatımı, anları olduğundan daha büyük gösterme yeteneğiyle birleşti. "Stone Cold! Stone Cold! Stone Cold!", "As God as my witness, he is broken in half!" gibi ikonik anonsları, güreş tarihinin en unutulmaz anlarıyla özdeşleşmiştir. Spikerlik rolünün yanı sıra, Ross sahne arkasında da son derece etkili bir isimdi. Uzun yıllar WWE'nin Yetenek İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Bu roldeyken The Rock, "Stone Cold" Steve Austin, Mick Foley, Brock Lesnar ve John Cena gibi endüstriyi şekillendiren sayısız süperstarın keşfedilmesinde ve WWE'ye kazandırılmasında kilit rol oynadı. Bu yönüyle, spikerliği kadar yönetici kimliğiyle de WWE'nin başarısına büyük katkı sağladı. Kariyeri boyunca Bell's Palsy (yüz felci) hastalığıyla defalarca mücadele eden ve bu durumuyla milyonlara ilham veren Ross, dayanıklılığın bir sembolü haline geldi. WWE'deki kariyeri, 2007 yılında WWE Hall of Fame'e dahil edilmesiyle onurlandırıldı. WWE'den ayrıldıktan sonra farklı projelerde yer alan Ross, 2019 yılında kurulan All Elite Wrestling (AEW) şirketine katıldı. Temmuz 2025 itibarıyla AEW'de kıdemli danışman ve spiker olarak görev yapmaya devam eden Jim Ross, efsanevi sesini ve engin tecrübesini yeni nesil güreş severlerle buluşturmaktadır.

Dustin Runnels
Dustin Patrick Runnels, 11 Nisan 1969'da Austin, Teksas, ABD'de dünyaya gelmiştir. O, efsanevi profesyonel güreşçi "The American Dream" Dusty Rhodes'un oğlu ve Cody Rhodes'un üvey kardeşidir. Güreşin en saygın ailelerinden birinden gelen Runnels, kariyeri boyunca farklı karakterlere bürünme yeteneği ve olağanüstü uzun ömürlülüğü ile tanınır. Kariyerine 1990'ların başında World Championship Wrestling'de (WCW) "The Natural" Dustin Rhodes adıyla başladı ve burada Birleşik Devletler Şampiyonluğu'nu kazanarak babasının izinden giden yetenekli bir genç olarak adını duyurdu. Ancak Runnels'ı küresel bir yıldıza dönüştüren ve güreş tarihine adını yazdıran olay, 1995 yılında WWE'ye (o zamanki adıyla WWF) dönerek yarattığı "Goldust" karakteri oldu. "Tuhaf Olan" (The Bizarre One) olarak bilinen Goldust, sinemaya takıntılı, androjen ve cinsel olarak muğlak tavırlarıyla rakiplerinin zihnine giren, psikolojik savaş yürüten bir karakterdi. O dönem için son derece çığır açan ve tartışmalı olan bu karakter, WWE'nin "New Generation" ve ardından gelen "Attitude" dönemlerinin en unutulmaz figürlerinden biri oldu. Goldust olarak defalarca Kıtalararası Şampiyonluk kazandı ve sektördeki en yaratıcı karakter oyuncularından biri olarak ün kazandı. Runnels, WWE'de yıllar boyunca farklı dönemlerde Goldust karakteriyle geri dönüşler yaptı ve her seferinde seyircinin ilgisini çekmeyi başardı. 2010'lu yıllarda kardeşi Cody Rhodes (Stardust olarak) ile kurduğu takım, kariyerinin son dönemlerindeki en dikkat çekici anlardan birini yaşattı. İkili, The Shield gibi dominant bir grubu yenerek WWE Takım Şampiyonluğunu kazandı ve bu, onların aile bağlarını merkeze alan duygusal bir hikayeydi. 2019'da WWE'den ayrılarak yeni kurulan All Elite Wrestling (AEW) şirketine katılan Runnels, burada kariyerinde bir rönesans yaşadı. AEW'nin ilk büyük etkinliği olan Double or Nothing'de kardeşi Cody'ye karşı yaptığı maç, kanlı, duygusal ve dramatik yapısıyla eleştirmenler tarafından kariyerinin en iyi maçı olarak kabul edildi. Temmuz 2025 itibarıyla AEW'de "The Natural" Dustin Rhodes adıyla güreşmeye devam eden Runnels, aynı zamanda genç nesil güreşçilere koçluk yapan ve soyunma odasında liderlik rolü üstlenen saygıdeğer bir kıdemli sporcudur.

Saraya Bevis
Saraya Jade Bevis, profesyonel güreş dünyasında bilinen adlarıyla Paige ve Saraya, 17 Ağustos 1992 tarihinde Norwich, Norfolk, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. İngiliz güreşinin ünlü "Knight" hanedanının bir üyesi olan Saraya, güreşçi bir anne ve babanın kızı olarak ringlerin içinde büyüdü. Henüz 13 yaşındayken, babasının organize ettiği bir şovda eksik bir güreşçinin yerine geçerek "Britani Knight" adıyla profesyonel kariyerine başladı. Ailesiyle birlikte yer aldığı "The Wrestlers: Fighting with My Family" belgeseli, onun WWE yetenek avcılarının dikkatini çekmesini sağladı ve bu hikaye daha sonra Dwayne "The Rock" Johnson'ın yapımcılığını üstlendiği, başrolünde Florence Pugh'un yer aldığı 2019 yapımı "Fighting with My Family" adlı Hollywood filmine konu oldu. 2011 yılında WWE ile sözleşme imzalayarak Paige ring adını alan Bevis, şirketin gelişim markası NXT'de büyük bir etki yarattı. NXT tarihinin ilk Kadınlar Şampiyonu olarak tarihe geçti ve "yarının imparatoriçesi" unvanını kazandı. Asıl büyük patlamasını ise 2014 yılında, WrestleMania 30'un ertesi gecesi ana kadroya (RAW) yaptığı ilk çıkışta gerçekleştirdi. O dönemin en baskın şampiyonu AJ Lee'yi yenerek, ilk gecesinde WWE Divas Şampiyonluğu'nu kazanan en genç güreşçi (21 yaşında) oldu. Soluk teni, gotik tarzı ve asi tavırlarıyla "Anti-Diva" karakterini yarattı ve WWE'de o dönem hakim olan manken kökenli güreşçi algısını yıkarak "Kadınlar Devrimi"nin (Women's Revolution) fitilini ateşleyen en önemli isimlerden biri oldu. WWE kariyerinde iki kez Divas Şampiyonluğu yaşadı ve "Total Divas" reality şovuyla popülaritesini güreş dışına da taşıdı. Ancak kariyeri, 2017 yılında yaşadığı talihsiz ve ciddi bir boyun sakatlığı nedeniyle sekteye uğradı. Doktorların bir daha güreşemeyeceğini belirtmesi üzerine, 2018 yılında henüz 25 yaşındayken ring içi kariyerini sonlandırdığını açıklamak zorunda kaldı. Bu süreçte WWE ekranlarında SmackDown Genel Müdürü ve menajer olarak rol almaya devam etti. Yıllar süren tedaviler ve boyun ameliyatlarının ardından, 2022 yılında WWE'den ayrılarak All Elite Wrestling (AEW) şirketiyle anlaştı ve kendi adı olan Saraya'yı kullanmaya başladı. Doktorlardan tam onay alarak ringlere mucizevi bir dönüş yapan Saraya, 2023 yılında Londra'daki Wembley Stadyumu'nda gerçekleşen "All In" etkinliğinde AEW Kadınlar Dünya Şampiyonluğu'nu kazanarak kariyerinin ikinci baharını taçlandırdı. Hem yaşadığı trajediler hem de azmiyle, modern güreş tarihinin en ilham verici kadın figürlerinden biri olarak kariyerine devam etmektedir.
Martha Hart
Martha Joan Hart (kızlık soyadı Patterson), 31 Ekim 1966 tarihinde Calgary, Alberta, Kanada'da dünyaya gelmiştir. Profesyonel güreş dünyasının en trajik ve tartışmalı figürlerinden biri olan Martha Hart, efsanevi güreşçi Owen Hart'ın eşi olmasının yanı sıra, akademik kariyeri, yazarlığı ve hayırsever kimliğiyle tanınmaktadır. Calgary Üniversitesi'nde Sosyal ve Gelişimsel Psikoloji alanında doktora yapmış saygın bir araştırmacıdır. Gençlik yıllarında, Kanada'nın ünlü güreş hanedanı Hart ailesinin en küçük oğlu Owen Hart ile tanıştı ve 1989 yılında evlendi. Ancak Martha, Hart ailesinin diğer üyelerinin aksine güreş endüstrisine her zaman mesafeli durmuş, eşinin de güreşi bırakıp öğretmenlik yapmasını desteklemiştir. Martha Hart'ın hayatı ve kamuoyundaki imajı, 23 Mayıs 1999 tarihinde gerçekleşen "Over the Edge" etkinliğinde eşi Owen Hart'ın trajik ölümüyle geri dönülmez bir şekilde değişti. Eşinin ihmal sonucu gerçekleşen ölümünün ardından WWF'e (şimdiki adıyla WWE) karşı büyük bir hukuk mücadelesi başlattı. Şirkete karşı açtığı haksız fiil davasını uzlaşmayla sonuçlandıran Martha, elde ettiği tazminatın tamamını 2000 yılında kurduğu "The Owen Hart Foundation" (Owen Hart Vakfı) için kullandı. Bu vakıf aracılığıyla ihtiyaç sahibi öğrencilere burslar vermekte, düşük gelirli ailelere konut yardımı sağlamakta ve çeşitli hayır işleri yürütmektedir. Owen Hart'ın ölümünden sonra WWE ile ilişkilerini tamamen kesen Martha Hart, şirketin eşinin imajını kullanmasını, ürünlerini satmasını ve onu "WWE Hall of Fame"e (Şöhretler Müzesi) dahil etmesini kesin bir dille reddetti. Bu duruşu nedeniyle güreş dünyasının bir kesimi ve bazı Hart ailesi üyeleriyle ters düşse de, eşinin ölümünden sorumlu tuttuğu şirketin onun mirası üzerinden para kazanmasına izin vermeme konusundaki kararlılığından asla taviz vermedi. 2002 yılında eşinin hayatını ve ölümü ardındaki gerçekleri anlattığı "Broken Harts: The Life and Death of Owen Hart" adlı çok satan kitabı yayımladı. Yıllarca güreş dünyasından tamamen uzak kalan Martha Hart, 2021 yılında sürpriz bir kararla All Elite Wrestling (AEW) şirketiyle işbirliği yaptığını duyurdu. AEW'nun sahibi Tony Khan ile kurduğu güven ilişkisi sonucunda, eşinin mirasını onurlandırmak adına "Owen Hart Cup" turnuvasını başlattı. Bu işbirliği sayesinde Owen Hart'ın adı ve mirası, onun onayladığı bir platformda, hayır kurumuyla bağlantılı olarak yaşatılmaya başlandı. Martha Hart, günümüzde vakıf çalışmalarını sürdürmekte ve AEW etkinliklerinde turnuva kazananlarına kupalarını takdim ederek güreş izleyicisiyle sınırlı da olsa yeniden buluşmaktadır.

Owen Hart
Oyuncu kadrosu · WWE Heat olarak bilinir
Owen James Hart, 7 Mayıs 1965'te Calgary, Alberta, Kanada'da dünyaya gelmiştir. Güreşin en saygın ailelerinden biri olan Hart ailesinin 12 çocuğunun en küçüğü olan Owen, efsanevi patriark Stu Hart'ın oğlu ve Bret "The Hitman" Hart'ın da kardeşidir. Babasının "Hart Zindanı" (Hart Dungeon) olarak bilinen efsanevi spor salonunda eğitilen Owen, üstün teknik becerisi ve akıcı yüksek uçuş tarzıyla daha kariyerinin başında kuşağının en yetenekli güreşçilerinden biri olarak öne çıktı. WWE'deki (o zamanki adıyla WWF) ilk kısa döneminin ardından, 1990'ların başında şirkete geri döndüğünde asıl çıkışını yaptı. Kariyerinin en unutulmaz hikayesi, abisi Bret Hart'a karşı duyduğu kıskançlık üzerine kurulu olan ve eleştirmenlerce çok beğenilen rekabeti oldu. WrestleMania X'te abisini temiz bir şekilde yenerek büyük bir sükse yaptı. Aynı yıl, 1994 King of the Ring turnuvasını kazanarak kendisine "The King of Harts" (Kalplerin Kralı) lakabını taktı ve şirketin en önemli kötü karakterlerinden biri haline geldi. Tekli kariyerindeki başarısının yanı sıra, Owen aynı zamanda son derece başarılı bir takım güreşçisiydi. Yokozuna ve eniştesi The British Bulldog gibi partnerlerle defalarca WWE Takım Şampiyonluğu'nu kazandı. 1997'de, Kanada yanlısı ve Amerika karşıtı söylemleriyle büyük ses getiren ve yeniden kurulan The Hart Foundation grubunun kilit üyelerinden biriydi. Daha sonraki yıllarda Nation of Domination grubuna katılarak karakterindeki çok yönlülüğü bir kez daha kanıtladı. 23 Mayıs 1999'da, "Over the Edge" adlı özel etkinlikte, komedik "The Blue Blazer" karakteriyle tavandan ringe iniş yapacağı bir gösteri sırasında, güvenlik ekipmanındaki bir arıza sonucu ringe trajik bir şekilde düşerek hayatını kaybetti. Bu olay, güreş dünyasını yasa boğdu. Owen Hart, hem ring içindeki inanılmaz yeteneği hem de sahne arkasında sevilen ve şakacı kişiliğiyle hatırlanır. Mirası, dul eşi Martha Hart tarafından yönetilen Owen Hart Vakfı ve 2022'den beri All Elite Wrestling (AEW) ile ortaklaşa düzenlenen yıllık "Owen Hart Kupası" turnuvasıyla onurlandırılmaya devam etmektedir.

Cate Blanchett
Oyuncu kadrosu · Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi, Sindirella, Yüzüklerin Efendisi: İki Kule olarak bilinir
Catherine Elise "Cate" Blanchett, 14 Mayıs 1969 tarihinde Melbourne, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Babasının erken yaşta vefatının ardından annesi tarafından büyütülen Blanchett, Melbourne Üniversitesi'nde sanat tarihi ve ekonomi okurken oyunculuk tutkusunu keşfetti ve eğitimini Avustralya'nın prestijli Ulusal Dramatik Sanatlar Enstitüsü'nde (NIDA) tamamladı. Mezuniyetinin ardından tiyatro sahnesine adım atarak Sydney'deki tiyatro topluluklarında klasik ve modern oyunlarda gösterdiği performanslarla eleştirmenlerin dikkatini çekti. Blanchett'ın uluslararası alanda tanınmasını sağlayan ve ona ilk Oscar adaylığının yanı sıra Altın Küre ve BAFTA ödüllerini getiren rolü, Shekhar Kapur'un yönettiği "Elizabeth" (1998) filminde canlandırdığı Kraliçe I. Elizabeth karakteri oldu. Bu performans, onun ne kadar güçlü ve çok yönlü bir yetenek olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Kısa bir süre sonra Peter Jackson'ın efsanevi üçlemesi "Yüzüklerin Efendisi"nde (The Lord of the Rings) canlandırdığı Elf kraliçesi Galadriel rolüyle dünya çapında milyonlarca izleyicinin hafızasına kazındı ve bu rolü "Hobbit" serisinde de tekrarladı. Kariyeri boyunca riskli ve farklı roller seçmekten çekinmeyen Blanchett, Martin Scorsese'nin yönettiği "Göklerin Hakimi" (The Aviator) (2004) filminde efsanevi aktris Katharine Hepburn'ü canlandırdığı performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ilk Oscar'ını kazandı. Bob Dylan'ın farklı personasından birini canlandırdığı "Beni Orada Arama" (I'm Not There) (2007) ve eleştirmenlerce beğenilen "Carol" (2015) gibi filmlerle yeteneğinin sınırlarını zorladı. Ancak kariyerinin zirvelerinden biri, Woody Allen'ın yönettiği "Mavi Yasemin" (Blue Jasmine) (2013) filmindeki performansıyla geldi ve bu rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kucakladı. Blockbuster yapımlarda da yer alan Blanchett, Marvel Sinematik Evreni'ne "Thor: Ragnarok" (2017) filminde kötü karakter Hela olarak katıldı ve "Ocean's 8" (2018) filminde rol aldı. Son dönemdeki en etkileyici performanslarından birini, "Tár" (2022) filminde canlandırdığı hırslı orkestra şefi Lydia Tár rolüyle sergileyerek Venedik Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı ve bir kez daha Oscar'a aday gösterildi. Sinema kariyerinin yanı sıra tiyatro sahnesinden hiç kopmayan Blanchett, eşi Andrew Upton ile birlikte Sydney Theatre Company'nin sanat yönetmenliğini üstlenmiş ve birçok başarılı oyunda sahne almıştır. Sanat dünyasının en saygın ve yetenekli isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Margot Robbie
Oyuncu kadrosu · Barbie, The Suicide Squad: İntihar Timi, Babil olarak bilinir
Margot Elise Robbie, 2 Temmuz 1990 tarihinde Dalby, Queensland, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Kariyerine Avustralya'da başlayan Robbie, ilk büyük çıkışını 2008-2011 yılları arasında rol aldığı popüler pembe dizi "Neighbours" ile yaptı. Bu dizide canlandırdığı Donna Freedman karakteriyle Avustralya ve İngiltere'de tanınan bir yüz haline geldikten sonra, Hollywood'da kariyer yapmak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Robbie'nin Hollywood'daki ve uluslararası alandaki asıl patlaması, Martin Scorsese'nin yönettiği 2013 yapımı "Para Avcısı" (The Wolf of Wall Street) filmiyle oldu. Leonardo DiCaprio'nun karşısında canlandırdığı Naomi Lapaglia karakteriyle tüm dikkatleri üzerine çekti ve performansıyla eleştirmenlerden tam not aldı. Bu rol, onu bir anda Hollywood'un en çok aranan yeni yıldızlarından biri haline getirdi. Bu başarının ardından, DC Comics evreninde canlandırdığı Harley Quinn karakteriyle popüler kültürdeki yerini perçinledi. İlk kez "Suicide Squad: Gerçek Kötüler" (Suicide Squad) (2016) filminde hayat verdiği bu anti-kahraman rolü o kadar çok sevildi ki, karakteri "Yırtıcı Kuşlar" (Birds of Prey) (2020) ve "The Suicide Squad" (2021) filmlerinde de canlandırmaya devam etti. Oyunculuğun yanı sıra kariyerini yapımcılıkla da şekillendiren Robbie, 2014 yılında LuckyChap Entertainment adlı kendi yapım şirketini kurdu. Şirketin misyonunu, kadın odaklı hikayeleri anlatmak olarak belirledi. Bu şirketin ilk büyük başarılarından biri, Robbie'nin aynı zamanda başrolünü üstlendiği "Ben, Tonya" (I, Tonya) (2017) filmi oldu. Tartışmalı buz patenci Tonya Harding'i canlandırdığı bu rolle kariyerinin ilk En İyi Kadın Oyuncu Oscar adaylığını kazandı ve sadece bir Hollywood yıldızı değil, aynı zamanda ciddi bir dramatik aktris ve vizyon sahibi bir yapımcı olduğunu da kanıtladı. "Skandal" (Bombshell) (2019) filmindeki rolüyle ikinci kez Oscar'a aday gösterildi. Ancak Robbie'nin kariyerindeki asıl zirve, hem başrolünü üstlendiği hem de yapımcılığını yaptığı 2023 yapımı "Barbie" filmi oldu. Film, küresel bir kültürel fenomene dönüşerek gişede rekorlar kırdı ve yılın en çok hasılat yapan filmi oldu. Bu başarı, Margot Robbie'nin statüsünü Hollywood'un en güçlü ve etkili aktör-yapımcılarından biri olarak ölümsüzleştirdi.

Jonathan Hyde
Oyuncu kadrosu · The Strain, Mumya, Titanik olarak bilinir
Jonathan Stephen Gehring Hyde, 21 Mayıs 1948 tarihinde Brisbane, Queensland, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Hyde, oyunculuk tutkusunun peşinden giderek genç yaşta İngiltere'ye taşındı ve dünyanın en prestijli tiyatro okullarından biri olan Royal Academy of Dramatic Art'tan (RADA) mezun oldu. Kariyerinin temellerini tiyatro sahnesinde atan usta oyuncu, Royal Shakespeare Company'nin (RSC) saygın bir üyesi olarak "Kral Lear", "Macbeth" ve "Romeo ve Juliet" gibi klasik eserlerde rol alarak sahne hakimiyetini geliştirdi. Sinema dünyasında ise özellikle 1990'lı yıllarda canlandırdığı aristokrat, sofistike ve genellikle elitist kötü adam rolleriyle tanındı. Geniş kitlelerin dikkatini çektiği ilk önemli yapım, Macaulay Culkin ile başrolü paylaştığı "Richie Rich" (1994) filmindeki sadık ve yetenekli uşak Herbert Cadbury rolü oldu. Ancak onu bir popüler kültür ikonuna dönüştüren performans, Robin Williams ile birlikte rol aldığı kült fantastik film "Jumanji" (1995) ile geldi. Bu filmde hem ana karakter Alan Parrish'in otoriter babası Sam Parrish'i hem de oyunun içinden çıkan acımasız avcı Van Pelt'i canlandırarak "Peter Pan" geleneğine selam duran çift roldeki ustalığını sergiledi. Kariyerinin en büyük ticari başarısı ve küresel tanınırlığı, James Cameron'ın yönettiği ve sinema tarihinin en çok hasılat yapan filmlerinden biri olan "Titanic" (1997) filmindeki rolüyle gerçekleşti. Filmde, geminin sahibi olan White Star Line şirketinin başkanı J. Bruce Ismay karakterine hayat verdi. Trajedi sırasında filikaya binerek kaçan, kibirli ve korkak bir iş adamını canlandırdığı bu performans, izleyicilerin hafızasında derin bir yer etti. Bu dönemde ayrıca "Anaconda" (1997) filminde Warren Westridge ve kült macera filmi "Mumya"da (The Mummy) (1999) Mısırolog Dr. Allen Chamberlain gibi akılda kalıcı yan karakterleri canlandırdı. Televizyon dünyasında ise son yıllardaki en dikkat çekici işi, Guillermo del Toro'nun yarattığı ve diğer "The Strain" oyuncularıyla birlikte rol aldığı aynı adlı dizideki (2014-2017) Eldritch Palmer rolüdür. Dizide, ölümsüzlüğe kavuşmak uğruna insanlığı vampir istilasına sürükleyen, hasta ve manipülatif bir milyarderi canlandıran Hyde, karakterin çaresizliğini ve hırsını derinlikli bir şekilde yansıttı. Ayrıca seslendirme sanatçısı olarak da çalışan aktör, "Trollhunters: Tales of Arcadia" animasyon serisinde Waltriz / Strickler karakterine sesiyle hayat vermiştir. Jonathan Hyde, İngiliz tiyatro disiplinini Hollywood'un büyük bütçeli yapımlarıyla harmanlayan saygın bir karakter oyuncusu olarak kariyerine devam etmektedir.

Clémence Poésy
Oyuncu kadrosu · Tenet, Harry Potter ve Ateş Kadehi olarak bilinir
Clémence Poésy, doğum adıyla Clémence Guichard, 30 Ekim 1982 tarihinde L'Haÿ-les-Roses, Val-de-Marne, Fransa'da dünyaya gelmiştir. Babası bir aktör ve yazar olan Poésy (annesinin evlilik öncesi soyadını sahne adı olarak kullanmaktadır), sanatla iç içe bir ortamda büyüdü. Oyunculuk eğitimini, Fransa'nın en prestijli okullarından biri olan Conservatoire National Supérieur d'Art Dramatique'te (CNSAD) alarak kariyerine sağlam bir temel attı. Kariyerine Fransız filmleri ve tiyatro oyunlarıyla başlayan Poésy, uluslararası alandaki en büyük çıkışını, dünya çapında fenomen olan Harry Potter serisiyle yaptı. "Harry Potter ve Ateş Kadehi" (Harry Potter and the Goblet of Fire) (2005) filminde canlandırdığı Beauxbatons Akademisi'nin şampiyonu Fleur Delacour karakteri, onu küresel bir izleyici kitlesiyle tanıştırdı. Bu rolünü serinin son filmleri olan "Harry Potter ve Ölüm Yadigârları"nda (Harry Potter and the Deathly Hallows) (2010-2011) da tekrarladı. Harry Potter'ın getirdiği şöhretin ardından, hem Avrupa sinemasında hem de Hollywood'da aranan bir yüz haline geldi. 2008 yılında, eleştirmenlerce beğenilen ve kült bir klasik haline gelen Martin McDonagh filmi "In Bruges"de Colin Farrell ve Ralph Fiennes ile birlikte rol alarak yeteneğini farklı bir türde sergiledi. Ayrıca Danny Boyle'un yönettiği "127 Saat" (127 Hours) (2010) ve Christopher Nolan'ın yönettiği "Tenet" (2020) gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde de yer aldı. Poésy, televizyon kariyerinde de önemli başarılara imza attı. Popüler Amerikan dizisi "Gossip Girl"de (2010) bir sezon boyunca canlandırdığı Eva Coupeau karakteriyle tanınırlığını artırdı. Ancak televizyondaki en önemli rolü, İngiliz-Fransız ortak yapımı olan polisiye dizi "The Tunnel"da (2013-2018) canlandırdığı dedektif Elise Wassermann karakteridir. Bu dizideki başrolüyle üç sezon boyunca eleştirmenlerden tam not aldı ve iki dilde birden oynayabilme yeteneğini gözler önüne serdi. Son olarak "The Walking Dead: Daryl Dixon" (2023) dizisinin kadrosuna katılarak yüksek profilli bir projede daha yer aldı. Oyunculuğun yanı sıra, kendine özgü stil anlayışıyla bir moda ikonu olarak da kabul edilen Clémence Poésy, Chloé gibi markaların da yüzü olmuştur. Hem büyük bütçeli Hollywood yapımlarında hem de bağımsız sanat filmlerinde rahatlıkla yer alabilen, zarafeti ve entelektüel duruşuyla tanınan çok yönlü bir sanatçıdır.

Drew Barrymore
Oyuncu kadrosu · E.T., Karanlık Yolculuk, Çığlık olarak bilinir
Drew Blythe Barrymore, 22 Şubat 1975 tarihinde Culver City, Kaliforniya'da dünyaya gelmiştir. Sinema tarihinin en köklü ailelerinden biri olan Barrymore hanedanının üyesi olan Drew; John Drew Barrymore ve Jaid Barrymore'un kızı, efsanevi oyuncular John, Lionel ve Ethel Barrymore'un ise torunudur. Vaftiz babası Steven Spielberg olan Barrymore, kariyerine henüz 11 aylıkken bir köpek maması reklamıyla başladı. Sinemadaki ilk çıkışını "Altered States" (1980) ile yapsa da, onu tüm dünyanın tanıdığı bir çocuk yıldıza dönüştüren rol, Spielberg'ün yönettiği bilimkurgu klasiği "E.T." (1982) filmindeki Gertie karakteri oldu. Erken yaşta gelen şöhret, çalkantılı bir ergenlik dönemini ve madde bağımlılığı sorunlarını beraberinde getirse de, Barrymore bu zorlukları aşarak Hollywood'un en etkileyici geri dönüş hikayelerinden birine imza attı. 1990'ların başında "Poison Ivy" (1992) ve "Guncrazy" (1992) gibi filmlerle çocuk yıldız imajını yıkarak yetişkin rollerine geçiş yaptı. 1996 yılında korku klasiği "Çığlık" (Scream) filminin ikonik açılış sahnesindeki performansıyla türe damgasını vurdu. Bu dönemden sonra özellikle romantik komedi türünde büyük başarılar elde etti. Adam Sandler ile mükemmel bir uyum yakaladığı "Evlilik Öpücüğü" (The Wedding Singer) (1998), "50 İlk Öpücük" (50 First Dates) (2004) ve "Karışık Aile" (Blended) (2014) filmleri gişe rekorları kırdı. Ayrıca "Sonsuza Dek" (Ever After) (1998) filmindeki Külkedisi yorumuyla da beğeni topladı. Barrymore sadece kamera önünde değil, arkasında da güçlü bir figür haline geldi. 1995 yılında kurduğu prodüksiyon şirketi Flower Films ile kariyerinin kontrolünü eline aldı. Hem yapımcılığını üstlendiği hem de Cameron Diaz ve Lucy Liu ile başrolü paylaştığı "Charlie'nin Melekleri" (Charlie's Angels) (2000) ve devam filmi, dünya çapında büyük hasılat elde etti. Kült film "Donnie Darko"nun (2001) da yapımcılığını üstlenerek bağımsız sinemaya destek verdi. Dramatik yeteneğini ise 2009 yapımı HBO filmi "Grey Gardens"ta canlandırdığı Little Edie rolüyle kanıtladı ve bu performansıyla Altın Küre ile SAG ödüllerini kazandı. Yakın dönemde Netflix'in korku-komedi dizisi "Santa Clarita Diet"te (2017-2019) başrol oynayan Barrymore, kariyerine yeni bir yön vererek 2020 yılında "The Drew Barrymore Show" adlı gündüz kuşağı sohbet programını sunmaya başladı. Sempatik tavırları, girişimci ruhu ve Flower Beauty markasıyla iş dünyasındaki başarısıyla Drew Barrymore, Hollywood'un en sevilen ve çok yönlü ikonlarından biri olmayı sürdürmektedir.

Conor McGregor
Oyuncu kadrosu · Bar Fedaisi olarak bilinir
Conor Anthony McGregor, 14 Temmuz 1988 tarihinde Dublin, İrlanda'da dünyaya gelmiştir. "The Notorious" lakabıyla tanınan McGregor, karma dövüş sanatları (MMA) tarihinin en popüler, en çok kazanan ve en etkili figürlerinden biridir. Dövüş sanatlarına olan ilgisinden önce bir süre tesisatçı çırağı olarak çalışan McGregor, profesyonel MMA kariyerine İrlanda'daki yerel organizasyonlarda başladı. Avrupa'nın önde gelen organizasyonlarından Cage Warriors'da hem tüy sıklet hem de hafif sıklet şampiyonu olarak çifte kemer kazanması, onun UFC'nin dikkatini çekmesini sağladı. 2013 yılında UFC'ye katıldıktan sonra kendine özgü stili, keskin zekasıyla yürüttüğü "psikolojik savaş" ve güçlü sol eliyle aldığı bitirici nakavtlarıyla kısa sürede tüy sıkletin zirvesine tırmandı. 2015 yılında, 10 yıldır yenilmeyen efsanevi şampiyon José Aldo'yu maçın başlangıcından sadece 13 saniye sonra nakavt ederek UFC Tüy Sıklet Şampiyonu olması, kariyerinin en ikonik anlarından biridir. McGregor, tarih yazmaya hafif sıklette devam etti. Nate Diaz ile yaptığı unutulmaz maçların ardından, 2016'da New York'taki tarihi Madison Square Garden'da Eddie Alvarez'i de mağlup ederek UFC Hafif Sıklet Şampiyonu oldu. Bu zaferle, UFC tarihinde aynı anda iki farklı sıkletin kemerini elinde tutan ilk dövüşçü ("Champ-Champ") unvanını alarak adını ölümsüzleştirdi. Popülaritesinin zirvesindeyken, 2017'de efsanevi boksör Floyd Mayweather Jr. ile yaptığı ve tarihin en yüksek gelirli dövüş sporları organizasyonlarından biri olan boks maçıyla küresel bir sansasyon yarattı. Dövüş sporlarının yanı sıra, kurduğu "Proper No. Twelve" adlı viski markasıyla da büyük bir ticari başarı yakaladı ve 2024 yapımı "Road House" filmiyle de sinema dünyasına adım attı. Kariyeri, Khabib Nurmagomedov ile yaptığı ve UFC tarihinin en çok izlenen maçı olan karşılaşma gibi büyük olayların yanı sıra çeşitli tartışmalarla da anıldı. 2021 yılında Dustin Poirier ile yaptığı üçüncü maçta bacağının kırılmasıyla sonuçlanan ciddi bir sakatlık yaşadı. Bu sakatlığın ardından uzun bir ara veren McGregor'un ringlere dönmesi, dövüş dünyasında en çok beklenen olaylardan biri olmaya devam etmektedir. Güçlü sol eline dayalı, boks ağırlıklı dövüş stili ve rakipsiz özgüveniyle tanınan Conor McGregor, sadece kazandığı kemerlerle değil, aynı zamanda MMA sporunu küresel bir ana akım eğlenceye dönüştürmesiyle de hatırlanır. Karizması, ticari zekası ve tartışmalı kişiliğiyle, dövüş dünyasının sınırlarını aşan bir popüler kültür ikonudur.